yanağına bi öpücük kondurmuştum, hatrı kalır diye diğer yanağından da öpmüştüm usulca.
bu otobüs götürecekti seni benden uzağa, koca yaz boyunca.
benim öperek yolladığım gibi annen de öperek teslim alıyor muydu seni?
ben niye bunu hiç sormadım ki sana, o zaman daha çok öperdim alıcıya çabuk ulaşsın diye daha dikkat ederdim ela gözlerinin gülüşüne...
annen öpemediğinde ne hissetti ki seni?
anne bu ağlar tabi, ama bir daha kimseyi sevmeyeceğine yemin etti mi ki?
keşke sadece koca yaz boyu gelmeseydin ama bilseydim ki yaz bitince geleceksin, o zaman hiç ağlamazdım, uzak da olsa orda bi yerde olurdun bilirdim, o zaman hiç ağlamazdım...
sen ölmeden önce de kaza yapıyor muydu arabalar, otobüsle çarpışan kamyonlar var mıydı?
sen ölmeden önce de ölüyor muydu insanlar?
zaman duruyor muydu böyle, ben ağlayabiliyor muydum?
ya da yazabilir miydim böyle efelik laflar?
seni anlatabilir miydim hiç tanımadığım insanlara?
ölümü hissedebilir miydim ense kökümde? azrail'e meydan okuyabilir miydim böyle pervasızca?
yapamazdım, bilemezdim hiçbirini.
sen yine gel ben yine bilemeyim emi?..