dürüstlüğün, ikinci kişilerden bağımsız bir erdem olduğuna inanır. hiç kimse sözlük tanımı itibari ile "dürüst" olamaz bu yazara göre(kendisini de dahil eder bu genellemesine). ve bu bağlamda insanın kendisine karşı dürüst olmasını baz alır...
vicdan dediğimiz mahkemenin, dünya üzerinde kurulmuş olan en sağlam mahkeme olduğuna inanması da bu düşüncelerinin şekillenmesinde temel olarak ele aldığıdır. ve hayatını yaşadığı süre içerisinde özellikle vicdan mahkemesinin, kendisini mahkum etmemesine özen gösterir. sonuç olarak da aynaya baktığında bir sorun yaşamıyor kendisi.
"Suratımda her suç bir ayrı imza,
Benmişim kendime en büyük ceza!
Ey dipsiz berraklık, ulvi mahkeme!
Acı, hapsettiğin sefil gölgeme!
Nur topu günlerin kanına girdim.
Kutsi emaneti yedim, bitirdim.
Doğmaz güneşlere bağlandı vade;
Dişlerinde, köpek nefsin, irade.
Günah, günah, hasad yerinde demet;
Merhamet, suçumdan aşkın merhamet!
Olur mu, dünyaya indirsem kepenk:
Gözyaşı döksem, Nuh tufanına denk?"