kendisini teprik etmek için ansızın odasına girdiğimde, bir uzun yol şöferi boşvermişliğiyle koltuğun kenarını sıvazlıyordu. böyle bir günde sıvazlamalık bi göğsü olmaz mı insanın diye düşündüm ve üzüldüm. derken odanın kapısı iki defa vuruldu, hemen akabinde içeri elinde çukulatalı pasta olan bir hemşire girdi. hemşirenin kendiside çukulata renkliydi ve işaret parmağıyla pastanın üzerindeki küçük kırmızı kirazları sıvazlıyor bir yandan da gözleriyle bana kapıyı işaret ediyordu. deli dostum, doğum günün kutlu olsun diye bağırdım ve kaçtım ordan.