hayranlarını tatmin etmekten uzak kalmış ve düş kırıcı olarak nitelendirilmiş bir finalle biten dizidir. ama zaten hayran olan kişiyi tatmin etmek zordur, çünkü hayranlık duydukları nesneden kendilerine asla veremeyeceği karşılıklar bekler, onunla ilgili gerçekleştirilmesi imkansız düşler kurarlar. anladığım kadarıyla şu iflah olmaz lost fanatikleri de, yıllar boyu bir camın gerisinden belden yukarıdaki kaslı gövdesini görüp nice erotik düşler kurguladığı yapılı erkekle evlendiğinde penis boyunun ereksiyon halinde ancak 10 cm olduğunu gören bir genç kızın durumuna düşmüşlerdir. Ondan sonra da demişlerdir ki : ahhh seni izleyerek geçirdiğimiz onca zamana yazıklar olsun! oysa biraz daha kültürlü olup zenon paradokslarını ve bu paradokslara gönderme yaparak jaques lacan teorilerini açıkayan slavoj zizek i bilmiş olsalardı o yılların hiç de kayıp olmadığı konusunda ikna olup gönül rahatlığıyla bir başka dizinin ardına takılır ve yaşamlarının geri kalanını mesut ve bahtiyar biçimde geçirebilirlerdi. olay şu ki: varolmanın temel paradoksu bir yokluğun arzusunu sürekli kılmakta yatar, önemli olan sürekli hedefe giden yolda olmaktır, hedefe varıldığı anda kişi arzu nesnesini kaybeder, buna da lacan dilinde kaybın kaybı denir. bunu konumuza uyarlayacak olursak, lost hayranları yıllarca adadaki o gizeme kafa yorup onun çözüleceği anı şehvetle beklemişlerdir, yani onları sürükleyen arzu adanın sırrının açığa çıkmasıydı. işin acımasız yanı ise, o sır kendilerine bir şekilde ifşa edildiğinde birdenbire kendilerini bir hiçliğin ortasında bulacaklarını hesap edememişlerdir. oysa onların en güzel zamanları, o sırrın sır olarak kaldığı, yani arzu nesnelerinin var olduğu dönemlerde yaptıkları o heyecan dolu seyirlerdir. dolayısıyla o yıllar kendi açılarından bir kayıp değildir, bu dizi hangi finalle biterse bitsin asla tatmin olmayacaklardı. Çünkü son kavramının kendisi bizzat boşluktur, arzunun ve keyfin kaybıdır. her filmin ve hayatın sonunda yaşanan da bu duygudur. ben mi? ben zaten bu dizinin hiç hayranı olmadım, kendime göre nedenlerim var tabii ama bu kadar yeter, roman yazmıyoruz burada!