süleyman demirel'in içim sızlıyor o günde çok sızlıyodu şimdide sızlıyor diyerek ne kadar yanar döner bir insan olduğunu göstermesine vesile olmuş gün madem için sızlıyodu asmayalımda besleyelim mi diye ajitasyon yapmamn niyeydi sayın demirel*
türkiye siyasi tarihindeki kara lekelerden birine imza atıldığı gecenin sabahıdır.38 yıl önce bugün "devletin milletin bekası" için darağacına üç fidanı yollamak hala vicdanı olan insanlığı ölmemiş kişiler ve devrimci , demokrat , yurtsever , kesim tarafından hatırlanır ve kınanır bu insanlık ayıbı...
başlık hakkındaki, ikinci entryim.
bazı arkadaşlarım yorumumu anlamlandıramamış.
halkını hesaba katmadan, takdir ettiğim cesaretini yanlış yerlerde kullanan,
asker tarafından sokağa çekilen, istihbarat örgütleri tarafından filistindeki gerilla kamplarına götürülen, gerilla eğitimlerini karşıtı oldukları fraksiyon ve örgütlerle omuz omuza alan, dağa çıkma kararı alırken, kendi halkının bir parçası olan askerle karşı karşıya geleceğini öngöremeyen, başarısız oldukça hırçınlaşarak, halkın tepkisinide çeken eylemlere imza atan bir avuç cesur delikanlının pembe rüyasının, fredinin kabusuna dönüşmesi.
ne yazıkki özgürlük uğruna çıktıkları yolda attıkları her adım darbecilerin ekmeğine yağ sürmüş ve yeni nesilleri özgürlükleri uğruna mücadele etmekten korkutmuştur.
rol model olduğu ileri sürülen bu gençyürekler, gençliğin korku modelleri olmuşlardır.
niyetleri konusunda her kardeşimle hem fikirim, benim tartıştığım sonuçtur.
dünya'nın ne kadar kötü bi yer olduğunun farkına varıp,kendileri için yaşamayı bırakıp, hayatını dünyanın daha güzel bi yer haline getirmek için adıyan üç gencin asılarak idam edildiği gün..
gencecik hayatların yaşamına son vererek toplumu susturacağını zanneden faşizan zihniyet, asla susmayacağız! çünkü 6 mayıs bizim yeniden doğuşumuz. unutmadık, unutturmayacağız..
--spoiler--
nerde kendini bilmez çocuklar
bir sabah öylece çekip gittiler
--spoiler--
bundan 50 yıl, 100 yıl sonra bile onlardan hala "Deniz","Yusuf","Hüseyin" diye bahsedecekler. akşam eve gelecek abiler, kardeşler gibi; 25 yaşında kalacaklar hep, 23 yaşında kalacak.
belki de bu yüzden biraz şanslılar. ölümsüzleşti aslında o gün onlar.
" o sahneyi çok iyi somutladım. idam günü gelip çatınca, o sevdiğim, alıştığım giysilerimi giyeceğim: postallarımı, parkamı.beyaz ölüm gömleği giydirmek isteyecekler, giymeyeceğim. kesin. direneceğim ve giymeyeceğim. öyle her zamanki eyleme gidiş tavrımla gideceğim. yok, tıraş falan da olmayacağım. gidip, oturup, önce bir sigara yakacağım orada.sonra demli, sıcak, güzel bir çay içeceğim. ha bak, rodrigo' nun o ünlü gitar konçertosunu dinlemek isterim orada. bak, bunu çok isterim. sanırım, asılacak bir insanın son isteğini geri çevirmezler. bunu isteyeceğim.
avukatlarımın idamda bulunma hakları var. onların orada olmalarını isteyeceğim, kesin isteyeceğim. gelmeleri gerek. çünkü bizden sonrakilere umut verecek bu sahne. asılışımız güme gitmemeli. ipe nasıl gittiğimizi gelecek kuşaklara anlatacak doğru dürüst, güvenilir görgü tanıkları bulunmalı orada. bir de kendim çıkıp urganı kendim geçireceğim boynuma. bunu çok istiyorum. cellat falan sokmayacağım yanıma. iğrenç bir şey. ve dönüp oradaki heriflere diyeceğim ki "burada ölen yalnız benim bedenimdir, ki zaten ölümlüydü, ölecekti. ama düşüncemi asla öldüremeyeceksiniz, ölmeyecek, yaşayacak" diyeceğim."
son istekleri bunlar olan bir genç bir insanın ve 2 arkadaşının infazının gerçekleştiği utanç günü.
insanlara kölelik yerine insanca bir yaşamı ve bunun yollarını göstermeye çalışan , imkanları zorlayan özgürlük ve bağımsızlık uğruna canını veren bir neferdi. Ruhu şad olsun. Ülkemiz köleliği , özgürlük görüp , uşaklığı bağımsızlık olarak kabul etmiştir.
en uzun koşuysa elbet türkiyede de devrim,
o, onun en güzel yüz metresini koştu
en sekmez lüverin namlusundan fırlayarak...
en hızlısıydı hepimizin,
en önce göğüsledi ipi...
acıyorsam sana anam avradım olsun,
ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun..