12 eylül 2007 türkiye macaristan maçı

entry83 galeri0
    63.
  1. ayhan akman ın saha dışına adım attığı an gol bulduğumuz karşılaşma.
    3 ...
  2. 64.
  3. futbol anlayışı erman toroğlu icazaatlarına dayananlar tarafından macaristan'ın penaltısı yendi diyerek laf atılan maç.

    hakemin cesarati tamamen tribündeki seyirciye dayansa da, ders şeklinde bir karar vermiştir kendisi.

    "topu atıp kalecinin üstüne atlayınca penaltı olur."

    bu klişe türk futbolunu bitirmeye çok çalıştı. havada takılacak ayak arayan kramponlarla büyüdüğümüzden olsa gerek pek yadırgamıyoruz. ama kurallarda açık ve seçik olarak yazan bir ibareyi hatırlayıp maçın kaderini değiştiren hakeme laf atmak saçmalıktan başka bir şey değil.

    he diyeceksin ki ya aynısı türkiye ye olsaydı gökhan ünal atılsaydı oyundan aynı şekilde, o zaman da böyle konuşabilecek miydin? en sevmediğim oyuncu ahmet dursun dur derim. zira kendisi daha önce biri elle gol atmaktan diğeri takımı önde giderken gol değil penaltı yaptırmaya çalışmaktan çift sarıyla oyundan atılabilmiş bir şahsiyettir. Süper küfürlerim olmuştur kendisi hakkında. o küfürler biraraya getirilse lügat olur lügat.*
    bu durumda yerde yatan oyuncu yüzünden ofsayt vermeyen hakemi de eleştiririm. tribüne kol sokan adamı da.değişmez bu futbolu insan gibi oynayın canımı yeyin.**
    0 ...
  4. 65.
  5. isterse 13-0 bitsin , bu oyunla fazla ileri gidemeyiz.
    toparlanmak lazım.
    0 ...
  6. 66.
  7. malta maçının üzerine tekrarlayan bir şey vardır bu maçta da:

    (bkz: defansın faul olunca oyundan kopması)
    0 ...
  8. 67.
  9. hakem sayesinde kazandığımız karşılaşma oldu. gera atılmadan önce macaristan bizden daha iyi oynuyordu ve net gol pozisyonlarına giriyorlardı. buldukları bu kadar gol pozisyonunun temel nedeni de türkiye'nin belki de dünyanın teknik kapasitesi en sınırlı iki defans oyuncusu olan servet çetin ve emre aşık ikilisiydi. oyunu geriden bir türlü kuramadılar ve attıkları pasların yarısından çoğu rakip takım oyuncularına gitti. geriden oyunu kuramayınca da hep yavaş oynama durumunda kaldık.
    fatih terim belki de kendisine en çok koyan hamleyi yaparak, maça hakan şükür'ü kadroya almayarak başladı. ama bu hareketi bize ileri ikilide artık hangi oyuncunun oynayacağını gösterdi. milli takımın forvetleri artık bu saatten sonra kesinlikle gökhan ünal ve halil altıntop ikilisi olmalıdır. eğer hakan şükür maçta oynuyor olsa, rakip on kişi kalsa bile milli takımın tüm oyuncuları ona gol attırmak için oynayacak, doldur boşalt taktiğiyle macaristan'ı bile yenemeyecektik.
    ayrıca maçın inönü'de olmasından mı ne taraftarda da bir tuhaflık vardı. ilk yarı biraz tezahürat yapmaya çalışsalarda ikinci yarı resmen uyudular. takımın tam onlara ihtiyacı olduğu vakit nedense susmayı tercih ettiler. hele "kartal gol gol gol" tezahüratını "türkiye gol gol gol"'a uyarlamak gerçekten evlere şenlikti. hiçbir şeye benzemeyince de susmayı tercih ettiler. ama haklarını yememek gerek ikinci yarının bir bölümünde bağırmaya çalıştılar. serdar özkan sahaya girerken "türkiye" diye bağırmak yerine "ooo serdar özkan oley" diye tempo tutmayı tercih ettiler. ayıp ettiler.
    1 ...
  10. 68.
  11. ağız tadıyla "ne oynadık be, son yılların en iyi milli takımıydı, helal olsun hepsine, macarlar neye uğradıklarını şaşırdılar, hey yavrum hey!" dedirtemeyen maçtır. adamlar 10 kişi kalmadan, takım panik halindeydi, iki kuruşluk top oynayamadı. hadi ilk dakikalar heyecan olur diyelim, 60 dakika heyecan mı olurmuş? tuncay, asist haricinde çok kötüydü bana göre, keza nihat, aynı şekilde. servet zaten bildiğimiz servet, fazlasını beklememek lazım. gökhan ünal, golü attı sağolsun da ilk yarı boyunca bir numarası yoktu.

