öncelikle belirteyim hiç bi tarftar grubunu karşıma alıp tartışmak için yazmıyorum bunları. sadece ülke de olan biten bu; gerçekler bundan ibaret.
--spoiler--
Bursasporlu taraftar dernekleri ve gruplarınca oluşturulan Bursaspor Taraftarlar Birliği, Beşiktaş-Galatasaray maçının son dakikalarında sahaya giren 4 siyah-beyazlı taraftarın emniyetteki sorgularının ardından serbest bırakılmasına tepki göstermek amacıyla, Kültürpark'taki bir çay bahçesinde basın toplantısı düzenledi.
Birlik adına açıklama yapan Mehmet Güzelsöz, Beşiktaş-Galatasaray maçında siyah-beyazlı taraftarların sahaya girmesi ve hakem Hüseyin Göçek ile Galatasaraylı bir futbolcuya saldırma teşebbüsünde bulunmasıyla olayların hat safhaya ulaştığını anlatarak, bu olaylardan hareketle 6222 Sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'un en ağır şekilde uygulandığı Bursaspor tribünlerinin mensupları olarak konuyu dikkatle takip ettiklerini söyledi.
Gözelsöz, 7 Mayıs 2011 tarihinde Bursa'daki Bursaspor-Beşiktaş maçı öncesi yaşanan olaylar sebebiyle 53 yeşil-beyazlı taraftarın cezaevine girdiğini, birçok taraftarın bu sebepten ötürü 4 ay süreyle cezaevinde tutulduğunu ve bu süreçte yine ifadesine başvurulan birçok taraftarın ''müsabakalardan men'' cezası aldığını hatırlatarak, şöyle konuştu:
''Peki ya bahsi geçen Beşiktaş-Galatasaray karşılaşmasında olayların içerisinde yer alan kişilere ne gibi yaptırımlar uygulanmıştır? Bunu sormak en doğal hakkımızdır. Çünkü, gerek geçtiğimiz aylarda şike soruşturması sürecine ilişkin olarak bir yürüyüşte Fenerbahçeli taraftarlar ile güvenlik güçleri arasında yaşanan olaylar, gerek Çağlayan Adliyesi önünde geçtiğimiz haftalarda yaşanan olaylar, gerekse de Trabzon'da geçtiğimiz günlerde yaşanan olaylarda, Bursa'da en ufak bir olayda dahi en sert biçimde uygulanan 6222 Sayılı Yasa'nın nasıl uygulandığını bilmiyoruz. Bu sorularımıza yanıt verecek, yasanın uygulanılırlığının şehre ve camialara göre değişip, değişmediğidir.''
''Bir yasa varsa bu herkes için aynı şekilde uygulansın'' diyen Güzelsöz, aradaki husumete rağmen Beşiktaş taraftarlarının cezaevine konulması gibi bir arzularının olmadığını, sadece yasanın tüm takımlar ve şehirler için aynı şekilde uygulanmasını talep ettiklerini sözlerine ekledi.
Tribün liderlerinden Selim Kurtulan da kendisinin de bir Bursaspor-Trabzonspor maçında tribünden sahaya indiğini anımsatarak, ''Ben maçın akşamı gözaltına alındım ve cezaevine konuldum. 6222 Sayılı Kunun'u çıkaranlar, bu yasayı sadece Bursaspor taraftarları için mi uyguluyor? Devlet büyüklerinden ricam, bu konuyu iyi takip etsinler'' ifadelerini kullandı.
--spoiler--
Bursaspor taraftarının uygulanan "Çifte Standarda" tepkisi dinmek bilmiyor. 6222 sayılı kanunun sadece Bursaspor taraftarına uygulanmasına tepki olarak Telegol programına bir faks çekildi.
Bursaspor taraftarının uygulanan "Çifte Standarda" tepkisi dinmek bilmiyor. 6222 sayılı kanunun sadece Bursaspor taraftarına uygulanmasına tepki olarak Telegol programına bir faks çekildi.
Bursaspor Tribün Lideri Selim Kurtulan adına Telegol programı yapımcısı ve sunucusu Serhat Ulueren ile program yorumcusu Erman Toroğlu'na gönderilen faksta, son 4 ay içerisinde Fenerbahçe taraftarı başta olmak üzere, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor taraftarlarının yapmış oldukları olaylarda 6222 sayılı kanunun uygulanmaması örnekler ile tekrar kamuoyuna havale edildi.
Program sunucusu Serhat Ulueren'in okuduğu 12 ayrı olayda hiçbir taraftar hakkında Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair çıkarılan 6222 sayılı kanunun uygulanmamasını yorumcular tek tek yorumladı.
