bildiğin muhtıra değildir. muhtıra tsk tarafından cumhurbaşkanı ve diğer gerekli devlet adamlarına bizzat mektup ya da görüş ileten alt seviye orgeneral veya korgeneral tarafından gerçekleştirilir.
kaynak: tsk iç hizmet kanunu, madde 116-a:
"t.c. temel değerlerine ve yasalarına karşı bilmukabil oluşan tehditlerde, öncelikle başkomutanlık görevini yerine getiren cumhurbaşkanı ve diğer ilgili devlet görevlilerine, genel kurmay başkanlığının ilgili kademelerince tavsiye bildirilmesi uygundur."
edit: metin 1986 tarihlidir, kanunda belki sonradan değişme yapılmış olabilir. gene de bu metin, tsk'nın ikibin yıllık geleniğini yansıtmaktadır, görmezden gelinemez. nitekim, ebediyete kadar "hayır bu tanım böyle değildir" diyen bir tane üst düzey türk askeri olmayacaktır.
diğer taraftan ise yalan dolan diyip yönetmelik ve kanun arasındaki farkı bilmeyip, cevap vermekten öteye gitmeyip tanımla alakası olmayan forumsu entry girip aha da bu entry silinmelidir demek uludağ sözlük'ün yazar kalitesi için daha acı bir tablodur.
sivil bir seçime ordunun dahil edilmesidir. cumhuriyeti ve laikliği ve demokrasiyi aciz partiler yeterince savunamıyor olsa gerek ordu kendini bu konuda birşeyler yapma zorunluluğunda hisstemiştir. 28 şubat sürecini yaşayan bir toplum olarak hala akıllanmadığımız ortadadır. şimdi şu saatlerde kriz çıkmamasının tek sebebi iktidarın güçlü bir iktidar olmasıdır. merak ettiğim bir başka konu da acaba ordu genel seçimler önceside yine bir laiklik korumasına gider mi? yada yeni bir parti kurup seçimlerle iktidara gelmeye çalışır mı? yıl 2007 hala genelkurmay başkanının ne hakkında ne dediğini tartışıyoruz.
askeri iç hizmet kanununu gerekçe göstermek ve muhtıra tanımı varmış gibi göstermek ne derece doğrudur. zira bu kanunda "muhtıra" lafı sadece 109. maddede geçer o da sevk muhtırasıdır:"Sevk muhtırası ile yapılacak seyahatler tam ücrete tabidir".
edit:olmayan bir tanımı hukuki düzenlemede var göstermek entry silme sebebi değil midir?
Türkiye laik ve demokratik bir ülkedir. Atatürk ilkeleri altına saklanan şakrabanlar AKP hükümetini laik olmamakla suçlamakta ve neden göstermeleri gerektiğinde seslerini çıkartmıyorlar. Halkı mitinglerle meydanlara toplayarak bilinçsiz halkı devlete karşı kışkırtmaya çalışıyorlar. Aynı şekilde Atatürk ilke ve düşüncelerine ihanet etmekteler. Şahsi fikir olarak söyliyebilirimki türbanlı öğrenci üniversiteye giremiyorsa burada eşitlik yoktur. Bırakın yahu isteyen istediği gibi davransın, isteyen istediğini giysin. Ne kadar özgürüz sorusu da akıllara geliyor. Her şeyi geçtim Atatürk değil miydi meclisin açılışını 3 gün erteliyip, erteleme nedeni olarakta Cuma günü mübarek şekilde dualarla açalım dediği mübarek meclis? Bugün gün geldiğinde demokratikleşme çabası altında yatan çirkin oyunları diğer partiler yapmakta. Bugün seçime gitse aynı oranlarda AKP 'nin birinci çıkacağını herkes bilmekte. CHP'nin yanlış tutumu da hiç kuşkusuz oylarında düşmeye neden olacak. Bugün bir çok vatandaş AKP'ye oy vermediği düşünmese de CHP'nin yanlış politikasıyla birlikte AKP'ye oylarını verecektir.
Ayrıca Ordu'yu göreve çağıran tiplerde son günlerde mitinglerle türedi. Yapılacak bir darbenin bu ülkeye ne kadar zarar vereceği aşikar ortadadır. Günümüz Türkiyesini hangi darbe ileriye götürmüş onların gözündeki pisliklerden arındırmıştır? Her darbe unutulmamlıdırki tarih sayfalarında kara bir sayfa, insanların gözünde lanetli günleri peşi sıra getirmiştir.
Ayrıca dün yapılan seçim oylamalarına katılmayarak kaçak dövüşen CHP dahil diğer tüm partileri de "kaçak dövüş" politikalarından dolayı kınıyorum. insanlar oldum olası kaçak dövüşten nefret ve illet etmişlerdir.
