Aynı güçte değil...
Aynı surette...
Soluk alıp verişlerin karıştığı anlardaki gibi!
Görünen yeşil ile mavinin uyum ya da uyumsuzluğu kimin elinde?
Ya da hiç görülememiş olması..
O zaman uçurtmaları daha yükseklere uçurmak lazım;
bu kimileri için keşfedilmemiş maviliklere!
Ah Sen...
Adına kelimelerin bile yetmediği bendeki SEN!
Taşlara vuran güneşin ardındaki görünemeyen taşraların da ötesindesin şimdi.
Sevmek zamanı şimdi...
Ucu bucağı görünmez yollara ümidimi de bırakıp arkamda,
gidişlerin buruk bir gereklilik olması gibi bir şeyler var ruhumda.
Üşüyor mu ellerin; sıcağın kavurduğu bu vagon dışındaki havada?
Hep gül Sen..
Maviliklere uçur beni..
Hem de keşfedilmemesi olası maviliklere.
Al yalnızlığını,
''Kavaklar'' mırıldanırken kes bensiz fotoğraflarını.
Suskunluğunu bahşet çirkinliklere ve bir kez daha sus.
Susamış, entarisi yandan fırfırlı çocuk dolanır ortalıklarda,
çocukluğumu da avucuna alıp.
Aynı onun gibi seviyorum hayatı, Seni..
Sensiz hayatı sevemeyeceğimden ve bilirim ki sensizlikleri..
Şimdi varolmuşluğumuzu konuşmalıyız.