demokrasiye jübile olmuştur, memlekette hangi siyasi sistemin olduğu ortaya çıkmıştır işte. cumhuriyet mitingcileri bakın ordu görevdedir. tabii her zaman olduğu gibi cumhuriyete ve demokrasiye karşı.
cumhuriyetimizi bölmek isteyenlerin her geçen gün daha fazla bu hedeflerine ulaştığını gören tsk'nin gayet yerinde yaptığı beklediğimiz çıkıştır. demokrasi elden gidiyor naraları atanlar, 72 milyon insanın cumhurbaşkanının 3 kişi * tarafından seçilmesine ne diyorlar merak ediyorum. insanları inanan ve inanmayan olarak ayırmaları için ne düşünürler, merak ediyorum. halkın %24'ünün %65 ile temsil edilmesine ne diyorlar, onu da anlatsınlar. bu demokratik mi? o zaman niye aynı borazanlığı yapmıyorsunuz?
askerimiz, demokrasiye balta vurmamıştır. elektroşok yapmıştır. kendimize gelmemiz için.
uzun dönemde demokrasinin gelişmesi için şart olan bir adımdı bu, ve yapıldı.
değerli tarihçi ilber ortaylı osmanlı devletinin yıkılışının en büyük nedenlerinden birini, merkez kenar çatışması olarak formüle ettiği; bayraktarlığını osmanlı sarayının yaptığı yerleşik ve medeni osmanlı kimliğiyle -merkez- , ve yerleşik olmayan göçebe unsurlar adı altında da -kenar- gruplarının birbirleriyle olan mücadelesi teorisiyle açıklar.
osmanlı'ya hayli zorluklar yaşatan celali isyanları ve diğer bir çok isyanda bu mücadelenin izlerini görmek mümkündür.bu mücadelenin günümüze evrilmiş halini ise muhafazakarlık soslu taşra anadolusu ve kışla soslu jakoben merkez unsurların birbirleriyle olan mücadelesi olarak izah etmek mümkündür.
türk tarihinin en büyük göçünü geçtiğimiz 50 yıl içinde yaşayan coğrafyamız artan kentleşme oranı ve muhafazar anadolu'nun oluşturduğu sermaye birikiminin de etkisiyle hem günlük yaşama, hemde yönetim mekanizmalarına ortak olmaya başlamıştır.
esasen bu muhtıramsı anti-demokratik bildiriyi de bu izah etmeye çalıştığım bağlamlarda değerlendirmek mümkündür.statüko yanlısı, oluşturulan mekanizmanın devamına dönük olarak çalışan güçlerin son çırpınışları yani.
-anneee canım muhtıra istiyo benim
-al olum bunu ye bak bu da muhtıra gibi
-eline sağlık anne güzel olmuş
-yarasın oğluşuma
-ama muhtıra da yapıcan di ni?
-bakalım malzmelerini bulabilirsek yaparız
-benim kumbaramdaki parayla alalım mı?
-hayır olmaz hem şimdi o malzemelerin mevsimi değil bulunmaz
-anneee nolur yap anneee şimdi yap anneee hüngür hüngür zırıııılll zııırrr zııırrrıılllll...
siyasi hayatı boyunca pek demokrat olmuş ,eleştirileri pek naif karşılamış ,elin yahudi parababasına tüpraşın yüzde onbeşini gizlice ve üçtebir fiyatına satmamış , büyükortadoğu projesine eşbaşkan olmayan , talabani ve barzani gibi güzide dünya liderleriyle pek hoş ilişkiler geliştirmiş, işsizliği yoksulluğu yerle yeksan etmiş muhteşem sadrazamımızı kıskananların büyükanıt kılığına girerek yaptıkları açıklamadır.yoksa tsk bu kadar başarılı bi gidişatı neden eleştirsin canım.tam başarılı olacakken önünü kestiler gibi yorumları da bekliyorum ilerleyen günlerde.
demokratik ülkelerde oluşması neredeyse imkansız olan sadece 3.dünya ülkelerinde karşılaşacağımız bir bildiridir. aslında cumhuriyetin bekçisinin cumhur olduğunu unutanların ve o cumhurunda şu anki iktidarı başa getirenlerin olduğunu unutanları sevindiren bir açıklamadır...
ordudan ayar yiyip, yedikçe demokratlaşan neoliberal muhafazakarlara (nası bişeyse hem neo hem liberal hem muhafazakar, en yeni amerikan icadı,tabi yersen.) 1 mayıs akşamı tv başında kadrolu valilerinin ve emniyet müdürlerinin attıracağı sopayı izlemelerini şiddetle tavsiye ederim.hem ezik psikolojisinden çıkarlar hem ne kadar demokrat olduklarını hatırlarlar.