Kaya Çilingiroğlu: "Bu bahsedilen 12 örnek mi doğru, yoksa Bursaspor taraftarlarına uygulanan mı doğru tam kestiremedim. Bu işte bir yanlışlık var" dedi.
Ziya Şengül: "Bu okunanlardan sonra Bursaspor taraftarı benim gözümde % 1 milyon haklıdır. Bu olaylardan sonra hiç bir taraftara bu yasa uygulanmayacak, ama Bursaspor taraftarı bir olay çıkarınca hemen uygulanacak ve cezaevine atılacak. Bu çok yanlış. Bursaspor taraftar % 1 milyon, günün 24 saati kadar bu serzenişlerinde haklılar, adalet güçlüleri korumak için değil yanlışa ceza vermek içindir."
Gökmen Özdenak: " Hukukun gücü mü? Gücün hukuku mu bu? Nedir yani bu 6222 sayılı yasa ben anlamadım. Bursaspor taraftarı olay çıkarınca yakala cezaevine at, diğerleri yapınca gözaltına bile almadan sal gitsin. Bursaspor taraftarı bu konuda 'yerden göğe kadar' haklıdır."
Erman Toroğlu: "Bursaspor camiası, taraftarı, bu son olaylarda dimdik ayakta durmasalardı 'az bile yapıyorlar size' derdim. Ama Bursaspor camiası Başkanı ibrahim Yazıcı'sından taraftarına kadar her zaman adaletten ve eşitlikten yana olduklarını dimdik gösterdiler. Bu okunan olayların hepsi doğru. Hepsi yapıldı ama hiçbiri ceza almadı. Elini kolunu sallayarak dolaşıyorlar. Bursaspor taraftarı 4 ay cezaevinde yattı. Madem bu yasayı uygulamayacaktın neden Bursaspor taraftarına uyguladın? Bursalı kardeşlerim bana alınmasınlar ama, maalesef onlar 'Zurnanın son deliği' oldular bu olaylarda. Kimse onlara acımadı. Şuan Türkiye'de bir gerçek var. Eskiden 4 büyükler diye adlandırılırdı, şimdilerde onların içinden biri var hepsinden üstün görüyor kendini, diğerlerini önemsiz. Maalesef Bursaspor taraftarını önemsiz gördüler ve hemen yasayı uyguladılar."
Serhat Ulueren: "Programda paylaşacağım bir bilgiyi muhakkak önceden araştırırım. Bu yazılan 12 olayı da araştırdım, Bursaspor taraftarlarının iddiası doğru. Bursa'da maç öncesi stadyum dışında olan olaylardan 53 taraftar 4 ay cezaevinde tutuldu ve halen davaları devam ediyor, ama 8 polisin yaralandığı Çağlayan Adliyesi önünde çıkan olaylardan hiçbir taraftara işlem yapılmamış. 6222 sayılı kanunu değiştirdiler 6250 sayılı kanun yaptılar ama yine kimseye uygulanmadı."
Sonuç olarak yorumcuları ortak görüşü: Adalet sistemindeki 'bu adaletsizliğe' bir son verilmesi, suç varsa bunu işleyenlerin üzerindeki formaya bakılmadan cezalandırılması ve Bursaspor taraftarına büyük bir HAKSIZLIK yapıldığı yönünde oldu.
Bursasporlu taraftarlar geçtiğimiz gün Fi Yapı inönü Stadyumu'ndaki Beşiktaş-Galatasaray maçı sırasında ve sonrasında yaşanan olaylar ile ilgili basın toplantısı düzenledi.
Bursasporlu taraftarlar adına açıklama yapan Teksas Bursasporlu Taraftarlar Derneği Başkanı Mehmet Güzelsöz, Bugün bu açıklamayı, geçtiğimiz günlerde istanbul'da, inönü Stadyumu'nda yaşanan olaylar ve ardından gelişen süreç nedeniyle yapma gereği duyduk. Aslında konu her ne kadar ilgili Beşiktaş-Galatasaray karşılaşmasından hareketle gündemimize girmiş olsa da, genel bir uygulama ve çifte standart ilişkindir. Bilindiği gibi, mevzubahis karşılaşmanın son dakikalarında Beşiktaş taraftarının sahaya girmesi ve hakem Hüseyin Göçek ile Galatasaraylı futbolcuya saldırma teşebbüsünde bulunmasıyla hat safhaya ulaşan olaylar yaşanmıştır. Bu olaylardan hareketle, 6222 sayılı Sporda Şiddet Yasası'nın en ağır şekliyle uygulandığı Bursaspor tribünlerinin mensupları olarak konuyu dikkatle takip ettik. Ve gelinen noktada sorma gereği duyduğumuz birkaç sorumuz vardır dedi.
