12 mart 1971

entry40 galeri1
    15.
  1. ordudun kendi içinde ki hesaplaşmalara son vermesi ve 60, 61 ve 62 yıllarında bozulan hiyararşik düzeni tekrar ordu içinde perkinleştirmek açısından önemi unutulmamalıdır.
    0 ...
  2. 14.
  3. dönemin genelkurmay başkanının yapıcı tutumuyla tam anlamıyla bir darbeden muhtıraya döndürülmüş vakaadır. Evet imzası vardır fakat resmen frenlemiştir. Hatta frenlemek adına "yapmayın yahu darbe yapılacak kadar kötü bir durum yok memleketin halinde" demiştir.
    2 ...
  4. 13.
  5. gözaltındayken kaybolan ve bir daha haber alınamayan insanların sayısının bilinmediği sürecin başladığı gün.
    1 ...
  6. 12.
  7. 12 mart 1971 darbesi.
    Darbe, 1971 yılında 12 Mart günü saat 13.00'da TRT radyolarından okunan aşağıdaki muhtıra ile ilan edilmiştir:

    "Meclis ve Hükümet, süregelen tutum, görüş ve icraatı ile yurdumuzu, anarşi, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluklar içine sokmuş, Atatürk'ün bize hedef verdiği çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak ümidini kamuoyunda yitirmiş ve anayasasının öngördüğü reformları tahakkuk ettirememiş olup, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği ağır bir tehlike içine düşürülmüştür."

    bugün ülkeyi getirdikleri çağdaş seviyeyi gördük. yaşanan periyodik krizler sürekli bir biçimde darbelerle çözülmeye çalışıldı. 12 eylul, 28 subat
    toplumsal tepkiyi bastırmak için halkı balyoz gibi ezip geçti.

    "Askeri darbeler, bankalar ve sanayi burjuvazisinin kar oranlarının düşmesi ve iktidar blokunun o güne kadar yönetici konumunda bulunan parlamentonun toplumu yönlendirme ve kalıba sokma ayrıcalığını yitirdiği ve işçi sınıfın demokratik her türlü hak taleplerini aşağı çekmek, kar oranlarını yukarı çekmek için giriştiği zora dayanan çözümüdür."

    zora dayanan çözümün sonuçları ise tüm istanbul neredeyse ev ev aranır , adeta tutuklanmamış tek bir solcu bırakılmaz.

    - Sokağa çıkma yasağı ilan edildi
    - Göstermelik mahkemelerde insanlar asıldı.
    - 1970'li yıllarda yüz binlerce insanı seferber edecek güce ulaşmış kitlesel sol örgütler devlet terörü ile imha edildi.
    - 650 bin kişi gözaltına alındı.
    - 230 bin kişi yargılandı.
    - TiP kapatılır, TRT'nin özerkliği kaldırılır.
    1 ...
  8. 11.
  9. 10.
  10. mahir çayan'ın özeti ile;

    12 Mart askeri darbesinin sonuçlarını ve aşamalarını sırasıyla şöyle özetleyebiliriz:
    1) Ülkemizdeki askeri diktatörlük, Amerikan emperyalizminin ülkemizdeki işgalinin aldığı son biçimdir. Bu, temsili demokrasinin rafa kaldırılması, düzen partilerinin rolünün asgariye indirilmesi demektir. Artık Türk Ordusu, oligarşinin halkımıza karşı yürüttüğü baskı politikasının açık ve doğrudan bir aleti olmuştur. [13]
    Fakat Türk ordusunun alt kademe subaylarının niteliğini belirleyen milliyetçiliktir. Çoğunluğu da askeri liselerden gelen, küçük-burjuva emekçi kökenli kişilerdir. On yıldır emperyalizm sistemli çalışarak, ordunun küçük-burjuva devrimci geleneğini geniş ölçüde değiştirmiş, 12 Martla birlikte geniş tasfiyelere gitmiştir. Latin Amerika'daki gibi iç savaşa uygun bir biçimlenişi olmayan geniş Türk ordusunda, daha bir süre devrimci geleneğin izleri görülebilir. Ancak süratle oligarşi, tasfiyeler ve yeniden düzenlemelerle orduyu iç savaş ordusu haline getirerek doğrudan vurucu gücü haline getirmektedir.
    2) Oligarşi 12 Mart darbesini ülkemizdeki küçük-burjuvazinin gücünü dikkate alarak, onlara ters düşmeyecek, "Atatürkçü", "milliyetçi", "ilerici", "reformcu" sloganlarla yapmış, I. Erim Hükümeti de reformist bir hükümet olarak görünmeye özel olarak dikkat etmiştir.
    Bu, asker-sivil aydın zümrenin radikal kanadının sağ kanat ile olan ittifakını bozmak, onu tecrit edip, bu sloganlarla en azından nötralize edip, bürokrasi ve ordu içindeki, "tarafsız" ve sağ kanadı kendi saflarına çekmek için uyguladıkları bir yöntemdir. Oligarşi, ülkedeki nispi dengeden dolayı, bu yöntemi uygulamaya mecburdu. Çünkü Türk Ordusu, ülkenin tarihsel gelişmesinin sonucu olarak, Latin Amerika orduları gibi oligarşinin henüz vurucu gücü olmuş ve o şekilde örgütlenmiş değildi. Bu mekanizmayı, kendi politikasının doğrudan aracı olarak kullanabilmesi için, bu türlü sloganlarla işini yürütmesi zorunluydu.
    Ayrıca Amerikan emperyalizmi sömürüsünü daha da genişletebilmek (tabi işbirlikçi-tekelci burjuvazi lehine de) yani sömürüyü disipline edebilmek için, bürokrasi ve ordu içindeki küçük-burjuva aydınlarının desteğine de muhtaçtı.
    Şöyle ki, bu sömürüyü disipline etme eylemi, oligarşinin içindeki eski etkinliklerini kaybetmiş olsalar bile, hala belli bir güç olan, özellikle mecliste önemli bir çoğunluğu oluşturan öteki gerici sınıf ve zümreleri -ticaret ve tarım burjuvazisi ile feodal kalıntıları- son derece rahatsız etmektedir. Bu yüzden başlangıçta bu sarı "reformları" büyük bir tepkiyle karşıladılar. Bu gerçeği emperyalizmin ve işbirlikçi-tekelci burjuvazinin teorisinin yapıldığı Milliyet gazetesi şu şekilde özetlemektedir.

