kendi duygularını kendine itiraf etmenin, ettirmenin yoludur. bazı şeyleri inadına yapmak, bazı şeyleri inadına yapmamaktır. duygularını en derinden yaşayıp göstermemektir. sevdiğin halde çelme takmaktır. yolda yürümesini, insanların ona bakışını kıskanmaktır. fotoğrafını gördüğünde yanında olsan da içinin sızlamasıdır. sevdiğin yada sevmediğin şeyleri yaparken içinden gelerek hareket etmektir. dokunurken, hissederek, parmak uçlarından kıvılcım çıktığını düşünmektir. gözlerinin içine bakarken onun içini görmektir. konuşmadan kendini ifade etmektir. çok yaşanmışlık olsa da inadına yaşamaktır.
artık sana git diyebilirim
kendim kendime yetebilirim
sana karşı koysam da,
yeni bir ben olabilirim.
başka aşklar bulabilirim
seni hiç yok sayabilirim
yanılıyor olsam da,
buna memnun olabilirim
aşık değilim, olabilirim
olabilirim, olabilirim
yüzde elli sevebilirim
sevebilirim, sevebilirim
sana inat yapabilirim
her an aşık olabilirim
kanabilirim, kanabilirim
ellere kanabilirim
geçebilirim, geçebilirim
kendimden geçebilirim
coğalıp çok olabilirim
bir aleme dalabilirim
giderek yok olabilirim
deliler gibi sevebilirim
her günüm başka leyla,
çok üzgün olabilirim
bu yürek benim degil mi?
yollara atabilirim
böyle de sevebilirim
anlamsız kalabilirim
değişip sen olsam da,
sana hep ters gelebilirim.
sersemleştirir; " kimi sevsem sensin" dedirtir, küçük düşürür; " onursuzunum senin" diye inletir, sitem ettirir; "ben kandan elbiseler giydim senin bundan haberin var mı " diye ağlatır. işte böyle kötü huyları olan bir şeydir aşk ama gelin görün ki gönül aşka müpteladır ve asla hayır diyemez ona.
her bedene yakışmaz aşk... ya "iki" beden dar gelip sıkar, yada bi o kadar bol gelip çirkinleştirir. ben aşkı üzerine yakıştıramayanlardanım. işte bu yüzden bazen çok rahatım, bazende enkaz.. ne mutlu gerçek aşkı üzerine yakıştırabilenlere.
Aşk bir insanı %100 doğallığıyla sevmektir. Birine aşık olduğunda, bir perde iner, aklın durur; sadece kalbinle hareket edersin. işte o perde kalktığında, aklın devreye girdiğinde; karşındakini hala seviyorsan o aşktır...
benim adım aşk.
iki sessiz bir sesli harften ibaret değildir sadece
ne şeklim belli, ne şemalim, ne de zamanım
ansızın dikiliveririm karşınıza
kalbinizin derinliklerinde demlenip süzülüveririm sevdanıza.
çok garip bir şey bu aşk... eminim yaşım hepinizden küçüktür ama en acısını yaşadım ben aşkın . Daha ilk sevgilimden aldatıldım sonra sevdiğim çocuğu öpüşürken gördüm daha ne olsun nefret ediyorum aşktan
"duygusal" fakirin çenesini yoran nane... ya da aç tavuğun ambar hayali misal... hep dilde hep hayalde, yok ben görmedim hayalindeki "aşk"a kavuşanı da aşk ile mutlu olanı da...