7 Mayıs 2011 günü Bursa'da Beşiktaş maçı öncesinde yaşanan olaylar sebebiyle 53 tarafın cezaevine girdiğini hatırlatan Güzelsöz sözlerini şöyle sürdürdü.Bir çok taraftarımız 4 ay süresince bu sebepten ötürü cezaevinde kalmış ve süreçte ifadesinde başvurulan birçok arkadaşımız şu an için ceza kalksa da müsabakalardan men cezası almıştır. Peki ya bahsi geçen Beşiktaş-Galatasaray karşılaşmasında olayların içerisinde yer alan kişilere ne gibi yaptırımlar uygulanmıştır Bunu sormak en doğal hakkımızdır. Çünkü gerek geçtiğimiz aylarda şike soruşturması sürecine ilişkin olarak bir yürüyüşte Fenerbahçe taraftarları ile güvenlik güçleri arasında yaşanan olaylar, gerek Çağlayan Adliyesi önünde geçtiğimiz haftalarda yaşanan olaylar, gerekse Trabzon'da geçtiğimiz günlerde yaşanan olaylarda, Bursa'da en ufak bir olayda dahi en sert biçimde uygulanan 6222 sayılı yasanın nasıl uygulandığını bilmiyoruz. Bu sorularımıza verilecek yanıt, yasanın uygulanılırlığının şehirlere ve camialara göre değişip değişmediği sorusuna da yanıt olacaktır.
Bahsi geçen karşılaşma sonrasında medyanın büyük bölümünün olayların üstünü örtme çabaları olduğunu belirten Güzelsöz, Bu, 'istanbul yerel basınının' ilk vukuatı ve taraflı tutumu olmadığı gibi son vukuatı ve taraflı tutumu da olmayacaktır. Çünkü para hırsı ve çıkar ilişkilerinin ana akım spor medyasının bir kısmını getirdiği nokta ne yazık ki büyük ölçüde budur. Ancak 7 Mayıs 2011 günü yaşanan olayları tekrar tekrar göstererek tartışan ve inönü'de yaşanan olayların ardından kısa cümlelerle olayları geçiştiren yayıncı kuruluş başta olmak üzere hiçbir kişi, kurum ve kuruluş, Bursaspor camiasının Anadolu'nun en güçlü sesi olarak bu ayrımcılık üzerine kurulu çarka çomak sokabileceğiniz unutmasın. Tüm renktaşlarımızı LigTV üyeliklerini iptal etmeye ve dekoderlerini iade etmeye davet ediyoruz. Bu boykot çağrımızı tüm renktaşlarımızın kulak asacağını biliyor, yaşanan eşitsizlikler karşısında susmama erginliğindeki tüm Anadolu kulübü taraftarlarına da aynı çağrıda bulunuyoruz diyerek açıklamalarını tamamladı.
Bursaspor amigosu Selim Kurtulan ise şunları söyledi:
Beşiktaş-Galatasaray maçında çıkan olaylar Bursaspor maçında çıksaydı şu anda cezaevindeydik. Yasa neden istanbul'da uygulanmıyor. Bursa polisi uyguluyor, neden istanbul polisi uygulamıyor Lütfen gerekli kişiler bu konuyla ilgilensinler. Biz kimsenin ceza almasını istemiyoruz. Ama bir yasa varsa herkese uygulansın. Bu yasa uygulanmazsa daha çok sahaya atlayan olur.
