en ummadığın anda en ummadığın kişiye duyulan histir aşk...
o geldi mi akıl gider...
o gelince zaman akmaz artık...
ve o gelince başka hiç bişey olmasın istersin...
gözlerine bakmaktan âmâ olur gözlerin...
onun adını söylemedikçe lâl olur dilin...
o yoksa olmak istemezsin dünyada...
o varsa anlamlıdır dünya da...
Ben bir çocuktan gerçekten çok hoşlanıyorum. Aynı serviste ve aynı okuldayız. Evlerimizin arasında bir sokak var. Ben iki yıldır ona uzaktan bakarken o bugün resmen benle dalga geçti. Ağladım... Hiç bu kadar üzülmemiştim. Eğer aşk bu ise nefret ettim ben bu işten....
türkçe'den başka hiçbir dilde karşılığı olmayan kelimedir. insanların bu kelimeyi sürekli tanımlama arzusu hormonlarının kişiye oynadığı oyunlardan kaynaklanmaktadır. herkesin tanımı kendince farklı ve yapılan tüm tanımların aşk'a dahil olması mümkündür. en çok karın ağırttığı zaman ki hali hoştur, karında ki o ağrı hem güzel hem tuhaftır.
benim gözüme her zaman şirin gözüktüğünü bilse bu kadar çok aynaya bakmasının gereksiz olduğunu anlardı . yani aşk sevdiğinin her zaman şirin gözükmesidir .
aşksız geçen bir ömürbeyhude yaşanmıştır.
acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım,
mecazi mi yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma.
ayrımlar ayrımları doğurur.
aşkın ise hiç bir sıfat ve tanımlamaya ihtiyacı yoktur.
başlı başına bir dünyadır aşk.
ya tam ortasındasındır, merkezinde.
ya da dışındasındır, hasretinde.*
inanmak istediğim şey. hele boşluktayken sahtesine aldanabileceğiniz öyle bir illüzyon ki çok pişmanlık bırakabilir bünyede. kör düğümünü merak ettiğim, kör kütük olabileceğim varsa eğer gerçeğini istediğim duygu karmaşası. hani diyorlar ya anlatılan masallardaki gibi. bırak masal olsun dünya sonunda ölüm olduktan sonra...
insanı aptala çeviren eninde sonunda mutlak bir hüznü yaşatan gereksiz duygu. Bir yerde bir miktar çikolatanın aşkın verdiği mutlulukla eşdeğer olduğunu okumuştum.
"…yokluğum fazla uzayabilir, zaman zaman dediklerimi dinleyerek saptarsın ki: hayatta kimse kimseyi anlayamaz, kimse kimsenin yerini tutamaz; aşk dediğimiz, ya vahim bir yanlış anlaşılmadır, ya kötü bir hayal kurma tarzı; iki kişinin ikisi de, öbürünün yerine hayal kurmaya kalkıştığından, sukut-u hayaller eksik olmaz! sen dediğime kulak ver, kendimizden başkasını sevemiyoruz; sevdiğimiz, şahsiyetimizin dışlaştırılmış, bir başkasının üzerinde somutlaştırılmış hayali; o başkası da kendisini üçüncü bir şahıs üzerinde dışlaştırır, somutlaştırır: arada ahenk kurulamaz, nasıl kurulsun, sevdiğimizle sandığımız farklı! muvaffak bir çift, yalnızlığa tahammülü yüksek iki insan manasını taşır: çift demek, yan yana iki yalnızlık demek, beraber bile olamamış, kesişmesi bile zor! onun için böyle bir hayatı, içine girip kurbanı olmadan yasayacaksın, yani uzaktan. uzaktan, soyut, hemen hemen yok bir şahsı sevmekten güzelini tasavvur edemiyorum. yakında olmayan sevgili tahayyülde yaşatılır, hayalde yaşatmak az evvel açıkladığım kaideye uygun olarak, onu kendine benzetmektir; yanında bulunmayacağından, o buna ne itiraz edebilir, ne müdahale: sevdiğini, hayalinde değiştirdikçe, kendine benzettikçe daha çok seversin, böylece denge korunmuş olur. sevmek! sevmek esasında alıp başını gitmektir, sevgiliden uzaklaşan mutlak aşka yaklaşır, sevdiğini gönlünde kendi bildiğince yeniden yaratarak..."
bir süreç değildir. aşık oluyorum cümlesi aşkın yapısına ters, teknik bir hatadır.* aşık olunu(yor)maz, aşık olunur.* bir anda. tabi bu stendhal'in kategorize ettiği 7 maddelik aşk çeşitlerinden yıldırım aşkı kategorisine giren aşktır. ve bence en çok yaşanan aşk çeşididir.