hiç bir zaman unutulmayacak, içine dert olanlara da unutturulmayacak maçtır. türk futbol tarihinin gelmiş geçmiş en büyük başarısıdır. bir ilk olarak anılarda her zaman yer alacaktır. tekrar yaşanır mı böyle bir başarı? bilemem. bildiğim tek şey avrupa fatihidir galatasaray...
sürekli küt küt atan bir yürek ve avrupa çimlerini pençeleyen aslanlar... popescu atınca hayatında birkaç saniyelik kararma olan galatasaraylılar... ' kupa bizim '...
o gün normal bir mayıs günüydü, güneşliydi. galatasaray milan' a kapıyı son 5 dakikada kapatıp avrupa kupalarında yoluna devam etmişti. herkesin ' buraya kadar, artık elenirsiniz ' sözlerine aslanlar cevabını veriyor ve finale uzanıyordu.
finaldeki rakip güçlüydü. overmarslı, henryli, vieiralı, sukerli arsenal...
ilk yarı 0-0 bitti, 3 net pozisyon kaçırdı galatasaray, biri de birinci dakikadaydı. hagi uzatmalara giden maçta kırmızı kart görünce bir yanımız ' bitti ', diğer yanımız ' devam ' diyordu. o gün sahadaki herkes iki kişilik oynuyordu çünkü.
maç penaltılara kaldı taffarel' in henry' nin kafasından gelen topa inanılmaz kurtarışından sonra. penaltılarda sadece parlour' a geçit verdik, ümit, hakan, ergün attı. sonra suker vurdu direkten döndü. popescu gerisine geldi topun. öyle bir vurdu ki... gol olacağını sanki biliyorduk. topun ağlara yapışacağından kuşkumuz yoktu. o gün kaç kişinin sesi kısıldı, kaç kişi gol sırasındaki kararmayı yaşadı bilinmez. ama eve giderken bile adeta havada süzülüyorduk. mutluyduk.
hala daha ' tesadüf ' diye çamur atanlar var bu maça. onlara kızmamak lazım, avrupa' da bir kez çeyrek final görmüş, rakip takımın en ufak başarısını bile kutlamamış büyük (!) başkanlara takılmamalı, ne de olsa stada bir koltuk daha koyarlar.
ama maç sahaya yüreğini koyarak kazanılır. o gün biz öyle kazandık.
askerde, iç güvenlik harekat merkezi nöbetçi subayıyken izlemiştim. maç sonunda gözümden yaşlar boşalıyordu. ağlayarak odadan çıkıp, yüzümü yıkamak için tuvalete giderken, tabur komutanı binbaşıyla karşılaşmıştım. ne esas duruş, ne selam yoluma devam ettiydim. başka hangi maçta tabur komutanı bu durumu mazur görürdü acaba? konuşsana rakamsal!
önemli olanın galatasaray' a kupayı getiren futbolcuların hangi takımlardan yetiştiği değil, önemli olanın o kadronun galatasaray armalı formayla, söke söke, pençeleyerek galatasaray' a kupayı getirmiş olması olan maç.
(bkz: daha iyisi yapılana kadar en iyisi budur)
o kadroya bok atan taraftarın kulübünün, altyapısında futbolcu yetiştirmeyi bırak, milyonlarca euro ödeyerek kazanamadığı değil daha çeyrek finalini bile göremediği kupanın kazanıldığı maçtır.
o zamanki galatasarayın kadrosuna bok atanın taraftarı olduğu kulübün avrupadaki gözle görülür tek başarısındaki oyunculara bakalım;
volkan demirel kartalspor'dan,
lugano sao paulo'dan
roberto carlos real madrid'ten
yasin çakmak rizespor'dan
vederson ankaraspor'dan
önder turacı standart liege'den
deniz barış ve uğur boral gençlerbirliğinden
edu ve alex cruzeiuro'dan
gökhan gönül oftaşspor'dan
appiah juventus'tan
aurelio trabzonspor'dan
kezman a.madrid'den
deivid lisbon'dan
kazım sheffield'tan
altyapıdan gelenler ise semih, can arat, gürhan gürsoy, ve volkan babacan. bu oyuncular da ne katkı yapmıştır değil mi.
hatırladıkça, insanı farklı duygu dünyalarına sürükleyen maç. bazen yeniden aynı heyecanı yaşatıyor, bazen özlem, bazen mutluluk, bazen de izlenmesi zevk veren anları. hey gidi günler...
bu gece trt 3'te tekrarı verilen ve en güzel yılbaşı programı olduğunu düşündüğüm tarihi maçtır efendim. ne olduğunu yazmaya gerek yok elbette. ancak bu defa izlerken fatih terim'in uzatmalarda çuvalladığını tespit ettim üzülerekten. takımın 10 kişi kalmış maçı kontraatağa dönüştürmen lazım sen kalkıp arif'i alıyorsun hakan'la devam ediyorsun hoca. ondan sonra uzatmalarda arsenal' pozisyon sütüne pozisyon vermişiz. olmamış hocam az kaldı gidiyormuş maç.