zaten aşık olunması gereken tip diye bir insan modeli yoktur. ayrı-ca da biz dört ayaklı hayvanlar özellikle de bizim dişi cinsimiz hep te akla mantığa sığmayacak adama aşık olur. akıl der ki efendi olsun gözü dışarda olmasın seni sevsin saysın di mi ? ama nerdeee. zaten bu tipler çok sıkıcı olur sıkıcı insana da aşık olunmaz en fazla mantık şeysi yaşanır. aşkın doğasına aykırıdır sıradanlık herşeyin yolunda gitmesi. o yüzden aşık olunan kişi akla mantığa sığmayan kişidir genelde ve tamda aşık olunması gereken kişiler bunlardır.
sadece yolda yürürken gördüğün biridir belkide aşık olduğun. belki yine burdan geçer diye hep o yoldan gidersin evin yolunu 5 km uzatacak bile olsan. aşıksın ya işte 2 saniye görsen sanki bir ömür yetecekmiş gibi hissedersin. göremeyince de oturur ağlarsın işte *. ne b*ktan iştir olmayacak duaya amin demek.
sadece o ulaşılamaz olduğu için aşık olmaktır.
edit: bugün gördüm "aşık olmamam gereken insanı" yine evin yolunu 5 km uzattığım için.
kesinlikle ve kesinlikle dünya'nin en aptal ve saçma olayidir. amma velakin elde degildir. hiç böyle birsey olmamis gibi davranilmasi gerekilir. genelde insan kendini kandirir bazen basarili olur bazense kendine yenilir. kötüdür kötü..çok hemde...
sonuç olarak menü de tatlı niyetine bir porsiyon acı alırsınız. Bu menüyü daha önce yemişseniz eğer bünye tatlı siparişi verirken bir porsiyon acı geleceğini bilir. Uzak kalabilene ne mutlu.
kedini tanıyamama noktasına kadar ilerleyebilecek durumdur. bir yandan mantıklı tavırlar sergilemek isterken duygular almış başını gitmiştir. dengesiz davranışlar sergilemeye, aynada kendinizle konuşmaya başlarsınız. bir çözüm yolu arasınız tercih yapmak zorlar sizi.
bile bile kendini ateşe atmaktır.. bilirsin ateş yakmaya başlayacak önce ona dokunduğun ellerini kavrulacak ellerinden sonra yanmaya başlayan ondan alamadığın gözlerin... sonra için için yanacak yüreğin anlamadan, dinlemeden, gözlerini her kapadığında hayalini kurduğun aşk acıtıyor olacak halbuki içini.. bilemeyeceksin aşka apansız düştüğünü.. itiraf etmesende, ona belli etmemeye çalışsan da güneşi balçıkla sıvayamazsın.. duygularını söküp atamazsın... içinden geçenleri engelleyip bastıramazsın.. son bir umut diyerek çıkarsın bu derin yolculuğa.. aşka inancını yitirmiş olsan da gülümseyerek yazarsın bu hikayeyi gülümseyerek anlatırsın.. çünkü içindeki o mumlardan (aşk, sevgi, mutluluk, güven vs.) her biri tek tek sönmüş olsa da sönmeyen ek bir mum ışığı vardır şimdi alevlenmeye hazır : umut...
ihtiyacın olan şey sadece cesaret.. aşk böyle bir oyundu işte cesaretle umudun birleştiği noktaydı.. yasak, kural, kanun, sınır tanımayan bir oyundu bu.. "o zaman var mısın bu oyunun hakkını vererek oynamaya ?" demenin tam zamanıdır şimdi..
kankaya aşık olmak en boktanıdır. sürekli içsel olarak kendinle kavga etmene sebep olur. yok ya sevmiyorum kesin kardeşim gibi seviyorum olamaz yani yok yok harbi aşığım be onsuz ne yaparım gibi çelişkilerle dolar aklın.
olursunuz ama ne olduğunuzu siz de bilmiyorsunuzdur. acaba aşık mı oldum yok yok olmaz derken farkına varmamışsınızdır. çok yakınken çok uzak olmanın ne olduğunu yaşarsınız. unutmaya çalışırsınız. bazen bir işaret beklersiniz umutla. ama nafile...
aşık olmuşsundur artık nasılsa, engel olmaya çalışmak sadece kişiyi daha da körüklemektedir. doğal haline bırakmak en iyisidir. sorarsa cevabını da esirgemezsin ama.
Her aklınıza geldiğinizde midenize inen sert yumruk gibidir,nefes alamamak ve darmadağan olmaktır.
Yanlış zaman,yanlış insan... tutunmak imkansız bıktım yamalı sevdalardan diye haykırmak; fakat inadına sevmeye devam etmektir.