heyecanlı ve abazanlıktan kendilerini şaşırmış şakirdlerin, "kara mizah" bilgilerini yoklamaktan özenle kaçınmış(hatta bunun sebebini açıklamış), ilgili yazısında, hiç bir dergiyi(ve hatta kişi, kurum, kuruluşu) kutsamamış yazardır. ve hatta o derecedir ki yanar döner ibnelerin, varlığına şahit olunca "kutsal" saydığı birçok şeyden de şüphelere düşmektedir(salt olan bir tanesi hariç).
tekrar konumuza dönecek olursak "kara mizah" dediğimiz mes'elede "düzen" orjinimiz, merkez noktamızdır. bu durumda düzenin, düzücüleri(ülke yönetiminde söz sahibi olanlar ve başka bir deyişle "yasa koyucular") kara mizah'tan nasibini almak durumundadır. aksi halde onun adı "espri" veya ihtimal ki "mizah" olur. salih memesicanlı abimiz de yakın bir geçmişe kadar süleyman demirel'inden, ahmet necdet sezer'ine... bülent ecevit'inten, necmettin erbakan, devlet bahçeli'sine... "kara mizah" yapar ve bunun adına da "bizim city" derdi. o zamanlar "türkiye'nin en büyük karikatüristi salih memecan" değildi tabi. çünkü dil rengi bu haddinde değildi, kaldı ki yalamasına sebep de yoktu. zira yazacağını, çizeceğini rahat ve özgür bir şekilde kaleme alıyordu(ama bugün, öyle mi? bak hanefi avcı'ya?).
herşey sabah gazetesi ve yayın grubunun, damat oğlanın kucağına oturmasıyla başladı.
sonrasına denk gelir "salih memecan'ın en iyi karikatürist", "überçizer" vesaire olması.