gamzedeyim deva bulmam
garibim bir yuva bulmam
kaderimdir hep çektiren
inlerim hiç reha bulmam
elem beni terketmiyor
hiç de fasıla vermiyor
nihayetsiz bu takibe
doğrusu takat yetmiyor.
dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç
bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç
cihana bir daha gelmek hayal edilse bile
avunmak istemeyiz böyle bir teselliyle
ah.. geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
geçince başlayacak bitmeyen sükunlu gece
guruba karşı bu son bahçelerde keyfince
ah.. ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül
ya lale açmalıdır göğsümüzde yahut gül.
rüyalarıma sarıp sarmaladığım seni her gözümü açtığımda tekrar kaybediyorum. yakınmıştım için için, girmiyorsun artık rüyalarıma diye. her bir zulme binlerce tebessüm ekledim dostsuz rakı sofralarımı kurarken. bir dubleden sonrasıyla birlikte yine geldi sensizlik.
içtiğim her bir sigara izmaritine adını kazıdım. nefesimdin, ilk seni çektim ciğerlerime. ciğerlerim toz duman. her bir öksürüşümde sensizlik irinini attım. şimdi yine eskisi gibi gideceksin, biliyorum. o yüzden fazla gülmüyorum. her bir hatırama sıkıştırdığım tebessümlerime birer tane daha ekleyip, her hatırlayışımda canım yanmasın istiyorum.
canım.. canını yakmamak için, canımın yanmaması için, canımı canına katıyorum. ellerimi adadım adak niyetine gözlerine. gözlerin, bu sefer kan revan. her gün gibi, yine bugün de akşam oldu ve sen yine varsın, ama gideceksin eskisi gibi. eski, eskici, eski günler, eski günleri yad eden gözler. gözlerim artık eskisi gibi bakmıyor istikbalime. zaman yine her zaman ki gibi uzak bir kelime.
saçlarının her bir teline çizdiğim resimlere bakıp, istanbul'u yaşıyorum. bir teli bank, bir teli galata, bir teli köprü. mis kokardı boğaz turunda, boğazın kokusuna karışıp. hatırlarsın, elleriyle besliyordu insanlar martıları. şimdi o martılar gelmiyor sensiz çıktığım boğaz turlarına.
boğazım, yine düğüm düğüm. ellerimde ise pimi çekilmiş bir bomba. elini tutsam patlayacak, ve başlayacak.