ANKARA'da 4'üncüsü gerçekleştirilen 'Tanıklar Konuşuyor' forumunda konuşan tanıklar, 12 Eylül faşist darbesinin vahşetini anlattılar. Diyarbakır Cezaevi'ni anlatan Necmettin Salaz, yaşananları, 'Öldük, cehennemdeyiz, bunlar da zebaniler' diye özetledi.
Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri'nin iMO Teoman Öztürk Toplantı Salonu'nda önceki akşam gerçekleştirdiği 'Tanıklar Konuşuyor' etkinliğini, DiSK Ankara Bölge Temsilciliği adına Yılmaz Kızılırmak yönetti. Diyarbakır'da kontrgerilla tarafından katledilen Özgür Gündem Muhabiri Hafız Akademir'e adanan etkinlik, saygı duruşu ile başladı.
'DAYAK VAZiYETi AL!'
Etkinlikte, Ramazan Yukarıgöz'ü Yılmaz Yukarıgöz, Erdoğan Karataş'ı Ercan Karataş, Orhan Keskin'i Gürcan Bahadır, 3. Yol Davası'ndan yargılanıp izmit'te idam edilen dörtlerin son dakikalarını Suat Arabacı ve Diyarbakır zindanını Necmettin Salaz anlattı.
Necmettin Salaz, 12 Eylül öncesinde hapishanelerin onlara bir kamp gibi geldiğini, fakat sonrasında hücrelere dönüştürüldüğünü söyledi. 12 Eylül'le Diyarbakır Cezaevi'nde tanıştığını ve falakadan bayıldığını anlatan Salaz, sabahları 'Dayak vaziyeti al!' diye uyandırıldıklarını yaz ayının en sıcak zamanlarında 'Battaniye altı al' denildiğini ve zorla istiklal Marşı'nı ezberletmeye çalıştıklarını söyledi.
'CEHENNEMDEYiZ'
Bir arkadaşlarının 'Öldük cehennemdeyiz, bunlar da zebaniler' sözlerini hatırlayan Salaz, iki arkadaşının bir zeytin için birbirine düştüğünü, açlıktan, susuzluktan çıldıranların olduğunu belirtti. Salaz, onbaşı 'yere yat' dediğinde yatıyorduk. Onurumuzu kırdılar, siyasetten, mücadelemizden uzaklaştırmaya çalışıyorlardı. Annelerimize, eşlerimize küfür ediyorlardı' dedi. Salaz, dört arkadaşlarının kendilerini hücrelerinde yaktığını hatırlarken göz yaşlarına hakim olamadı. O dönemde hapishanede yatan Suat Arabacı ise 3. Yol Davası'ndan idam edilen Dört'lerin infaza götürüldüğünü fark ettiğinde bağırdığını, bunun üzerine son sözlerini kendilerine söyleyebildiklerini ifade etti. (ANKARA)
AFiŞTEN SONRA NÖBETE DE YASAK
ÖDP, Ankara Valiliği'nin afiş yasağından sonra şimdi de darbenin yıl dönümü olan 12 Eylül için Kenan Evren'in yattığı hastane karşısında tutacakları 'vicdan nöbeti' için talep edilen standa izin verilmediğini bildirdi. ÖDP Ankara il Başkanı Cevat Özdemir dün yaptığı yazılı açıklamada, geçen hafta Ankara Valiliği'nin, afiş de yasaklandığını hatırlatarak, Ankara Valiliği'nden partilerine bir yasaklamanın daha geldiğini bildirdi. 10-11 Eylül tarihlerinde saat 10.00-19.00 arasında darbeci Kenan Evren'in yattığı GATA karşısında bulunan park alanında stant açarak 'vicdan nöbeti' tutmayı planladıklarını belirten Özdemir, ancak Ankara Valiliği'nin 'vicdan nöbetine' de izin vermediğini kaydetti. Özdemir, AKP'nin 12 Eylülleri koruduğunu gösterdiğini ifade etti.
unutulmak istenen ancak bir türlü unutulmayan korku dolu çocukluk anısıdır. eve doluşan askerlerin sağı solu didiklemesine ve ardından çok sevilen amcanın tutuklanarak, babaannenin, halaların ve yengenin çığlık ve ağlamaları arasında türlü işkencelere tabi olacağı cezaevine götürülmesine ve ardından gördüğü işkenceler nedeni ile hapisten çıktıktan iki yıl sonra akciğer kanserinden ölmesine tanıklık etmektir. pek çok aile için acıdır, telafisi imkansız kayıplardır.
halkın destek verdiği darbedir. hoş olmasa da bu gerçek. bunu sadece anayasaya dayanarak söylemiyorum isteyen tanıdıklarıyla konuşsun. türkiye'de en çok destek alan darbedir 12 eylül. bence de en kötüsü ve en amerikancı ve sağcısıdır ya neyse...
