dişlerimi düzenli fırçalarsam köpek dişlerimin sivrileşeceğine ve geceleri uyumak yerine vampir olacağıma inandım. on bir yaşında anca o hayalden vazgeçebildim.
televizyonda haber sunan spikerin bizi görebildiğine inanmak. " görüyor işte, baba baksana gözümün içine içine bakıyor" derdim babama . babam da uzun uzun onun bizi göremediğini, görüntünün nasıl oluştuğunu anlatırdı. ben anlamazdım. spiker televizyonda görününce huysuzlanırdım. (bkz: zeki müren de bizi görecek mi?)
"ne kadar ekmek kırıntısı dökersen o kadar çocuğun olur" lafına inanıp masadaki bütün kırıntıları yedikten sonra 2 tanesini bırakırdım maksat 2 çocuğum olsunmuş.
çıkan dişini kargaya verirsen, karganınki gibi dişin olur,
fareye verirsen fareninki gibi dişin olur,
sen faraye ver onunki gibi küçük,keskin ve güzel olsun,
karganın kocaman dişi gibi olmasın.
şimdi küçükken, dünyanın döndüğünün kanıtının bulutların hareket etmesi zannederdim. kimseden duymadım ama bunu kendim zannettim. hala ara ara bakırım bulutlara mantıklı gelir.