george orwell kitabında her ne kadar sosyalizmin gelecekteki distopyasını anlatmış olsa da bugün kapitalist dünyada da aynı şeylerin yaşandığını görüyoruz.
gelmiş geçmiş en iyi distopik kitaptır. filmi de kitabı kadar güzeldir lakin önce kitabının okunmasını tavsiye ederim. filmi seyrettikten sonra hayal dünyanızın işlevsiz kalması muhtemeldir.
En iyi distopyadan biridir. George Orwell adeta günümüz dünyasını görerek yazmıştır kitabı. Şimdi kitaptaki her yerde olan herkesin izlediği ve aynı zamanda herkesin izlendiği tele ekranlar günümüzde karşımıza televizyon olarak çıkmaktadır. Televizyonlardan bizi izleyemiyorlar gerçi ama her yerde olan mobese kameralarından izleyebiliyorlar ayrıca telefonlarımızı da dinleyebiliyorlar. Kitapta olduğu gibi günümüzde de insanlar medya sayesinde kolayca manipüle edilebiliyorlar. Yine kitapta olduğu gibi dilimiz günden güne yok oluyor. ileri görüşlülük budur.
böyle bir hayal gücü nasıl olabilir diye aklımı yitirdigim roman. yazar sanki geleceğe gidip dönmüş. yazdığı yılda romanda geçen cihazların esamesi okunmazken nasıl bir zeka böyle bir eser ortaya koyabilir? dahisin george reis! keşke az daha yaşasaymış.
güncelliğini yitirmeyecek, hatta yıllandıkça o güne ışık tutacak olan kitap. insanı şaşırtan da bu oluyor zaten. yaşadığımız ortamın öngörüsü adeta.
kitabın ilk bölümü benim açımdan yavaş ilerledi ve pek gitmedi açıkçası. hayal kırıklığına uğradığımı düşünürken, kendine çekmeyi başardı ve sonrası akıcı ve hızlı bir şekilde bitti.
bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar, ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.
parti, gözlerinizle gördüğünüze, kulaklarınızla duyduğunuza inanmamanızı söylüyordu. bu onların en temel, en can alıcı buyruğuydu.
kaderlerine terk edilmiş proleterler, yalnızca başkaldırı dürtüsünden yoksun olarak değil, aynı zamanda dünyanın daha farklı olabileceğini kavrama gücünden de yoksun bir biçimde kuşaklar ve yüzyıllar boyunca çalışacak, üreyecek ve öleceklerdir.
gelmiş geçmiş en iyi distopya kurgusu değildir evvela götünün bir yanağı balda, bir yanagı yağda avrupa insanının ouija boardla hayatına hayali macera arayan teenler gibi fantazi kurguladığı bir romandır. 20. yy başında dingil liderlerin peşinden koşan buhranlı ve cahil insanların durumlarını, ruh hallerini ters bi köşeden anlatır. aradan geçen 70 yıla rağmen insanlık hep birlikte yine dingil liderlerin peşinde sürükleniyor, param parça oluyor. umulan politik uyanmalar bir yana, kabusları sevip bile bile onlarla yaşıyoruz. skndirik kullanıcı sözleşmelerini tıklayıp, reklamlarla seyreltilip, cehaletten kafası tıngırdıyor mudur diye düşündügüm insanların arkasından yürüyoruz.
34 yaşında olduğumu yüzüme çarpan doğum yılım. Bundan daha önemlisi ise George Orwell 'in muhteşem romanına adını vermesidir. Orwell 40'larda yazmıştır romanı ancak günümüz siyasal ortamını ve teknolojisini mükemmel bir öngörü ile yansıtmıştır.
Orwell kitabında der ki;
egemen kesimin iktidardan düşebilmesinin yalnızca dört yolu vardır. ya bir dış güç tarafından alt edilecektir, ya ülkeyi yönetmekte kitlelerin baş kaldırmasına yol açacak kadar yetersiz kalacaktır, ya güçlü ve hoşnutsuz bir orta kesimin doğmasına engel olamayacaktır ya da kendine olan güvenini ve yönetme isteğini kaybedecektir. bu nedenlerin hiçbiri tek başına işlemez, dördü de şu ya da bu ölçüde bir arada etki eder. kendini bunların hepsine karşı koruyabilen bir egemen sınıf sürekli iktidarda kalabilir. önünde sonunda, belirleyici etken, egemen sınıfın zihinsel eğilimidir.
(bkz: george orwell) un kitabı. yükselişi tepe noktası. distopyalara merak sardığım bir süreçte en az 5 distopya okuduğumdan beridir bu kitabın üstüne çıkan henüz olmadı. tabi aklı selim tavsiyelere açığım.
kitaba gelecek olursak ben stalin falan sikmem beni ilgilendirmez o boyutu beni karaterimizin yenilgisini sevdiğini terk edişini nasıl da sonunda i love b b dediğini düşünür buna üzülür buna ağlarım. tabi böylesi olacağı da aşikar ama okuduğum sırada beni ikiye bölmüş kitaptır. çift düşün mottosunu o kadar benimsemişim ki kitabın bitimine 5 sayfa kladığında dahi tam zıt bir surum olması ihtimalini aklımdan atamadım. zaten öyle de bir son olmadı distopyaya yakışır bir sondu. laf kalabalığı yapmak istemiyorum. güzel kitaptı spoiler da vermeyeceğim bazılarınızı üzmemek için
Fahrenheit kötü bir distopyadır. 1984 öyle olmasa da Abartıldığını düşünüyorum. Dostoyevski ve tolstoy'dan sonra okunmaya çalışılan her yazar gibi vasat gözükmüş olabilir gözüme bilmiyorum. Yine de bitirmeye çalışacağım ortalarına geldiğim kitaptır.
george orwell'in anısına, 1984'te çekilmiş olan film. filmi izledikten sonra, kitapta betimlenen apartmanların, kafenin, iş yerinin, parti kıyafetlerinin, insan tiplemelerinin kafamdaki yansımalarının; filmdekilerle bu kadar uyuşacağını hiç beklemiyordum. filmi bu açıdan başarılı buldum. ancak, film her şeyi anlatmadığı * gibi, filmde anımsatılmaya çalışılan eski zamanlara düzgün bir şekilde dönülememiş. oyunculuk daha iyi olabilirmiş. yine de, filmin kitabı pekiştirdiğini ve somutlaştırdığı için değerli olduğunu düşünüyorum.
edit:anlatım bozukluğu giderildi.