bi gün büyülü bir çift gözle karşılaşacağını bilirsin.
gizli gizli beklersin bunu hatta.
herkesten farklı olacağını kimsenin onun yerini dolduramayacağını söylerler /güler geçersin.
sonra günü gelir istemesende ayakların seni ona götürür.
ve oyun başlar.
bir saniye öncesi ve sonrası dünya bambaşka /sen bi başka.
bi bulut üstündesin bi yerlerde
bu nasıl iş/ bu nasıl duygu/ kim sıkıyor boğazını?
nerde? ne yapıyor? sanane kendi işne bak! gel-git
aşık olmuşsundur kimseyi inandıramazsın.
...
susarsın, kabullenirsin en azından buna gayret eder, herkezide unuttuğuna ikna eder yoluna devam edersin
düşünür düşünürsün yıllarca
sadece düşünürsün bi arpa boyu yol ilerleyemezsin.
duygularıyla hareket edenler yaşar sen bi kenardan izlersin o kadar.
birine körü körüne bağlanmak saçma gelir
diğerlerini sevmeye çalışmak ağır.
her neyse...seni kaçırdım yine aklıma.nazi usulü soymalıyım seni düşüncesizliğimden.
bir gün bir yerde duraksamak hikayeler arasında koşulları özgürleştirirken. (bkz: ece sara)
3 harftir,
tek kelimedir,
hem acı, hem tatlı, hem de ekşidir,
neredeyse tüm insanoğlunu bir yada birden fazla kapsayan duygudur,
yaşayanlar illaki, hemen ardından acısıyla da karşılaşır,
platoniğide vardır ,karşılıklısıda,
elif şafak ın kitabının adıdır,
cemal süreyya nın şiirinin,
sertap erener in şarkısının,
ve daha nice; şiir, kitap ve şarkılara konu olandır,'
'ilk' sözcüğünün yanına gelince gülümsenir,
'son' sözcüğün yanına gelince dalıp gidilir,
mutlu sonla biteni de vardır elbet, hüsranla sonuçlananıda...
Ey aşk beni yağmala
Ateş et arka arkaya aşk
Beni tara
Bitsin hiç bir şey umrumda deil
Dağlarım yaralarımı çabuk geçsin
Öğrenirken hasretinle sevişmeyi
Göz yaşlarım akabilirler özgürce
içimde öyle güzelsin ki
Onu kirletmeyeceğim seninle.
hayatımızdaki varlığı kısacık bir kelimeden ibaret olsa da, içine düşüldüğünde çıkılması imkansız, çetrefilli bir olaylar yumağıdır aşk... kimi zaman kıytırık bir duygudur, yanılttığı söylenir insanı... kimi zaman sahicidir, yakar kavurur, üzerine okunu sapladığı aşık kişiyi... belki de en gerçek olanı , aşıkın bir türlü kavuşamadığı maşukuna duyduğu aşktır... ne söylenirse söylensin; ey aşk olmuyor, "ne seninle ne sensiz"...
spagetti gibidir kimi aşklar. alırsın çatalı eline dolarsın makarnayı çatalına baktın tam oldu yenecek büyüklükte, ağzına atacakken tam olarak dolanmamdığını görürsün çatala makarnaların. kalanlarıda yine sarasın sararsın nerdeyse bütün tabak çatalındadır, yemeye çalışırsın çiğnersin yutarsın miğdene oturur hazmedemezsin.
aşk şudur ya da aşk budur değildir. aşk tam da eğer seviyorsan sevdiğin kişiye söyleyebileceğin şeydir. buraya ya da herhangi bir yere veya herhangi bir kişiye açıklayabilecek türden bir şey değildir ve olamaz. onun tanımının yapılması bile onun sınırlarını çizmek olur, bu aşkın doğasına aykırıdır. aşık biri aşkını aşık olduğu birine anlatabilir ve onu sadece o anlar. 'seni seviyorum' da aşkın bir tanımıdır, çok süslü bir yazı da, ve bir kağıttaki kalp sembolü de, ve hatta hiçbir şey yapmadan birbirine bakmak da.
şimdiye kadar ben dahil herkes birçok kez tanımını yapmıştır ve birçok tanım daha yapılabilir ama kaybedenler kulübü adlı filmdeki tanımı gerçekten çok hoştu.
"Aşk" karar vermekle olmaz, bakarsın ve aşık olursun.