--spoiler--
insanlar doğar yaşar ve ölür. Ne kadar basit değil mi bu tespite göre hayat? Dünyanın herhangi bir coğrafyasında doğuyorsun, orada büyüyorsun ya da bir bakmışsın hayatsal kaygılar seni başka diyarlara götürmüş.Sen doğduğun yeri özlüyorsun; özlemiyorsan eğer ister istemez o an nefes aldığın yeni topraklara bağlanıyorsun. O şehir, senin nefesini alıp vermeni sağlıyor mesela, ilk arkadaşlık deneyimlerini, ihanetini, saçma çocukluk yanılgılarını, anne sevgisini, düşman nefretini o şehirde yaşamaya başlıyorsun. Biraz büyüyor, aşık oluyorsun ve aşkı sorguluyorsun bir kaldırımın üstünde titreyerek gözlerin kapalı; kafan bir öne, bir geriye sallanıyor. Sonra fark ediyorsun ki o şehri de, içindekileri sevdiğin gibi seviyorsun, hatta bazen onlara duyduğun nefrete koşut olarak nefret ediyorsun o şehirden. Şehir bilinci ya da şehir sevgisi -her nasıl tasvir edilirse- tam da bu yönüyle şovenizmden ayrılır işte.. Bir şehri sevmek ve onun menfaatine olan her şeyi savunmak ya da bir başka deyişle onu elden sakınmak, bir psikolojik davranış bozukluğu olarak algılanıyor günümüzde.. Taraftar psikolojisinden bahsediyorum. Özellikle de anlamlı taraftarlık olgusundan ve bir takımı sevmenin bir şehri sevmekle bir olduğu ve Türkiyenin oldukça yabancı olduğu bir konudan. Her olaylı müsabakadan sonra bir köşe yazarı çıkıyor ve villasının çalışma odasındaki deri koltuğunda şakaklarındaki damarları görünür hale gelecek kadar sinirlenirken Taraftar serseri topluluğudur, çapulcudur.. diyor ve cipine atlayıp Tarabyada biraz deniz havası almaya çıkıyor.. Yazarımız soluklanıp sakinleşedursun, neden böyle düşündüğünü algılamaya çalışalım.. Bu ülke için taraftar olmanın mantıklı temellere oturtulabildiği koşullara sahip şehir takımı sayısı oldukça az. Ülkede futbolla ilgilenen %80lik kısmın sadece %10u şehrinin takımını sahiplenerek başarılı olması için maddeten ve manen elinden geleni yapmaya çalışıyor. Geri kalan kısım da hiç yaşamadığı ve belki de görmediği bir şehrin, mitolojik olarak nitelendirilebilecek, dokunamadığı futbolculardan kurulmuş takımını anlamsız bir sevgiyle digiturk, internet ve teletext başında destekleyip Bu renkleri çok seviyoruz düsturunun arkasına sığınıyor. Eve ekmek götüremezken, koşullarını zorlayıp çok uzaktaki takımının formasını alıyor mesela, fakat Neden bunları yapıyorum? diye sorma gereği bile hissetmiyor kendinde. Nedeni aslında çok açık: Türkiyede, futbol sektörüne yapışmış birer parazit gibi yaşayan medya organlarının da desteklediği öğretilmiş taraftarlık hakim durumda. Maddi durumu ne olursa olsun imkanlarını zorlayıp, en son model cep telefonunu alan yurdum insanı, konu futbol olunca da -nerede yaşıyorsa yaşasın- en afili takımlara meylediyor, başka bir deyişle bu konuda bilinçaltına uygulanan gürültünün etkisiyle bunu yapmaya zorlanıyor. Bu düzenin böyle sürüp gitmesi, milyon dolarların döndüğü günümüz futbolunda, ondan beslenen medyanın ve o medya şirketlerine tutunarak yaşayan parazitleşmiş yazarların yegane dileğidir. Göz ardı edilmemelidir ki popülist tavır, spor medyası da dahil olmak üzere tüm medyanın can damarını teşkil eder. Az sayıda olan topluluk, o medya kuruluşuna maddi getirisi olmadığı takdirde daima yok sayılır; kimi zamansa rahatça hakarete uğrayabilir. işte tam da bu nedenle bir şehir takımının taraftarını betimlemek için kullanılan 30 otobüs dolusu serseri lafına karşın, diğer takım taraftarı için -takımın adı, rengi ne olursa olsun- kullanılan taraftarlar kendini savundu, namusunu korudu tabiri, bu zamana kadar bu kelimeleri kullanan yazarın kıçını tehlikeye atmaz, dolayısıyla yazar bunu bilir ve rahat konuşurdu.. Ama bu defa olmadı.. Çünkü düzen yavaş da olsa değişiyor. Artık istanbul basını bilmelidir ki bu sistem düşünüldüğü kadar kolay işlemeyecektir. Söz konusu yazar her ne kadar bir sonraki Hürriyet Gazetesinde, altındaki cipi kaybetmemek için tükürdüğünü yalamak zorunda kalmışsa da unutulmamalıdır ki o yazı bir şekilde editörün onayından geçmiştir. Boykot kesinlikle devam etmelidir ve bu yalnızca Hürriyet Gazetesiyle sınırlı kalmamalı; tüm istanbul basınına uygulanmalıdır.. Diğer Anadolu takımı taraftarları da bu geniş çaplı boykota davet edilmeli, istanbul basınına unutamayacağı bir ders verilmelidir. Ta ki tüm bu istanbul merkezli medya kuruluşları ülkenin tamamının medya kuruluşu olduğunu anımsayana kadar!
ayrıca siz belki farkında bile değilsin ama e-bilet uygulaması diye bir şey de var artık.
(bkz: e bilet e hayır)