pazar sabahının köründe işe gitmek

entry14 galeri
    1.
  1. bütün bir hafta yoğun bir şekilde çalışılarak geçirilmiş hafta sonu iple çekilmeye başlanmıştır.

    fakat; kader ağlarını örmüş ve cuma öğleden sonra anlaşılmıştır ki hafta sonu çalışılsa anca işler yetişecektir. bünye ilk başta "tabi lan, bu şirket benim omuzlarımda yükseliyor, yaparız. bu iş yetişmese şirket kesin batar, sonra işsiz kalıp, kapı kapı eleman lazım mı abi diye dolaşırım" diye düşünülür ve cumartesi çalışılır.

    pazar günü yine ofise gidilir, fakat çayları yapan ve her ne hikmetse ağzından küfür ve sigara eksik olmayan 18 yaşında olduğunu iddia eden kenar mahalle dilberi tadındaki çayları yapan kız bile gelmemiş ve ofisin kapısı viyana kapılarına dönmüştür.

    hemen sağa sola telefon edilmeye başlar o sırada uyuyan her birey uyandırılır, büyük bir sadistlikle...

    ama herkesin verdiği ortak cevap "abi, biz gelecektik, ama bugün saatler bir saat geri alındı. bizde onu değerlendiriyoruz" tadında cevaplar verilir.

    sabah erken kalkıp, daha kahvaltı niyetine cumadan kalma ısıtılmış pohçasını bile henüz kemirememiş bünye işi felsefeye döküp "zorunluluk olmadiktan sonra erken kalkmak iyidir, daha fazla vakit kazanirsin gunden" diye düşünüp. uyuyanlari dusunmeye başlar, bazen ne yapacagini bilemez ya insan. işte tam da bu noktadadır kahramanımız...

    sonra üzülmeye başlar, çünkü yaşlandığını fark etmiş ve yaslandikca insan istese de uzuuun uzuuun uyuyamaz olduğunu idrak emiştir. zaten beden hangi saatte kalkmaya alismissa o saatte zart diye uyaniveriyor gerçeğini karşıdan garip garip bünyeye bakan mor kravat ve yeşil gömleğin uyumsuzluğunu yakalamış, büyük bir ihtimalle kendi durumunda olan adam bağırarak söylemesini mütakiben, adam elini "anlamadım" der gibi sallar...

    diğerleri beklenirken düşünce denizine açılır kahramanımız. içinden der ki, zaten dışından dese az önceki gibi birisi tarafından deli yerine konma ihtimali vardır.

    der ki "hicbir zaman sadece yataktan cikmak degildir erken kalkmak. bunu aliskanlik haline getiren ve bundan zevk alan icin giderek tutku haline gelmis bir varolus bicimidir. yildizlarla dolu kara bir gokyuzunun yerini once alacakaranlik bir griye, daha sonra pembe ve kirmizinin en guzel tonlarinin dansina, en sonunda da gunesin altin sarisina birakmasini seyretmek baslibasina bir keyiftir. bunun yaninda doganin uyanisini, ciceklerin ve insanlarin mahmur gozlerle gune merhaba deyisini seyretmek de akip giden zamani selamlamanin en mutluluk verici seklidir.

    nasil ki gecenin gec saatleri bir sehrin karanlik, tekinsiz, korku verici ve esrarli kisiligiyle tanismak icin en iyi firsatsa, gun dogusu ve sabahin ilk vakitleri de bir sehrin en maskesiz ama en umutlu, en savunmasiz ama en kollari acik zamanlaridir. bu yuzden seher vakti bir yuruyus yapmak guzeldir, sessiz sokaklarda kediler copleri karistirirken. bu yuzden seher yeli hep umut doludur ve en guzel serinlik bir ilkyaz sabahi aksamdan kalma bir sabah urpertisidir.

    ve bu yuzden guzeldir iste erken kalkmak..."

    ve bünye fark eder ki, insan en güzel yalanları kendisine söyleyebiliyor.

    sabahın körü, özellikle de pazar sabahının körü insanın hayata ve kendine dair çok şey fark etmesi ve bunalıma girmesi için süper bir zaman...
    0 ...