şimdilerde anneler babalar hala çocuklarına"aman siyasi olaylara bulaşma" diyolarsa sebebidir.
bir neslin apolitik yetişmesinin sebebidir.
çocukları akıllı olacak diye aklı çıkan anne babanın sebebidir.
ve hala yaşayanlar vardır yüzlerce o günlerin acısını..
hayatı boyunca çocuğu olamayacaktır birinin, seneler geçse de hala ruhsal bozuklukları olan başka biri, kaçak yaşamaktan mütevellit hayattan hep kaçan başka biri...
iç savaşın diğer ismidir. demokrasinin katli. bir milletin kendi milletine yapabileceği en üst eziyet.
bi de ressam ya bunu yapan... sorsak ona?
bana piçliğin resmini yapabilirmisin abidin?
Abd tarafindan organize edilen fa$ist bir darbenin yapildigi gün... Ayrica Abd' Ulusal güvenlik konseyinin Türkiye masasi $efi Paul Henze'ye bir diplomat tarafindan olay "senin çocuklar işi bitirdi" $eklinde belirtilmi$tir.
türkiye'nin en karanlık dönemlerinden biri olarak, her insanın hakkında az çok bir şeyler bilmesi gereken; fakat ne acıdır ki pekçok yurdum gencinin bu olaydan bihaber yaşadığı askeri darbe tarihidir. her 12 eylül'de muhabirler en kalabalık caddelere giderler ve günün anlam ve önemiyle ilgili yurdum insanıyla röportaj yapmak ister.
-hanfendi * bugünün tarihini biliyor musunuz?
- 12 eylül değil mi?
- evet, peki bu tarih size bir şey hatırlatıyor mu?
-ıııı... seyircilere sormak istiyorum??!
merak etme güzel kardeşim, böyle giderse sormana gerek kalmadan bizzat şahit olacaksın.
türkiye cumhuriyetinin son askeri darbesi olması umulan darbedir.
ne yazıkki 28 şubat post-modern darbesi , hala Türkiyedeki devlet yönetimi zihniyetinin düzelmediğini göstergesi olarak , tarihimizdeki yerini almıştır.
O gun dogum gunum olacakmis. babami sabahin kor karanliginda jandarmalar alip goturmeseymis. anam hamile oldugunu unutmus. evde iki hafta boyunca bir kelime konusulmamis. ilk cumleyi o zaman 3 yasinda olan ablam kurmus. "anne.. babam oldu mu?..". ilk distan gozyasi o gun dokulmus evde.
o gunu kisa cumlelerle anlatir insanlar. uzun cumleler bir mantik icerir. o gunun icinde boyle bir sey kim gordu ki?..
apolitik buyuduk, nefretle buyuduk o gunden sonra. "olmesin o adam(!), allahim n'olur olmesin" diye omrum boyunca dualar ettim. o yasadikca bir gun karsilasma sansimizin oldugunu bildim. o gun geldiginde sadece 1 yumruk hakkim olacagini bildigim icin kutuphanedeki uzakdogu savas sanatlari kitaplarini okurdum ergenlik doneminde. en etkili yumrugu okudum aylarca ve hala umudum var. nefretimi daga tasa degil o'nun agzinin ortasina kusmaya yeminim var. umudum var. anami aglatanin anasini aglatmaya.
olmasin bir daha boyle bir gun, nefretle buyumesin cocuklarimiz. biz hic bir zaman dengeli, mantikli dusunen insanlar olamayacagiz. birakin bari cocuklarimiz sevgiyle buyusun.
bir kara günüdür ülkemin.
hala zihniyetin değişmediğini gösteren 28. yılıdır.
paketlenip sunulan bir sol modası, sindirilememiş bir sağ furyasının nedenidir.
