‘’Özlemek için nazım var
Mavi için edip
Sevda için Ahmed Arif..
Bazen özledim diyemezsin.
Nazım okuyorum dersin.
Ben nazım okuyorum.
Sen ne yapıyorsun?”
Bazı insanlar için hiç bitmeyecek olan insanın içini her gün yavaş yavaş işleyip yıkan, ağlamaktan kahreden anlaşılması zor ve tanımı olanaksız olan bir histir.
özlemek sadece bir insanı, hayvanı ya da nesneyi özlemek midir? bir çiçeği? ya anıları özlemek? geçmişte olanları. komple kaybettiklerini, kaybedilenleri, kayboluşunu. özlemek herkese herşeye mahsustur. özlemek kötü değildir. ama mutlaka sınırlandırılmalıdır. yoksa akıl kaybettirir.
Bu da geçer diye diye diye geçecek olan duygu. ilk defa bir insana karşı gururumu kırıp özledim yazdım, oysa onun umrumda bile değilmişim. Şu saatten sonra onursuz bir duygudur benim için özlemek. Yuvadan sürülmüş erkek aslan gibi düşkün ve ölmeye mahkum bir duygudur. Ölene kadar dolaşsın dursun kalbimin içinde, erkek aslan nasıl dişlere mahkumsa yaşayabilmek için, özlem de sevgiliye hiç değilse bir umuda mahkum. Şimdi ne sevgili var ne de bir umut. Bu gün ölmezse yarın, yarın ölmezse öteki gün elbette ölecek bu düşkün ve onursuz duygu.
Özlemek beklemektir. Beklediğinin yolunu gözlemektir. Herşeyde onu hatırlamak hep iyi anları tekrar yaşama isteğidir. Kötü anlar aklına geldiğinde bile olsun yanımda olsun da demektir. Özlemek geceleri uzun gündüzleri bulutludur. Özlemek kavuşacağının hayalini kurup uykuya yenik düşüp rüyada devam etmektir. Özlemek gelmeyecek biri için ise hüzün ritüelidir.
En eylemsiz gibi görünen eylem. Böyle kalbin ateşte döndürülerek pişirilmesi gibi bir his, etinin ızgara olması gibi. ilk zamanlar daha yoğun hissedilen yanma hissi zamanla yerini donuklaşmaya bırakıyor, kalp yeteri kadar piştiğinden olsa gerek. Velhasıl şiddeti değişir belki ama özlemekler baki.
unutmaya çalıştıkça özlüyorum seni,
silmek istedikçe kazınıyorsun beynime,
ne tenler dolaştım seni unutayım diye,
ne gönüllerde yolculuklara çıktım unuturum belki diye,
hala gözüm geleceksin diye eşikte,
hala ya mesaj gelirse diye kıpır kıpır kalbim,
hala arayacak umutlarının baharında beynim,
ve ben unutmaya çalıştıkça özlüyorum seni,
bazen bir film hatırlatıyor seni bana,
bazen sarı saçlar,
bazen evinin önünden sebepsiz geçerken buluyorum kendimi,
aramayacağım yemileri ile kamçılıyorum ellerimi,
ve en çok gece kaşıyor hasretini,
geceleri karanlıkta daha bir iyi görüyorum seni,
sen diye bir dev yarattım ve gölgendeyim senin...