dokunmaya kıyamadığın herşeyi ona verdiğinde,
sevdiğin şarkıları, etini,
daha kurulmamış kahvaltı masalarını
ve hatta
onun bile bilmediği bir onu, ona verdiğinde,
bir ülkeyi baştan aşağı kolaylıkla ele geçirmiş
barbarların yaptıklarını yapar sana.
kırar seni,
kılıçtan ve cehennemden geçirir
ve öyle acır ki için
artık gözyaşların bile doğduğu gözleri hatırlamaz.
Ah sevgilim !
şimdi bu yağmur ıslatırken toprağı
yalın ayak dolaşıp
narin ayaklarınla çamur getir
aşkımızı sokacak kerpiçten bir göz oda yapayım sana
yuvayı dişinin gördüğü düş yapar
ayakkabılarını sakladım diye , kızma bana ...
ey güzel, sen ki bana derdi derman edensin;
şimdi, çekil önümden, diye ferman edersin,
senin yüzün canımın kıblesi olmuş bir kez,
ne yapsın, kıble mi değiştirsin bu can dersin?
insanın ruh haline göre değişir.aynı mısra bugün seni anlatırken yarın güldürebilir.çok ilginç değil mi?belki de bu yüzden her şiir mükemmeldir.çünkü mutlaka birine hitap ediyordur.
birden nasıl oluyor da sen yüreğimi elliyorsun,
Ama nasıl oluyor da sen yüreğimi eller ellemez,
Sevişmek bir kez daha yürürlüğe giriyor, bütün kara parçalarında.
Afrika dahil.
bu bir hikayenin bitişi midir?
bu kanlı bir veda mıdır?
bu son savaşçının yediği kurşun,
bu son kalenin de düşüşü müdür?
dalgaların çekilişi, bayrakların yıkılışı,
bu, şarkıların susuşu mudur?ömrüm kanıyor ömrüm
bildiğin gibi değil.