    "... büyük burjuvazinin öncü çekirdeğini teşkil eden grup özel sektörün bazı kesimlerine göre daha ileri görüşlere de sahiptir. istekler öncelikle geleneksel ticaret ve tarım sermayelerini (kapitalizm öncesi ortamdaki güçlerini sarsacak biçimde etkileyeceğinden) fazlasıyla rahatsız etmektedir. Oysa, var olan koşulların getirdiği kapitalist üretim biçimi Türkiye'de daha rasyonel tedbirlerin alınmasını zorunlu kılmaktadır. OECD, 1970'in daha ilk günlerinde, Türkiye için bu yönde bir dizi rasyonelleşme tedbirleri tavsiye etmişti." (Ali Gevgilili, Türk Kapitalizmi ve Yeni istekleri)

    Bu kapitalizm öncesi sınıf ve zümrelerin sömürüyü disipline etmeye yönelik "reformlara" karşı tepkilerini, emperyalizmin ve yerli tekelci-burjuvazinin saf iktidarı olan I. Erim Hükümeti, "ilerici, Atatürkçü, reformist" görünüm altında, küçük-burjuva aydın çevrelerin desteğini alarak, bu çevreleri bu zümreler üzerinde baskı unsuru olarak kullanıp, kırmaya çalışmıştır. Ve ilk dönemde, en radikal küçük-burjuva kanadının bile bu konuda desteğini almayı da başarmıştır.
    3) Ancak, silahlı propaganda, I. Erim Hükümetinin gerçek yüzünü ve emellerini, oligarşinin en gerici, en azgın ve terörist yönetimi olduğunu açığa çıkarmıştır. Böylece, Amerikan emperyalizminin ve işbirlikçi yerli burjuvazinin oyununu alt üst ederek, maskesini alaşağı etmiş, kademeli planını bozmuştur. "ilerici, reformist, Atatürkçü" görünümü altındaki açık faşizmin erken doğum yapmasını sağlayarak, küçük-burjuva aydın çevreler de dahil olmak üzere kamuoyunun gözlerini açtı.
    Bugün, aşağı yukarı bütün küçük-burjuva devrimci aydınları I. Erim Hükümetinin niteliğini açıkça anlamış bulunmaktadırlar.
    4) Küçük-burjuva aydın kamuoyunun desteğini kaybeden emperyalizm-işbirlikçi (tekelci) burjuvazi ikilisi, bu sefer zorunlu olarak, sömürüyü disipline etmeye yönelik bir dizi rasyonelleştirme tedbirlerinden (sarı reformlarından) tavizler vererek, tekrar bu tedbirlerinden zarar görecek olan öteki gerici sınıf ve zümrelerle ortak müşterekler etrafında anlaşmışlardır.
    Bugün oligarşi içinde tam bir bayram havası hüküm sürmektedir. II. Erim Hükümeti de, bu anlaşmanın ve gericiler arası barışın hükümetidir.
    işte 12 Mart ile birlikte ülkemizde sınıflar kombinezonunda meydana gelen değişiklikler bunlardır.
    Bütün bunların anlamı, kaba deyişle, ülkemizin Latin-Amerika ülkelerinden farksız bir ülke haline gelmesidir. Artık 1961-70 döneminin sınırlı demokratik ortamı tarihe karışmış, nispi denge bozulmuştur. Emperyalist işgalin ve istismarın Türk Ordusu aracılığıyla sürdürüldüğü, ekonomik ve demokratik amaçlı her çeşit kıpırdanmanın terörle susturulduğu, legal bütün yolların tıkandığı, devrimci politikanın silahla susturulduğu bir ülke haline gelmiştir Türkiye.
    Bundan böyle, bütün legal yolların tıkanmasından, emekçi kitlelere karşı tenkil politikasının en gaddarca sürdürülmesinden dolayı, kitlelerle diyalog kurmanın ve onları devrim saflarına çekmenin temel mücadele biçimi silahlı propagandadır.
    Ülkemizin Latin Amerika ülkelerinden ve de öteki geri-bıraktırılmış ülkelerden kendine özgü temel farklılıkları ise şunlardır: (Bu temel faktörlerin yanında daha pek çok tali faktör sayılabilir).
    3 ...
  11. 9.
  12. 8.
  13. ap iktidarin 1965'den itibaren parlamento içinde büründüğü tutum neticesinde sanki darbe isterük diye cinlamasindan dolayi vuku bulan eylemdir. eğer siz düdüklüğe demokrasi diyorsaniz, tenkitlere karşi linç kültürünü savunuyorsaniz, biraz okuyun derim.

