laiklik kelimesinin kökenini, anlamını, tarihi boyutunu, türkiye cumhuriyeti devletinin yönetim biçimi için ne ifade ettiğini, ne amaçla anayasaya derc edildiğini, dış dünyadaki özellikle de gelişmiş avrupa ülkelerindeki uygulamasının ve uygulamadaki farklılıklarının nasıl olduğunu bilmeyip ilk okuldan kulaklarının ucunda kalan kulak dolgunluğu ile din işlerinin devlet işlerinden ayrılması gibi basit ve tek boyutlu bir kalıp sanıp, dindar olmayanların veya dinsizlerin özgürlüğünü savunurken -ki burada haklıdır- dindar olanların din işleri ve ibadet özgürlüğünü 'anayasal tehdit temelleri' zırvasına indirgeyerek -ki burada da aynı ölçüde haksızdır- laiklik ilkesinin içini asıl kendisi boşaltan ve de kendilerini çekilmez ve nefret edilen bir konuma getirdiklerini fark etmeyen, fark edenlerinin de utanmadığı ve özgürce dini değerlerle alay etmekten çekinmediği; diplomalı cahil, sayıları az ama sesi çok çıkan, dışa kapalı ve durağan bir statükonun nimetlerinden faydalandığı kuşku ile yaklaşılamayacak bir belirginlik içinde olan, iki parçaya yardırılmış olantoplumun diğer bir kısmını oluşturanyarımın içindeki bir azınlık konumunda kendisine bir statü belirlemiş ve bir şeylerin üstü kapalı biçimde yönlendirmesi ile siyasi çekişmelerin tarafı yapılmış, fanatizm ve karşı tezahürat görevi ile misyon üstlendirilmiş, kandırılmış ve kullanılmakta olan, içindeki siyaset ve taraf olma hevesi azdırılarak zihni bulanıklaştırılmış ve gizli bir düşmanın piyonu olmuş, özgür değerleri özgürlük olarak haykırması gerektiğini kendisine hediye edilen at gözlüğü nedeniyle görememekte olan, aydınlamacılık gibi bir değeri sadece laiklik ilkesi üzerine yıkarak ufkunun sınırlarının kaç santimetrekare alan içerisinde uzandığını bizlere gösteren, islam faşizmi-kürt faşizmi gibi korku kampanyaları düzenleyerek kendi ideolojilerinin sonunun gelmesini engelleyeceğini sanan, atatürk gibi bir kişiliği ve cumhuriyet gibi bir yapıyı arkasına ve önüne zırh ederek eskisi gibi at koşturacağını zanneden, demokrasiyi bir amaç ya da bir hiç gibi görüp bu uğurda devletin bekası için halkın sürü gibi yönlendirilmesinin mübah olduğunu düşünen, iyi kötü ayrımı yapmayıp kendi menfaati uğruna çekişme içine girmiş bir muhalefetin destekçisi olan çakma solcuların meydan meydan, şehir şehir, sözlük sözlük haykırdıkları kehanet içerikli faydasız ve zor anlarda imdata koşan bir söz öbeği.