22 temmuz 2007 erken genel seçimleri'nden sonra tamamen ters etki yaptığı, iktidar partisinin ekmegine ya sürdüğü anlaşılan açıklamadır. asker bu açıklamayı yaparken bunların olacağını düşünememiş, tersine akp'nin geri adım atacağını düşünmüştür. ancak tayyip geri adım atmak yerine adeta bir kurt hoca görünümü çizerek durumu en iyi şekilde lehine çebirmiş ve halkımızın mazlum takıntısını kullanarak oylarını %50 arttırmıştır.
henüz burdakiler de dahil, doğrudan niyetleri müsbet olanlar hariç %46 kusür içinde bulunan insanların çoğunun okumadığından, içeriğine dikkat etmediğinden emin olduğum, ekonomiyi koruyacağız diye 1923'ün kazanımından feragat etmeyi önemsemeyenlerin yine de bir kez daha gözden geçirmesini tavsiye ettiğim, bizlere okullarda öğretilen cumhuriyet devriminin herhangi bir söyleminden çok da farklı olmayan bir içeriğe sahip olan açıklamadır.
bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın ne denli yanlış olduğunu işine gelmese de insanın kabul etmesi gerektiğini düşünerek, bir kez dikkatlice okuyarak irdeleyelim bu gerekli açıklamayı;
"türkiye cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede edilmektedir. uygun ortamlarda ilgili makamların, sürekli dikkatine sunulmakta olan bu faaliyetler; temel değerlerin sorgulanarak yeniden tanımlanması isteklerinden, devletimizin bağımsızlığı ile ulusumuzun birlik ve beraberliğinin simgesi olan milli bayramlarımıza alternatif kutlamalar tertip etmeye kadar değişen geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.
bu faaliyetlere girişenler, halkımızın kutsal dini duygularını istismar etmekten çekinmemekte, devlete açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları din kisvesi arkasına saklayarak, asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Özellikle kadınların ve küçük çocukların bu tür faaliyetlerde ön plana çıkarılması, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne karşı yürütülen yıkıcı ve bölücü eylemlerle şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadır."
şimdi işin bu kısmı herkesin malumudur. hasan mezarcı'sından şevki yılmaz'ına, fethullah gülen'inden cemalettin kaplan'ına kadar açıkça böyle çabalara girişen insanlar yok mudur en azından son 20 yıldır; vardır. işbu sebeple, buraya kadarki kısımda herhangi bir kulağı çekme söz konusu değildir, doğru ve haklı bir tesbit söz konusudur.
"bu bağlamda;
ankara'da 23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı kutlamaları ile aynı günde kur'an okuma yarışması tertiplenmiş, ancak duyarlı medya ve kamuoyu baskıları sonucu bu faaliyet iptal edilmiştir.
22 nisan 2007 tarihinde şanlıurfa'da; mardin, gaziantep ve diyarbakır illerinden gelen bazı grupların da katılımı ile, o saatte yataklarında olması gereken ve yaşları ile uygun olmayan çağ dışı kıyafetler giydirilmiş küçük kız çocuklarından oluşan bir koroya ilahiler okutulmuş, bu sırada atatürk resimleri ve türk bayraklarının indirilmesine teşebbüs edilerek geceyi tertipleyenlerin gerçek amaç ve niyetleri açıkça ortaya konulmuştur.
ayrıca, ankara'nın altındağ ilçesinde 'kutlu doğum şöleni' için ilçede bulunan tüm okul müdürlerine katılım emri verildiği, denizli'de il müftülüğü ile bir siyasi partinin ortaklaşa düzenlediği etkinlikte ilköğretim okulu öğrencilerinin başları kapalı olarak ilahiler söylediği, denizli'nin tavas ilçesine bağlı nikfer beldesinde dört cami bulunmasına rağmen, atatürk ilköğretim okulu'nda kadınlara yönelik vaaz ve dini söyleşi yapıldığı yolunda haberler de kaygıyla izlenmiştir."
bu olaylar olmamış mıdır? olmuştur. bu eylemler gerçekleştirilmemiş midir? gerçekleştirilmiştir. burda da herhangi bir dayatma yok görüldüğü üzere, yine bir tesbit. devam edelim:
"okullarda kutlanacak etkinlikler, milli eğitim bakanlığı'nın ilgili yönergelerinde belirtilmiştir. ancak, bu tür kutlamaların yönerge dışı talimatlarla yerine getirildiği tespit edilmiş ve genelkurmay başkanlığı'nca yetkili kurumlar bilgilendirilmesine rağmen herhangi bir önleyici tedbir alınmadığı gözlenmiştir.
anılan faaliyetlerin önemli bir kısmının bu tür olaylara müdahale etmesi ve engel olması gereken mülki makamların müsaadesi ile ve bilgisi dahilinde yapılmış olması meseleyi daha da vahim hale getirmektedir. bu örnekleri çoğaltmak mümkündür."
şimdi burada olayın mekanızması açıklanmış, mekanizmanın çalışmasını düzenlemek üzere yapılan kanuni müdahalenin sonuçlarına dair gözlemler aktarılmıştır.
