"şimdi aşk kaçmış bir ilmektir gövdenin örgüsünde
uykusuz bir gecenin çitlerine takılan.
sökülür durmadan uzayan ipliğiyle,
sarılır mekiğine sabahın
ürkek bir güvercin halinde.
ve sen eksildikçe o güvercin tamlanır,
kanatlanır böylece köpüren özlemiyle.
uçar gider geçmiş bir günün ardından,
bir tüy kalır geriye senin bittiğin yerde"
binlerce şiire, makaleye, romana konu olmuş, ama en güzellerinden birini de yılmaz erdoğan'ın söylediği delilik hali. sade ve öz... "şimdi sen gidiyorsun ya, herkes sana benzeyecek!"
sadece hissetmek garip bir mutluluğu, yokken var olması her zaman onun, yağmurun daha güzel kokması yada müziğin gizli ritmini duymak, daha az konuşmak yada daha fazla haykırmak içten içe.
Şimdilerde kimsenin dilinden düşmeyen ama bayrağını hala aslının keremin ferhatın şirinin taşıdığı yani öyle sevmesini bilmeyenlerede pek ugrayacak bir şey olmayan muntazam duygudur.
bütün kelebeklerin dünya'da sadece bir adaya dogru ucmasidir. ada çok uzaktadir, kelebegin ömrü ise çok kisadir. ya da hiçbiri. ya da ask yoktur. ya da sen bilirsin. falan ve filan. ask yoktur, o vardir. herkesin ask dedigine sen ask diyemiyorsan ask denilen sey iste o'dur. kelebeklerin onun için uçtuysa bir gün, nasil baskasina konabilir ki baska bir gün...