dünyada yada uzayda insanın başına gelebilecek en kötü şey.
hiç bir şey yapamamak, kılını bile kıpırdatamamak.
mal gibi durmak, taş kesilip donmak.
boğazına düğümlenen kelimeleri, sayfaları, kitapları haykıramamak.
koca dünyanın bir anlık durması, insanların hareketsiz kalması ve çaresizliğin her yanı sarması...
bir kuşun kanatlarının kırılması, bir balığın okyanustan kovulması, kaplumbağanın kabuğunun çalınması, bir arının iğnesinin elinden alınması...
daha fenası çaresizden çare beklemek, medet ummak, umut etmek...
olmayacağını bildiğin duaya amin diyebilmek, uzaktan da sevebilmek...
doğum gününü onsuz kutlamak, bayrakları yarıya indirmek, arjantin konsolosluğuna siyah çelenk bırakmak...
iki dakika saygı duruşu, güney expres, mavi dolmuş, altı saat, arabalı vapur, kapalı yüzme havuzu, belediye otobüsü, kır kahvesi, mavi yolculuk, bir demet nergis, siyah araba, hayvanat bahçesi, dört bardak çay, bir ömür, istiklal marşı ve kapanış.
kararsızlık içinde, iki olasılık arasında sıkışıp kalınan ölesiye andır. verilecek iki kararın da mutlu edecek yönleri vardır seni ama ya mutsuz edecek yönler... asıl bunlar düşündürür seni. hele çevrendeki en değerli insanların yıkımı olacaksa vereceğin her iki karar da, bu nokta düğüm işte.
bazı insanların sadece birbirlerine muhtaç olduğu zamanlarda da ortaya çıkar. son derece iticidir. birbirilerine mahkum olan insanların aslında yaşadıkları şey sadece "öğrenilmiş çaresizlik", oysa biraz deneyerek, aşabilirsiniz.
apartmana girdim yukarı kendi katıma çıkarken merdivene kendini sıkıştırmış bir kedi gördüm. ne sevimli resmini çekeyim keratanın derken kedi beni görmesiyle apartmanın camına kendini çarpmaya başladı. gövdesiyle cama vuruyor ama cam kapalı olduğundan aşağı atlayamıyor. bir-iki saniye video çekebildim onun o salakça halini izlerken. ama baktım hayvan çok ürkmüş, kendini paralıyor zıplayıp cama çarpıyor sürekli. tam engel olayım derken adım atmamla kedi bir üst kata çıktı.
hasiktir. üst kattaki cam açık. kedinin vücudu tamamiyle camın dışında. suratı bana bakıyor masum masum. işte çaresizlik bir anlamda da buydu. kediyi oradan çıkarmaya çalışsam zaten ürkek hayvan kendini aşağıya atacaktı. ben de hemen evin kapısını açarak içeri girdim ve kapıyı kapattım.
içimde anlam veremediğim bir his. direkt evin camını açtım ve sokağa baktım. kedi yerde yatıyor. ölmüş. tam o sırada da insanlar geçiyor yanından ve çocuk annesine gösteriyor kediyi.
aslında hayatın başarı formülü gayet açıkken. mesala 2(sağlıklı aile)+2(iyi okul)+2(çalışmak)+2(iyi sevgili)+4(iyi iş tercihi)+4(sabırlı olmak)+2(sakin olmak)+6(istikrarlı olmak)+2(kararlı olmak)= mutluluk
senin, bu formülde kaybolman, yanlış yerde yanlış işlemleri yapman, mesala anne ve babanın sorunları, 2-2=0 kötü okul tercihi, 2-2=0 tembel olmak, üşenmek, -2 kötü sevgili, kötü iş tercihi -10, sabırsız olmak -4, istikrarsız olmak -6, kararsız olmak -2 ve sonucunda eksi bir hayat.
çaresizlik de, senin somut hayata paralel gidememen. aslında doğru oralarda bir yerlerde. nerede, ne zaman, nasıl olmamız gerektiğinin formülü var. bu formülden haberin olmadığında ya da değiştirecek kudretin olmadığında kendini çok çaresiz hissediyorsun
düşüncelerdeki kör düğüm... duygulardaki derin acı.. ve insanlığınla kavgan.
gözlerine bakan ve acı çeken gözler, inleyen bir can ve senden bir şeyler yapmanı beklerken biri , bir şey yapamamak.. insan olanın beynine yüreğine saplanıp onu nefessiz bırakan acı.. her şeyden bir anda seni soğutan, değersizleştiren, isyan ettiren, kutsala saygını yerle bir eden, onu inkara götüren öfkenin kaynağı..
yüreğinin, düşlerinin üşümesi. hayatı her anlamdan arındıran, anlamsızlaştıran, seni, beni, herkesi çıldırtan lanet bir durum, bir an..
Canınızdan çok sevdiğiniz bir insanın en büyük acısına şahit olursunuz. Teselli edecek, söyleyecek, yapacak, konuşacak hiçbir şey bulamazsınız. Daha önce her acınızda ya da acı sandığınız şeylerde olduğu gibi ağlayamazsınız bile boğazınız düğümlenir, susarsınız ve gürültülü bir sessizlikte yorulsunuz. Onun neler hissettiğini kalbinizde hisseder, adınız gibi bilirsiniz ama güçlü duruşunu taktir eder ona yakışan bu dersiniz ama bu onun acı çektiği gerçeğini değiştirmez. Her sesini duyguğunuzda içiniz burkulur, sanki o birdaha gerçekten mutlu olmayacakmış gibi düşünür bunun olmaması için dualar edersiniz ve ona mutlu olacağı şeyi geri vermek istersiniz ama bu imkansızdır yani ''çare'' yoktur artık, çaresizsinizdir.