kanımca ev aletleri arasındaki en ilkel alet. ev aleti dediğimiz teknoloji harikalarını genelde fişe ya da güce bağlarız, onlar işlerini görürler.
buzdolabını prize takarsın. mikrodalga fırını prize takarsın. çamaşır makinesine deterjanı atar, tuşuna basar kendi haline bırakırsın. bulaşık makinesi keza bu şekilde. daha bir sürü vardır. ama bu ütü denen alet yıl olmuş 2013 hala manuel kullanılacak şekilde geliştiriliyor. lan yemişim yakmayan tabanını, süper sıcak yüzeyini, yağ gibi akmasını. ben hala ütüyü elime alıyorum ve yaz günü terleye terleye işimi görüyorum. teknoloji bunun neresinde? bırak arkadaş. öyle bir alet tasarlayacaksınız ki, içine, üstüne ya da herhangi bir yerine kıyafeti koyacağız ve giysi jilet gibi olacak. bunu istiyorum.
20 yıl önce bir odayı kaplayan tüm cihazları şimdilerde göt kadar iphone'un bünyesinden toplamayı başarıyorsunuz da, iş ütüye gelince neden adam olmuyorsunuz lan? kim var lan arkanızda faiz lobisi misiniz nesiniz? lanet olası dış mihraklar.
hidrojen bağları kopar ve elbiseler kırışık görünür. ütünün sıcak ve düz yüzeyi sayesinde kırılan bu hidrojen bağları tekrar oluşur ve kumaşı düz görünmesini sağlar.
eğer kırışık bir elbise ütülenmeden giyilirse bir süre sonra vücut sıcaklığının etkisiyle kısmen düzelir.
tam beceremeyenler için, azımsanmayacak miktarda efor sarfettiren bir tür spor aleti. b fit'e benzer, hem ütü öğreten hem zayıflatan bir program başlatmak mümkün olmaz mı acaba diye düşündürür bazen. mesela ütü sırasında fışkıran buharlar boşa gitmese, yüz için mini bir buhar banyosu sayesinde gözenekler açılsa, sonra hemen birkaç dakikalık siyah nokta sıkma seansı, arada kocayı onu-bunu çekiştirme, sonra patlıcan kollu tontiş hanımlarımız için arms are back in shape kürü, terle atılan toksinin ardından birer yeşil çay... gıcır gıcır, kırışıksız giysiler, pampak bir yüz. neden olmasın ki?
buharıyla evi hamama çeviren, kıyafetlerin kırışıklıklarını düzeltmeye hatta bazen kıyafetleri kurutmaya yarayan, hatta bazen de saçlar için düzleştirici görevini üstlenen, kullanmayı pek beceremediğim, zaten kullanmayı da pek sevmediğim alet.
yazın gece yapmak gerekendir.
giderek daha da hızlanılan ve ustalaşılan bir şey.
her şeyi ev tipi ütü ile ütülemek mümkün olmadığından, sanayi tipi ütü olsa da yesek diyenler bile var.
ütü temizlik, şıklık ve yaşamı ciddiye almak demektir.
çok lanet bir ev işidir. en çok kışın yapmasını severim. hem sıcaklığı ile içinizi ısıtır, hem üzerinize süveter giyebilme şansınız olduğu için sadece yaka ve kolları ütüleyerek yırtabilirsiniz. *
ama iç çamaşırından tut, yatak nevresimine kadar ütüleyen tipler vardır. pek bir sevimsizdirler. *
Yerine getirdiği işlevin zorunluluğunun yanına bir de zorluğu ekleyen son derece geri kalmış bir teknolojinin ürünü olan saçma aletlerden biridir. (bkz: araba fanı)
1- ilk ütü içi sıcak kömürle doldurulan metal kaplarda 8. yyda çinliler tarafından ipeği düzleştirmek için kullanılıyordu.
2- 17. yyda saplı dökme demir ütüler sobada yada ateşte ısıtılıyordu.
3- 1882' de Henry Seely adlı amerikalı içinde elektirkli ısıtıcı bulunan bir ütü yaptı.
özellikle eli alışık olmayanların kullanmakta epey zorlanacakları ev aleti.uzmanlar ve tasarımcılar her ne kadar ergonomik dizayn yapıyor olsalarda kendisine mutfaktan su almaktan aciz erkekler topluluğuna (tembelistler) yaranamamaktadırlar.bunun için japonyalı bir mucid şöyle bir çalışma yapmıştı.içerisinde su ve resistans bulunan yarım vücutlu bir mankene gömleğini giydiriyor ve manken 2-3mm kadar genleştikten sonra gömlek gergin bir hal alıyordu.verilen ısı ve buharla belirli bir süre beklendiğinde gömlek ütülenmiş oluyordu..
fakat yine de böyle bir teknolojinin var olması bizi 20 yıl once kömürle ütü yaptığımız gerçeğinden uzaklaştıramaz..