    gayet tabi ap hükemetti döneminde ekonomik gelişme olacakti ama yapilan icraatlar güdülen politakalar 70'lerdeki kaos rejiminin tohumlarini atmiştir.

    kanıt mi istiyorsunuz? okuyup ögrensin keratalar der ve geri cekilirim.
    0 ...
  14. 7.
  15. ülkemize '-25 yıl katan' büyük olay. bu tür olayları adet haline getirmiş kesimler vardır ülkemizde. ne zaman güzel bir şeyler yapılmaya çalışılsa, ne zaman ülke biraz aya kalkar gibi olsa bu kesim hemen başlar bu olayın hazırlıklarına. bir daha yaşamak çok koyar.
    0 ...
  16. 6.
  17. istiklal marşı'nın kabulunun ellinci yılı.
    2 ...
  18. 5.
  19. --spoiler--
    1.Parlemento ve Hükümet süregelen tutum,görüş ve icraatı ile yurdumuzu,anarşi,kardeş kavgası,sosyal ve ekonomik huzursuzluklar içine sokmuş,Atatürk'ün bize hedef verdiği çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak ümidini kamuoyunda yitirmiş ve anayasının öngördüğü reformları tahakkuk ettirmemiş olup,Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği ağır bir tehlike içine düşürülmüştür.
    2.Türk miletinin ve sinesinden çıkan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bu vahim ortam hakkında duyduğu üzüntü ve ümitsizliği giderecek çarelerin partilerüstü bir anlayışla meclislerimizce değerlendirilerek mevcut anarşik durumu giderecek ve anayasının öngördüğü reformları Atatürkçü bir görüşle ele alacak ve inkilap kanunlarını uygulayacak,kuvvetli ve inandırıcı bir hükümetin demokratik kurallar içinde teşkili zaruridir.
    3.Bu husus,süratle tahakkuk ettirlmediği takdirde,Türk Silahlı Kuvvetleri,kanunların kendisine vermiş olduğu Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak ve kollamak görevini yerine getirerek idareyi doğrudan doğruya üzerine almaya kararlıdır.
    Bilgilerinize.

    Memduh Tağmaç-Faruk Gürler
    Celal Eyiceoğlu-Muhsin Batur
    --spoiler--

    bu açıklama metni aynı tarih içinde saat:13.00'da Trt spikerine sunulmuş,duyurulması istenmiştir.Bu bildiriyle Türkiye ikinci askeri müdahalesini almış bulunmaktaydı.27 mayıstan 11 yıl sonra asker tekrar devreye girmişti.
    diğer müdahaleden farkı;ordu iktidarı doğrudan ele almayıp yeni bir hükümet oluşturulmasını istemişti.yani ozaman yönetimde olan Demirel'in çekilmesini çekilmezse yönetime el koyacağını belirtiyordu..

    sonucunda "hükümet istifa etti"*
    2 ...
  20. 4.
  21. 3.
  22. --spoiler--
    ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu uğrunda şerefimle bir defa ölüyorum. sizler,bizi asanlar şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz.
    --spoiler--

    sözlerinin söylenmesine neden olan sürecin başlangıcıdır.
    5 ...
  23. 2.
  24. 1.
© 2026 uludağ sözlük