Ben hep kaçtım bu meretten damarlarım asitle dolana kadar, ciğerlerim patlayana kadar kaçtım sonra kuytu bir köşede dinlendim gene kaçtım ta ki seni görene kadar gerçi senden de çok kaçmak istedim bilirsin ama yetmedi nefesim. Kaçarken de boş durmadım ama okullar okudum iyi insanlar tanıdım kitaplar okudum düzinelerce şiir ezberledim niye biliyor musun nefesimin yetmediği kişiye yani sana hazırlandım. bir gün hepsini sana okumak bütün bildiklerimi senle paylaşmak için ama anladım ki okumakla bir şeyler kazansa da insan yaşayarak öğreniyormuş. Çok öfkeliyim çatacak yer arıyorum sonra mecalimin olmadığını hissediyorum bir sigara daha yakıyorum. ben kaybettim hemde çok fiyakalı kaybettim birileri geldi bana sözler verdi sakladığım her şeyi elimden aldı gitti. elimde olmadan sürekli niye diye soruyorum kendime, niye, bu kadar mı adaletsiz lan bu dünya bu kadar kaçtıktan onca emekten beklemekten sabretmekten sonra niye...
sonra bir bakıyorum aşık jargonuyla isyan ediyorum gülüyorum ve susuyorum. ah bir bilsen şu sigara izmaritlerine gömdüklerimi umutlarımı hayallerimi sonra annemi. Böyle bitecekmiş meğer hayırlısı diyip kendimi avutup bir sigara daha yakıyorum şimdi. Niye gecenin bir yarısı kalktım sözlüğe girdimde bu yazıyı yazdım biliyomusun belki öfkem biraz diner belki içimdeki yumruk biraz gevşer belki daha az sigara içerim diye. yazamıyorum çünkü ona bunları e insanlar desen senin derdini merakından dinler olmuş gıdasını aldıktan sonra çekiliyor kendi köşesine sahi yaşadığımız devirde kimse kimsenin derdiyle dertlenmez saygı duymaz olmuş ne biliyim işte aq ya geçer diye bekliyicem bende sağa sola salça olucam belki para bulursam bir hafta kaçıcam bir yerlere klasik aşk acısı işte çok görmüştüm de tecrübe etmemiştim bugüne nasipmiş hadi hayırlı sabahlar. siktir edin ya yaşayın korkmadan, ölümüne yaşayın. ben kaçtım korktumda ne oldu bu zamana kadar hikaye hep aynı. temennim şudur ki kuşlar konsun yollarınıza.
Daha ilk andan gece uykularini bolmeye baslayandir.
konusmalarinizi gecirilen vakitleri dusun, sozlerini kalbine yaz, hasret cek...
sonra sevdigin halde ayril, zorunda kal.
adinin imkansizlik oldugunu ogren.
bu defa agla, geceleri sec bunun icin Her halukarda olan yine uykulara olsun.
eğer doğru düzgün birine aşık olmazsanız her fırsatta o kadar uyarmanıza rağmen sizi kırmaya devam eder. 2 saniyesini size ayırmaz bunun yerine saygısızlık eder, kırar da kırar. adam gibi kişilere aşık olun. kötü insanlardan uzak durun.
hakkında sayfalarca yazıldı. esasında aşk var mı yok mu bu bile muamma iken biz aşkı konusuyoruz. ondan önce onu düşünüp hazırlıklı olmak, hava soğuk acaba üşür mü demek, sırf gitmesin de başkasını getirsin demek aşk mı yoksa saplantı mı ?! galiba aşk yok onu biz uydurduk.
Aylardır ciğerimi kanırta kanırta yaşadığım duygu. Hele de kavuşamazsan geçmiş olsun. Artık 'o' olursun. Kendin seni unutmuştur 'o' nun unuttuğu gibi. Herkes unut der 'o' nun ilmek ilmek işlendiğini bilmeden. Nerden bilsinler ki. Hiç görmeden böyle birşey mümkün mü zaten(!) Aşk 'o' nun "unut beni sana aşık değilim" demesine rağmen bitmeyen birşey. Aşk acısı çekmem gerekirken aşkın kendisini yaşıyorum. Ben aşkı acısıyla tatlısıyla başımın üstüne koymuşum. gönlümün sesi oldun ey yar. O yar kaçıp kurtulsun. Yanmak bana düşer.
basit bir musluk tamircisi, aşık olduğu prensesi kurtarmak için canavarlarla dövüşmeyi göze alabilir.
yaşamın kuralları farklı olsaydı, zaman geriye akardı, henüz kurtarmış olduğu prensesten kaçıp öldürdüğü her düşmanı dirilterek, topladığı tüm altınları olduğu yere bırakıp uzaklara doğru geri çekilir ve en sonunda da demin kaçtığı o korkunç kaleye bakardı uzaklaşarak mario.
önemli olan prenses, canavar, zenginlik, cesaret değil; zamana hükmetmek.
zaman şu an bildiğimiz gibi aktığı için belki de "teşekkür ederim mario ama prensesimiz başka bir kalede." diyen tipler var.
herşeyi bir kenara bırakıp kendimizi canavarın yerine koymak da zor, yeni bir kale inşa edebilmek için bol zamana ve bol taşa ihtiyacın olur. seni sevmeyen bir insanı sevdiğin ve onu koruyabilmen için. onu ne kadar korumaya çalışırsan çalış, birgün mutlaka onu elinden almak isteyecek bir mario ile yüzleşmek zorunda kalacaksın. ne kadar kale inşa edersen et, mario tek başına karşına çıkıp prensesini elinden alacak. başkalarının mutluluğu senin mutsuzluğundur. biliyorsun o alev çukurunu bu an için inşa ettin.
sahip olduğu tek mutluluk kaynagi elinden alınan birine koymaz lavların içine atlayıp intihar etmek. birilerinin arkandan "canavarı gebertip prensesi kurtardım" diyecek olması koyar. çünkü şeytanlar da ağlar.
kişinin kendi özelinde kendi içinde yaşadığı karmaşık bir duygudur.
bu sebep ile sevgiliniz size " aşkım" diye sesleniyorsa o ağzından çıkan güzel kelimeyi kendi sesinden duymak istemesidir.
kelimelerden bedene bedenden ruha ulaşmak istediğiniz o " arzuluyorum " duygusunu aşk ile perçinlemektir.
aşk bir oyundur insanın kendine mutluluk hormonu salgılanmasıdir. 2 kişilik değildir aşk. aşk kendine bencildir.