ilk 11 ve dizilişiyle çıkacağı maçtır. evet selçuk şahin oynamaktadır, evet geriden doğru dürüst top çıkartamayacağızdır. ben niye böyle konuşuyorumdur anlamıyorumdur.
maçın kadrosu bize galatasary'ın ehemmiyetini göstermiştir. zira, sezon içinde bu formayı terletmiş 5, bu sezon flaş bir şekilde transfer olmuş 1, ayrıca türk furbol dünyasına galatsaray'ın kazandırdığı 1 futbolcu yer almıştır. oysa, bu takımla sezon boyunca taşşak geçilmiştir. tabii ki geçilebilir, lakin yeri geldiğinde hakkını da teslim etmek gerekir.
bu kadro ile belçika'nın bizi evre çevire yeneceği karşılaşmadır. hazard'ın, witsel'in karşısında sabri'nin, çağlar'ın servet'in ne yapacağını çok merak ediyorum doğrusu. umarım emre, arda, ve burak yılmaz gününde olurlar. ayrıca kazım kimin köpeği yahu!.. ne arıyor bu adam forvette? semih varken, tosun varken, sercan varken bu iti takıma alan zihniyet nasıl bir zihniyettir?
selçuk şahin'in milli takımımızda forma giymesi bana brezilya milli takımının arada sırada olmadık adamları milli takıma çağırarak ülkeden ihraç etme çabalarını hatırlatıyor. yani nolur şu adamı bizim ülkemizden bir gönderebilsek.
2003 konfedarasyon kupası zamanında yeni bir jenarasyon yakalamıştık o jenerasyonda tuncay şanlı, kemal aslan, fatih sonkaya, servet çetin, murat şahin, ibrahim toroman, hüseyin kartal, necati ateş, serkan balcı, deniz barış* gibi taptaze adamlar vardı. bu selçuk o zamanlarda bela oldu başımıza istanbulsporda oynuyordu yanlış hatırlamıyorsam. galatasaray istemişti selçuk şahini çok şükür ki alamadı. fenerbahçe, beşiktaşla beraber artık klasikleşmiş ligin gelecek vaadeden oyuncularını 5'e-10'a bakmadan alma olayını o senede gerçekleştirmişti.
ufak çaplı futbol geçmişi olan eniştemle konfederasyon kupasını izlerken eniştem bana şöyle demişti:
enişte: mehmetcim bizim oyuncularımızın sorunu nedir biliyormusun?
mehmet: eşek gibi koşuyorlar topun peşinden o mu enişte?
enişte: yok o değil yavrum, bizim futbolcularımızın ayağı dönmüyor.
mehmet: o ne demek?
enişte: yani topu stop etmeyi, ayak içi pas yapmayı, orta açmayı, topa kavis vermeyi bilmiyorlar. bak biraz dikkatli izle kendilerine gelen pası nasıl karşıladıklarına...
2 dakika sonra bir oyuncumuz sıkışık bir alanda bu selçuk kalasına pas attı top duvara çarpmış gibi 2 metre açıldı. o zaman anladım futbolun ne kadar dikkat isteyen bir iş olduğunu. ben geçmişte ki çocuk kafamla neden biz başarılı olamıyoruz? breziyanın oyuncularıda insan, bizim oyuncularımızda insan diye 64 megabyte'lık beynimle sorguluyordum olayları. eniştemin o sözleri biraz olsun sanal bellek oluşturdu bende orada çözdüm durumu.
gel gelelim sözün özüne. o kadroda ki tuncay, necati, servet, ibrahim toroman ve serkan balcı gerçekten tekniklerinin üzerine çok şey kattılar. hüseyin kartal o turnuvadan sonra kayboldu sanırım denizlisporda oynuyordu o zamanlar. deniz barış ne akar, ne kokar oynadı yıllarca, fatih sonkaya beşiktaşta forma giydi porto'ya transfer oldu.* ama bu selçuk yok mu! arkadaş adamın halen ayağı dönmüyor ya. bi de o düşük ekran kartıyla artistik hareketler yapmaya çalışmıyor mu! benim göremediğim, hiddink'in gördüğü ne var bu adamda bilemiyorum.
nedense son zamanlarda türkiye maçlarını izlerken hiç keyif almıyorum . oynanan futbol ruhsuz . bu maçı kaç dakka izlerim , kaç dakika dayanırım görecez bakalım . umarım kazanırız.
burak ve çağlar atın bunları takımdan. çok ciddiyim. bu kadar sırıtan futbolcular olmamalı arkadaş.
maça gelince amatör hatalar yapıyor diyen belçika defansına saygılar...