bir galatsaray'lı olarak beşiktaş'ın üstüne benzin döküp yakan bir hakem gördüm. başka bir açıklaması olamaz. bence maçı yöneten hakem sezon sonuna kadar görevlendirilmemeli.
hakemden sadece beşiktaşlılar yakınıyor ama her kararı doğru olan bir hakem olsa karabük maçı alırdı.
direk notumu yazayım : ohaa mala bak diyen einsteinlar maçı bir daha izlesin kaç net hata karabük'e verilmiş kaç tane beşiktaş'a bir baksın.he ben yine de eksi vericem kaçarı yok diyenlere;
ibrahim toroman ve hakan arıkan'ın kırmızı kartlarının atlandığı,karabük spor'un 2 penaltısının verilmediği,beşiktaş'ın 1 golünün verilmediği tam anlamıyla hakem rezaletinin yaşandığı bir maç.ibrahim toroman emenike'yi dövmekten beter etmiş ama sadece sarı kart görmüştür.
beşiktaşımızın hunharca katledildiği müsabaka olmuştur. 1,5 metre içeriye giren topu göremeyen hakemin retinasına attırmak her beşiktaşlının asli görevidir.
Porsekizli balon yıldızlar patlayınca 5 maçta 10 puanı kaybetme sebebi olarak verilmeyen bir golü saymaya başlamışlardır. Halbuki Buca'ya 5 atınca biz uefa'yı alacaz demişlerdi. Sonrasında ligin kalburüstü takımları kendilerini buz pistine çevirdi, gelen kaydı giden kaydı da, Neyse ki erken bitti rüyaları. Arkadaş ulan 20. dakikada kalecinin kırmızı kart görüp, penaltı verileceği muhtemelen 1-0 geriye düşünce dağılacağın bir penaltı verilmemiş. ibrahim Toraman'ın Emenike'nin ebesine atladığı pozisyonlar es geçilmiş. 3 futbolcun bu hakem kırmızı kart vermiyo zaten diyerek kasaplığa soyunmuş buna rağmen Sizi 75. dakikadaki o gol mü kurtaracaktı. Ya yapmayın etmeyin. Ha ezikliğimiz belli olmasın diyosanız eğer eksi verip saçma sapan konuşmaya devam edin.
çizgiyi geçen top gol olarak değer kazanmamıştır. emenike'nin düşürülmesi de penaltı olarak değer kazanmayıp hakan arıkan hakettiği kırmızı kartı görmemiştir.
maçı izlemedim ama haberlerde sayılmayan gol resimleri var. işin özü şudur ki; beşiktaş başkanı'nın burada yapması gereken şey maçın tekrarlanması için ortalığı ayağa kaldırıp o hakemide görevinden bir süre uzaklaştırmak olmalıdır.
bir galatasaraylı olarak açıkça diyorum ki 2011 teknolojilerinin olduğu bir çağda orospu çocuğu bir hakem ne içtiyse maça çıkmış ve büyük rakamlarla dönen bir klübün parasını çalıyor. hiç hoş değil.
beşiktaşın sayılmayan golü yerine karabükün verilmeyen penaltısı ve aleyhine gösterilmeyen kırmızıların konuşulması gereken Q7 ve Çetesinin çöktüğü maç.
tıpkı 2-3 sene evvel fenerbahçe'nin 0,5 metre içeri giren golü gibi beşiktaş'ın da 20 cm içeri düşen golünün yendiği maç. yani hakemler bu tip durumlarda maalesef kaçırıyorlar. hele ki hem yan hem de orta hakem kaçırdıysa pozisyonu kolay kolay veremiyorlar. çünkü gol olmayıp verseler ortalık daha da karışacak.
diğer taraftan karabükspor'un en az bir penaltısının verilmediği maçtır.
daha önce de demiştim, yineliyorum; artık küçük takım yok iyi oynayıp kazanacaksın. 4-5 takım hariç kalan her takım çatır çatır direniyor. eskisi gibi değil oyunlar.
karabükspor 'un genel olarak üstün oynadığı maç. özellikle ilk yarıda beşiktaş'a karşı deplasmanda oyunu ciddi biçimde forse ettiler. 2. yarıda son 15 dakikada yanıp tutuşan beşiktaş'ın hararetine maruz kalarak 1 puana razı oldular.
maçta 4 dikkate değer nokta tespit ettim.
1)karabükspor'un aldığı 1 puanı sonuna kadar hak etmesi. ve emenike'nin ibrahim toraman başta olmak üzere beşiktaş savunmasını hallaç pamuğu gibi atması. beşiktaş en uçtan adam akıllı presle maça ağırlığını koyamayınca yer yer geri dönüşlerde de sorun yaşayıverince karabükspor'un dirençli tavrına yenik düştü maç boyu! bir futbolcu bir savunma hattını ne denli zor duruma sokabilir maç boyu bunu izledik adeta. demek ki bir takım savunması hala ısrarla oturtulamamış? suç toraman'da da değil aslında. yardımlaşma noksanlığında, uyumsuzlukta kollektif birliktelik sağlayamamakta!
2)schuster'in ilk yarıda emenike'nin sağlı sollu her yerden gelişine 2. yarı itibariyle bir çözüm geliştirmesini bekledim. fakat schuster her zamanki soğukkanlılığıyla oyuna müdahil olmadı. bu tavrın benzerine karabükspor'un hocasının da düştüğünü söylemeden geçmeyeyim. golden önce kanadı çökerten simao'nun hareketliliğine maç içi bir çözüm bulabilirdi. fakat o da buna girişmedi adeta maçı seyretti.
3) hakem ciddi manada faciaydı. maçın kalitesini düşürdü, kart kriteri olarak dengesizdi. ve maçın kaderine etki etti yanlış kararlarıyla. emenike'nin düşürülüşüne, yerle bir edilişine penaltı vermemesi veya beşiktaş'ın nizami golünü vermemesiyle bitmedi hataları. emenike'nin toraman tarafından düşürülüşüne kayıtsız kalması, ibrahim üzülmez'in kenarda düşürülmesine ses çıkarmaması gibi bir yığın atlamaları mevcuttu maçta. hatta toraman'ın atılması gerekliliği yanında üzülmez'in ve yanılmıyorsam necip'in direk ayağa müdahalerini de görmezden geldi. simao'nun düşürülüşünü içeride gördüm ama bilemiyorum yanılmıyorsam bir de hatalı ofsayt bayrağı var. reçete kabarık yani. kontrol baştan kaybedilmeye görsün sonuçta iş işten geçiyor!
4)beşiktaş'ın şu puan dağıttığı maçlarda son 15 dakika özverisine kendimce şapka çıkarıyorum. iyi de madem top oynanabiliyor bu neden baştan itibaren uygulamaya sokulmaz. beşiktaş gibi etkili silahları olan bir takımın taraftarı önünde oynadığı berbat ilk yarının cevabını bay schuster'in verebilmesi pekte olası gözükmüyor. iyi de her hafta puan kaybeden trabzonspor mevcutken 2. yarıdaki maçlar kazanılabilseydi durum ne olurdu, nereye giderdi? hesaplayalım bi zahmet. mr. schuster! ben değil sen hesapla istersen. parayı ben almıyorum sen alıyorsun çünkü.
bu takımın kiev'i elemesini istiyorum ama istikrar sağlanamadığı ölçüde çok şey istiyoruz sanırım. hakeme bahane bulmadan maddeleri okuyalım. schuster sözlük okumalı bence. biraz eleştiriye açık olmak lazım demi?