"cumhuriyet karşıtı olan ve devletimizin temel niteliklerini aşındırmaktan başka amaç taşımayan bu irticai anlayış, son günlerdeki bazı gelişmeler ve söylemlerden de cesaret almakta ve faaliyetlerinin kapsamını genişletmektedir.
bölgemizdeki gelişmeler, din ile oynamanın ve inancın siyasi bir söyleme ve amaca alet edilmesinin yol açabileceği felaketlerin ibret alınması gereken örnekleri ile doludur. kutsal bir inancın üzerine yüklenmeye çalışılan siyasi bir söylem veya ideolojinin inancı ortadan kaldırarak, başka bir şeye dönüştüğü, ülkemizde ve ülke dışında görülebilmektedir. malatya'da ortaya çıkan olayın bunun çarpıcı bir örneği olduğu ifade edilebilir. türkiye cumhuriyeti devletinin çağdaş bir demokrasi olarak, huzur ve istikrar içinde yaşamasının tek şartının, devletin anayasamızda belirlenmiş olan temel niteliklerine sahip çıkmaktan geçtiği şüphesizdir."
az önceki gözlem sonuçlarının neden olabileceği reaksiyonlara dikkat çekilmiştir. tarih bu türden örneklemelerle** doludur, ülkesindeki radikal değişimler karşısında onu korumakla görevli mercinin endişelenmesi de gayet doğaldır. şimdi can alıcı bölüm geliyor:
"bu tür davranış ve uygulamaların, sn. genelkurmay başkanı'nın 12 nisan 2007 tarihinde yaptığı basın toplantısında ifade ettiği 'cumhuriyet rejimine sözde değil özde bağlı olmak ve bunu davranışlarına yansıtmak' ilkesi ile tamamen çeliştiği ve Anayasanın temel nitelikleri ile hükümlerini ihlal ettiği açık bir gerçektir.
son günlerde, cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. bu durum, türk silahlı kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. unutulmamalıdır ki, türk silahlı kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. ayrıca, türk silahlı kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir."
diyor ki, kardeşim, ne yaptığınız kabak gibi ortada, ben de enayi değilim ki siz benim de dibimi oyarken oturup bunu izleyeyim. zaten türk silahlı kuvvetleri anayasada belirtilen laik rejimin ve ülkenin teminatı değil midir? (laik-islamcı tartışmasına hiç girmeyelim, zaten laikin karşıtı olarak sunulan herhangi zıt bir tutum anayasaya doğrudan aykırıdır ama bu nedense hiç kimseyi rahatsız etmemektedir şu aralar) burda neden insanlar rahatsız olmaktadır? kurum doğasını yerine getiriyor.
"özetle, cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder atatürk'ün, 'ne mutlu türküm diyene!' anlayışına karşı çıkan herkes türkiye cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır."
bu bölüme ne yorum yapayım bilemedim; burası herhangi bir ilköğretim ya da lise tarih kitabından bir parça gibi.
"türk silahlı kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir."
işte burada diyor ki, kanunlar bana az önce saydığım değerleri koruma görevi ve yetkisi veriyor. kaldı ki, bu rejimin kurulmasını sağlayan da aslında bu ordudur, herhangi bir organizma kendi yarattığı sistemin tepetaklak olmasını istemeyeceği gibi, kendisini de tehdit ederse buna karşı koyacaktır. koymaması zaten anlamsızdır, nasıl islamcı diye nitelenenler özgürlük nidalarıyla varoluşlarını meşru kılıyorlarsa, ordu da rejimle birlikte kendi varlığını da meşru kılma hakkına sahiptir (ordunun varoluş meşruiyetini sorgulayan varsa hiç polemiğe girmeyelim, basit anlatımla, en azından ülkeyi düşmanlara karşı bu ordu koruyacaktır).
"kamuoyuna saygı ile duyurulur."
en sevdiğim bölüm. ordu halka saygı duymaktadır, olması gereken de budur. ama saygı duymakla her davranışı onaylamak arasında dağlar kadar fark vardır. bu sebepledir ki bilen bilir, bu laik devleti, bu rejimi, "halk için, halka rağmen" bu ordu kurmuştur, son aşamada da o koruyacaktır.
özetle, ortada görev vardır, yetki vardır, uygulayacak merci vardır. mağduruz diye ağlayıp sızlayanlar rejimle uğraşacaklarına, kendilerine verilen görevlerle ilgilenmelidirler; tıpkı ordunun şu anda yapmakta olduğu gibi.
borsaya günah diyen birtakım kesimlerin aç köpek misali ''borsayı düşürdü ülke ekonomisine zarar verdi'' gibi beyanatlarda bulunup borsa bekçisi kesilmesine sebebiyet veren olay.
bu açıklamanın akabinde, önce hükümetin gösterdiği sert tepki * arkasından da 22 temmuz 2007 genel seçimleri'nde halkın gösterdiği reaksiyon, bu ülkenin artık darbeler ve darbecilere hoşgörüyle bakmadığını, demokratik sürece dışarıdan müdahaleyi istemediğini, yeterli demokratik olgunluğa ulaştığını ve rüştünü ispat ettiğini göstermiştir.
üzerinden geçen koca iki yıl içinde yaşanan serencamın bize gösterdiği budur.