    maçın en kötü yanı*, rezilliğe dönüşen iki duran toptu. şimdi dakikaları hatırlayamıyorum, ilkinde iletişimsizlikten olsa gerek, bir oyuncumuz serbest vuruşu pas olarak kullandı ancak pas attığı yöndeki arkadaşın bundan haberi yoktu, rakip kontra atağa kalktı. ikincisinde hamit'ten bir füze bekledik, o sola pas yapmayı tercih etti, yine pası alacak arkadaş beklemiyordu. bu organizasyon zayıflıkları bir kere başımıza bela olmaz ama bir tekrarı olursa canımız yanar, aman diyeyim.

    hakem saçma sapan kararlar verdi, başlarda rakibin lehineydi, ancak; penaltıyı vermeyip üstüne çift sarıdan oyuncu atması hepsine bedel oldu zaten. keşke 10 kişi kalmadan atsaydık en azından ilk golü.

    bir de keşke üç golü de ilk kaleci yeseydi, bu kadar da mal olunmaz ki, değdi mi kardeşim onca küfürü yediğine? cık cık cık.
    0 ...
  12. 69.
  13. 63. dakikaya kadar organize tek atak yapamayan, tuncay'ın pozisyonu dışında doğru dürüst pozisyon bulamayan, rakip 10 kişi kalınca rahatlayan ve maçı koparan, maç öncesinde 3 maçta 7 puan kaybetmiş olan cengaverlerimizin -her ne hikmetse- 50.000 dolar prime hak kazandıkları maç.

    ne primi ulan? ne primi? bosna'ya kaybettiklerinde 50.000, maltayla berabere kaldıklarında 30.000 dolar falan ceza kesmişseniz tamam ama, ağızlarını açtıklarında "milli görev" diyen, puan kaybı olduğunda 3 kat fazla üzülen bu güzel kardeşlerimizin primi iade etmesini beklemekteyiz. ulusoy da açık çek vermiş zaten, primi siz belirleyin, "dileyin benden ne dilerseniz" demiş. eze eze 3 tane attık ya hani brezilya'ya öhöhöhüm pardon macaristan'a, macaristan'ı sahadan sildik ya, adamlar yarı sahamıza bile adım atamadılar ya, helal olsun çocuklara...

    milli takıma seçilemeyince topçular çok üzülüyorlar şimdi anladık. maç kazan, şak 50.000 dolar.

    ama onlar da haklı... ne de olsa özellikle para mevzuunda hepsi profesyonel futbolcu!
    1 ...
  14. 70.
  15. 12 dev adam için çek cumhuriyeti maçı neyse a milliler için bu maç o.

    yani maçlar kazanıldı ama takımlarda hayat yok. umarım bu benzerlik sonuna kadar devam etmez de takım finallere katılır.

    ha bu arada penaltı olan pozisyona kandırma diyip kırmızı kart gösteren hakeme de sevgilerimi gönderiyorum buradan. o kırmızı kart olmasaydı sabaha kadar maç oynasak yine de beraberlikten öte gidemezdik.
    2 ...
© 2025 uludağ sözlük