istanbul ankara hattı bir firmanın.
mevsimi olmadığı için yolcu sayısı azdı. rahat bir yolculuk geçiriyordum. arkama yaslanmış kulaklıklar kulağımda müzik dinliyorum. arkamdaki adam koltuğuma dizlerini yaslamış olacak ki belimde bir iteleme hissettim. sakince kulaklığımı çıkardım. arkamı dönüp adama ;
-rica etsem dizlerinizi çeker misiniz? dedim.
mahsun kırmızıgül e benzeyen, rengi solmuş, takım elbiseli bir adam. bir sıkıntı olduğu yüzünden belliydi.
anlayışla karşılayarak olumlu bir şekilde cevap vererek dizlerini çekti.
müziğe devam. gençlik de var ya o zaman, metallica,megadeth,ac/dc ardı ardına geliyor.
yarım saat geçmemişti ki uyarmamdan, sanki birisi arkamdan bir kova suyu boşalttı. nasıl bir koku. gözlerimi kapattım. ilk hareketim yavaşca kulaklıkları çıkarmak ve yanımdaki boş koltuğa koymak oldu. arkadan sesler gelmeye devam ediyor adam hem çıkarmaya devam ediyor hem de benden özür dilemeye. ne diyeceğimi bilemedim.
-özür öggööhüühüögög dilerrrüüüööghhögögmmm.
ben de nasıl söyleniyorum muavine durdurun ya arabayı durdurun şunu diye. sonra da ilk benzinlikte durduk bavulumla inerek saçımı yıkadım üstümü değiştirdim. extradan bir mola daha vermiş olduk.