ilginçtir ki bu darbenin hemen ertesinde bütün anarşik olaylar bıçak keser gibi bitmiştir. yani darbe için zemin hazırlanmış ve dışardan düğmeye basılınca bizim çocuklar operasyona başlamıştır. ve tüm kabak, bizim halkımızın başına patlamıştır. gencecik insanlar -ülkücüsünden, solcusundan- kim vatanını daha çok seviyor gibi saçma bir yarışmanın arefesinde asılmıştır. evet çok gerekli bir darbedir. derin devletin ve kontrgerillanın psikolojik harp teknikleri ile gariban milletimizin zihnine gerekli olduğu fikrini zerkettikten sonra yapılmıştır ki tepki çekmesin. yazıktır ki başarılı da olmuştur. ordumuz yönetime el koymuştur. komunizm tehlikesi bir andan ortadan kalkmıştır. anarşi bitmiştir. sol-sağ çatışması durmuştur. sağda solda patlayan bombalar cephaneliğe çekilmiştir. solcuya da sağcıya da doğrultulan silahlar ortadan kayboluvermiştir. konragerilla görevini başarı ile tamamlamış ve yuvasına dönmüştür. sonrasında oluşan normal durum ise ordunun başarısı olarak lanse edilmiştir, özgür basın tarafından.
aman efendim, türkiye şartları çok kötüydü de, demokrasi halka çok geniş geliyordu da, halk birbirine girmişti de.
evet 12 eylül öncesi gerçekten durum böyleydi ama tükiye yi bu duruma darbeciler getirdi. darbenin en büyük gerekçelerinden biri olan maraş katliamında asker yetkimiz yok diye havaya bir kurşun sıkmadı.
türkiye de sıkıyönetim altında olmayan il yokken bile, günde 20 insan öldürülüyordu.
derken darbe oldu...
ardından bankerler ülkeyi sardı ve ardından banker krizi ortaya çıktı.
ecevit in 78lerde reddettiği imf artık ülkenin yakasını bırakmadı.
80 öncesi ambargolu, karneli yıllar bitti, bir bolluk bir bolluk sormayın gitsin. türkiye bunun acısını peşpeşe yediği ekonomik krizlerle ödedi.
türkiye de radikal sağ ve siyasal islam en fazla % 15 alırken, milli görüş birinci parti oldu. akp peşpeşe tek başına iktidar oldu.
pkk belası çıktı. dünyanın en kötü 10 hapisanesinden biri olan diyarbakır cezaevi pkk ya gebelik yaparak, pkk yı doğurdu. darbe öncesi siyasal kürçülüğü yapan üç beş çapulcu iken darbe sonrası pkk ülke bütünlüğünü parçalayacak bir güce erişti. zaten siyasal kürçü bir adam "diyarbakır a kenan evren in heykelini koyacağız." derken durumu özetliyordu.
darbe 28 şubat ve 27 nisan muhtıralarının müsebbibi oldu. darbe sonrası yükselen siyasal islamı önlemek için yine birsürü haksız ve saçma sapan gerekçelerle yapılan bu iki muhtiranın da sebebi oldu.
gerçek anlamda sol silindi. emek, sendika, grev gibi terimleri söyleyenler dinazor ilan edildi.
eğer , allah korusun, bu ülke parçalanacaksa, rejimi değişecekse, ekonomik buhranlardan bir türlü çıkamayacaksak bunun en önemli sebebi 12 eylül 1980 dir.
kenan evren'in bu ülkenin burjuva hukuku tarafından yargılanmasını beklemek eşşeğin ölmemesi için bağdat'tan baytar beklemekten farksız.
evren ve şurekası ne yaptı?
milyonlarca insanı katletti, işkence etti, fakirleştirdi, cahilleştirdi.
delillerle kanıtlanabiliyor mu?
evet.
yani suçu sabit mi?
evet.
halk nezlinde suçlu mu?
evet.
peki neden sabancı center'ın göbeğine kadar girilebiliyor, turistik merkezlere rahatlıkla girip çıkılabiliniyor, bombalar yerleştirilebiliyorken 12 eylül'ün ve günümüz türkiyesinin mimarı olan şu herifin cezası infaz edilmiyor? neden şu adamlar hakettikleri cezayı bulmuyorlar, neden erim'in yanına postalanmıyor?
sorular ve sorular, 12 eylül'den bize kalan tek miras sanırım...
ek: kendisinin şansı yaver gitmiş meğer. kendisi eski cumhurbaşkanımız olduğundan şanslı pezevenk demiyoruz elbette, bi dahaki sefere demekle yetiniyoruz, bi daha ki sefere de şansının yaver gitmesi dileğiyle. lock'a uyarısı için teşekkürler.