ilkokulda öğrendik, türkiye üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkedir, yeraltı su kaynakları bakımdan zengindir. daha ilkokul biteli çok da vakit geçmeden suyun içinde yüzen(!) türkiye'De susuzluk kendini göstermeye başladı.
adına küresel ısınma diyorlar en basit manasıyla yağmursuzluğun, ama acaba bu su kesintileri ve abuk sabuk ahkam kesintileri(!) için geçerli bir gerekçe mi? ülkemizi çeviren denizi kullanım suyuna dönüşyürmek için birçok farklı metot mevcutken hala susuz kalacağız, suları kesin, 3 aylık suyumuz kaldı demek ne kadar mantıklı?
en klişe örneği ile las vegas çölün ortasında suyu nasıl bulmaktadır? ben teknik konulardan anlamam, fakat ortada başkalarının kullandığı bir teknik varsa neden biz de bunu kullanamayalım?
bizde zaten mevcut olan şeyleri dışardan almaya alıştık, bakalım ne zaman parayla dışarıdan su da almaya başlayacağız? sanki çok da uzak gibi görünmüyor...
susurluk çekmiş bir ülke için katlanılır olandır. ayrıca bundan onbeş yıl önceyle kıyaslanınca şükür denir, olur böyle şeyler denir. bir zamanlar hiç akmazdı, birileri çalmayı bırakıp şebeke yaptı da su akar oldu. ama yeterli de değildir, çok çalışılmalıdır. öncelikle kendi hayatında hiçbir şeyi düzeltme gayreti olmayan ama iş iktidar, muhalafet, memleket eleştirmeye geldi mi aslan kesilen zevata çok iş düşmektedir. balık baştan kokar.
komedi filmidir. beceriksizliktir. ota boka mahkum olmaktir. millet havadaki nemden su ureten makinalar yaparken, sen ulke topraklarinin etrafindaki uc denizden birinin suyunu aritamiyorsan öl yani.
kulağa doğru gibi gelen ama doğru olmayan düşüncedir. türkiye kullanılabilir su kaynakları bakımından tahmin edildiği gibi zengin bir ülke değildir. hidroloji* derslerinde ilk olarak bu cümle söylenir.
istanbul'da deniz suları arıtılıp kullanma suyu olarak kullanılmaya başlanmıştır. doğal denge bozulacaktır, ama susuz kalınmayacaktır. allah sonumuzu hayır etsin, bakalım zaman ne gösterecek?
ak partili bakanının 'türkiye'de küresel ısınma yok' demesiyle çürütülmüş ihtimaldir.
meğer abdullah gül cumhurbaşkanı olduğu için * kürenin türkiye'ye denk gelen bölümü ısınmayacakmış! *
susuzluk proplemini çözdük diyen bakanın bu proplemi çözme şekli 'verin ulen suyu' emriymiş. nasıl olsa yağmur yağacak mış.*
bu demeçlerden sonra belirtmek isterimki ; başımıza ne gelirse gelsin hak eden bir milletiz.
ülkemizin insanları bu derece sorumsuz oldukça çok normal olan bir durumdur. böyle devam ederse o kaynakların da sonunu getireceklerdir. hala su açıkken arkasına dönüp karşısındaki insanla sohbet edebiliyorsa bir insan ve orda şarıl şarıl akan suya içi cız etmiyorsa bizi maalesef bu sona iteceklerdir.
deniz suyunu aritmak masrafli bir is oldugundan ve enerji sorununu gundeme getirdiginden olmasi normal olan durumdur. ha, nukleer santral gibi bir enerji kaynagimiz olursa, belki aritma dusunulebilir.
sorun susuzluk değil suyu kullanamamaktır. insanlar iki ay once susuz kaldık kuruduk diye inlerken şimdi de sel bastı anam kaçın bogulduk diyorlar. sorunun bir kısmı belediyelerin altyapı sistemlerinde yatar. yagmur suyu toplama şebekesi olmayınca ve akarsularının sadece 1/3 u baraj, baglama vs ile degerlendirilince sonuç bu olur.
türkiyedeki su rezervinin sadece 1/3 ü kullanılırken avrupada bu oran %98 dir.**