Demokratik Türkiye CUMHURiYETiNDE lanet planlara destek vererek ülkeyi baltalamayalım, bu ülke hepimizin.
bir vatandaş ne ister? kendi görüşlerini dile getiren bir siyasi parti olsun, bu parti tek başına hükümet olsun, ülkesi ekonomik, toplumsal, dışilişkiler vb konularda ileri gitsin ister. en mükemmeli en ütopiği budur. türkiyenin şu anki durumuna baktığımızda zaten böyle bir ilerleme söz konusu değil, kendi açımdan bakarsam hükümetten ve siyasi ortamdan da memnun değilim. en azından, yarım yamalak da olsa bi demokrasimiz vardı, geçmiş olsun artık o da yaralandı.
diğer yandan, demokrasiyi savunurken, ordunun cumhurbaşkanlığı seçimine müdahalesini eleştirirken sanki akp yi savunuyormuş gibi algılananlara da allah kolaylık versin diyorum.
ne bi donem acıp ne de kapayacak acıklamadır, ancak turkiyeyi kapattıgı donemlere itecek bir acıklama olabilir millete ragmen, milli iradeye ragmen. Hadi kapatın dergileri, hadi rahatlatın genc subayları, hadi tekrar itin bizi 30 sene geriye!!
askerin demokrasiye karışması yanlıştır eleştirilerine sebep olan açıklama.
Ancak Türkiyedeki demokrasi bildigimiz demokrasi değildir. Türkiye cumhuriyeti ni kuran bir askerdir ve milyon askerin azmiyle kazanılmıştır. yani bu ülke masada kazanılmış değildir. dolayısıyla askerin gerçekten atatürk ün getirdiği ilkelere bir ihanet gordugu anda mudale hakkı vardır olmalıdır. zira bu ülke şuan ki başbakanın yorucu görüşmeleriyle kurulmamıştır.
gönül isterdi ki hiç böyle olmasın anayasa herşeyiyle tam olsun cumhuriyet ilkeleri tehdit altında alınmasın. bu durumlar askerin istemeye istemeye bu açıklamaya zorlamıştır. bu da ülkede ki karışıklığın tehlikeli olmaya başladığı anda yapılmıştır. dilerim darbe ye kimse izin vermez.
cumhuriyet i bir bütün olarak savunmakta iktidar görevini tam olarak yapsın ve dışarıdan görülen bilinen demokrasi çatırdamasın.
yazili olarak bildirilmedigi icin muhtira niteligi tasimayan fakat "isleri cigrindan cikarmaya devam ederseniz * olayin sonu belli" ayari veren aciklamadir.
zamansız yapılan açıklamadır. süleyman demirel in cumhurbaşkanı seçileceği dönemde shp ortalığı karıştırmış, dönemin tsk başkanı doğan güreş ise,
- askerle sivil ayrımı yapmak bölücülüktür. biz milletin seçtiği insanlara saygı gösterir, köşke çıktıklarında selamımızı veririz' demişti.
demokrasi böyle olmalıdır.
Türk Silahlı Kuvvetleri iç hizmet yönetmeliğinin ve Türk Silahlı Kuvvetleri iç Hizmet Kanunu'nun 116-a numaralı bir bendi bulunmamaktadır. bkz. (#1581091)
edit: mevzuat sitelerinde 116 maddede herhangi bir değişiklik yapıldığı görülmemektedir.
genelkurmay yetkililerini halk seçsin; belki bu sayede halk iradesi üstünlük kazanır.
açıklama doğrudur, yanlıştır tartışılır esas mevzu yasayı istediği gibi kullanıp, hukuka baskı yapma yetkisinin genelkurmayda varolup olmamasıdır.
anayasa mahkemesinin vereceği karar belli olmuştur.
(bkz: yargımız bağımsızdır(!))
acil seçimle sonuçlanmasını ve yeni cumhurbaşkanını seçecek tbmm'de halkın temsil oranın en azından %75 olmasını sağlayacak sürecin başlangıcı olacak, ama en başında ilgili yerlerin kavramasını temenni ettiğimiz, demokrasiyi kendi bildiğince yorumlayan akp'yi muhattap alan, kamuya açıklanmış uyarıdır.
seçilecek cumhurbaşkanının sözde değil özde laik olması istenirken neden genelkurmay başkanının sözde değil özde demokrat olması istenmiyor sorusunu sorduran açıklama.
bu ülke de darbe olmasını bekleyenlerin gözünü kamaştıran bir konuşmadır fakat genelkurmay başkanımız yeni cumhurbaşkanımız abdullah gül'e ve başbakanımız r. tayyip erdoğan ve ekibine ayağınızı denk alın, yanlış yapmayın, yeni cumhurbaşkanımız hayırlı uğurlu olsun mesajıdır.
uzunca bir süredir tepkileri, gelişmeleri anlamamakta direnen, olaylara gözlerini kulaklarını tıkayan ilgili kişilerin; bardağı taşırdığı, sabır taşını çatlattığı noktada gelen, tsk'nın gayet de yerinde ve gerekli bir yapma deyince yapmamuhtırasıdır.
devlet kurumları arasındaki iletişim neden yüzyüze ve özel yapılmadığını anlamadığım olaylardan biri. bu her kurumda böyle. demeçler üzerinden, televizyon programlarından, internet sitelerinden devlet kurumlarının birbiriyle haberleşmesi çok garip. böyle olunca da üzerine alınması gerekenler alınmıyor, olayla ilgili hemen herkes garip sonuçlara varıyor. ve kimsenin üzerine alınmadığı, herkesin birbirinin üzerine yıkmaya çalıştığı böyle durumlar ortaya çıkıyor.
özeti kaşınmayın kaşırız olan açıklamadır. geç kalındığı kanaatinde olan birisi olarak, bence verilmek istenen mesaj en nihayetinde gerekli zümrelere, cemaatlere verilmiştir. çünkü bizleri ne yazık ki ülke yönetmekle, holding yönetmeyi birbirine karıştır(ıl)an insanlar yönetmekte(ydi).