zaten olmipiyatta altın madalya alan sporcularımızın hepsi dopingli çıkıyor. adam gibi sporcu yetiştiremiyoruz işte hep anlık başarılar üzerine kurulu bir spor anlayşımız var. büyük devletler her alanda olduğu gibi sporda da başarılı halbuki. amerikaya bakın da ibret alın. ve yüzme sporu hala ülkemizde bir lüks olarak görülüyor. çaylarda falan yüzüyo millet hala.
yüzücüler denizden değil, aramızdan çıkıyor. önemli olan olimpiyatlara ve spora bakış açısı. ne zaman ki "aa ayşe'nin kızı çok çalışkan, tıp kazandı" yerine, "aa ayşe'nin diğer kızı çok iyi bi yüzücü, maşallah" diyen komşularımız olur, o zaman yüzmede de badmintonda da altın madalya alınır. bence yani.
2 yüzücü ablası olarak bu konuda olimpiyata gidip madalya alamayanlara laf söyleyenlere inanılmaz sinirleniyorum.
1. şu olimpiyatlar gelene kadar kaç kişi yüzme diye bir spor dalının olduğunu hatırlıyor? yüzmek, en fazla tatilde denizde yüzmektir işte, oysa başarılı yüzücülerin çıkması için ilk öncelik yeterli olimpik havuzlardır ki ülkemizin bu konuda eksik kaldığı ortadadır. ancak ne zaman insanlar bu spor dalını önemsemeye başlar? bir kişi kıçını yırtıp, imkansızlıklara rağmen başarılı olabilirse, o zaman. 10 sene öncesine kadar türkiye'de futbol dışında önemsenen spor dalı var mıydı? yoktu. önce dev adamlarla basketbol, sonra sultanlarla voleybol önemsenmeye başladı. o yüzden derya büyükuncu ve diğer yüzücülere gösterilen tepki çok üzücü.
2. ciddiyet eksik. yüzmede disiplin, program, zaman çok önemlidir. maalesef kulüplerimizde de, yüzen gençlerimizde de bu konuda büyük eksik var. çünkü özellikle aileler tarafından yüzme bir hobi olarak görülür, çocuğunun profesyonel olarak bu spor dalıyla uğraşmasını isteyen - çocuk ne kadar başarılı olursa olsun - aile çok azdır. tatil için ön rezervasyon yaptırmıştır, yarışlara 2 hafta kala yine de gider tatilini yapar, antrenman aksar; uzaktan akrabanın düğünü vardır, süslenmek için götürmez çocuğu, antrenman aksar; her türlü aksar. aksamamalı.
3. sınavlar. çocuğun son senesiyse sınavdan önce, yüzmeye ara verir. en iyi ihtimalle 6 gün antrenman yapacakken bu 3 güne düşer. sbs, lgs, her neyse artık, bu konuda çok büyük engel teşkil ediyor. eğitim sistemi zaten başarılı sporcu çıkarmaya izin vermiyor.
bir de üstelik ülkemizde hepimiz adeta bir hıncal uluç'uz, her konuda her boku biliyoruz, bu da genel olarak tüm sporcular için inanılmaz moral bozucu bir durum. ya bi durun, susun, destekleyin allah aşkına.
sıkça dile getirilen, insanımızın adeta klişeleşmiş şikayetlerinden biridir.
üstelik, balıkçılığın gelişmemişliğinden dem vuran;
- "neden norveç olamıyoruz!"
veya
deniz taşımacılığının gelişmemişliğini vurgulamaya çalışan;
- "neden bir liberya olamıyoruz!"
şeklinde devam eden değişik versiyonları da vardır bunun.
efendim! hindistan'ın nüfusu 1 milyar 180 milyon ile nerede ise çin'i yakalamış durumdadır. bu ülkenin fiziki yapısı gereği toplam 3 tarafı bulunur ki bunun ikisi hint okyanusu ile çevrilidir. pekiyi! olimpiyatlarda hiç hintli yüzücü gördük mü? onun hemen güneyinde seylan adadevleti vardır. yeni adı sri lanka olan ki onun doğal olarak her tarafı denizle çevrilidir. pekiyi! sri lankalı bir yüzücü gördünüz mü?
hep asya-hep asya! der gibisiniz. geçelim avrupa'ya/akdeniz'e; maltalı? afrika'da madagaskarlı ya da zanzibarlı? yok!
o halde, yüzme sporunun bir ülkede gelişebilmesi için başka şeyler gerekiyor!
mesela, bu sporun gençlere sevdirilmesi için düzenlenmiş iyi bir tanıtım kampanyası,
mesela, disiplinli bir eğitim süreci,
mesela, yaygın ve ulaşılabilir tesisler.
sadece zenginlerin yapabildiği bir spor dalı olduğu içindir.
aynen tenis gibi.
hatta basketbol potaları bile lüks sitelerde olurdu eskiden.
tenis de en büyük starımız hülya avşar lan.
daha ne olsun.
doğrudur efendim 3 tarafı denizlerle çevrili ülkeden bir yüzücü çıkmamıştır bununla beraber bu 3 tarafı denizlerle çevrili ülke denizlere hasrettir.
anlayana!