öğleden sonra saat birdeki derse yarım saat önceden gidip ön sıralardan yer kaptım. kitaplarımı sıranın altına koyup kantine arkadaşların yanına indim.
sonra ders başlamadan sınıfa geldik. baktık ki bizim yerimizde bir bayan çantası ve kitaplar var.
arkadaş dedi ki "olm burayı kapmışlar. başka yere oturak."
"yoooh" dedim. "önce biz geldik. salla otur. oturursa yanımıza otursun. oturmazsa da kendi bilir."
neyse biz oturduk. o kız da o an sınıftaymış uzaktan bizi kesiyormuş. yerime mi oturuyorlar diye.
bir anda hışımla geldi. kitapına şöyle bi vurdu bi ses çıkardı şaaak diye. çantasını da aldı arkasını döndü. aklı sıra bize trip yapıo yerime oturdunuz diye. o arkasını dönünce biz tabi "kıllandık" moduna girdik. diyoruz önce biz gelmiştik, sıranın altındaydı kitaplar falan. ama hiç dinlemedi yaa. biz nası sinir olduk. neyse hemen bir ön sıraya geldi oturdu.
o arkasını dönmüyor ama biz nasıl sayıyoruz arkadaşla. "işte böyle bi afra, böyle bi tafra... anaa hiç duymuyo da la! böyle bi adamsendecilik vay efendim tripler" biz bu tür lafları yüksek sesle kıza sayıyoruz. ama her lafımız bir öncekinden daha yarıcı ki biz arkada kopuyoruz. kız resmen eğlence aracımız oldu.
tam o sıra hoca giriyordu kiderse bir erkek arkadaş geldi. meğer kız bu sefer de oğlanın sıraya oturmuş ki sıranın üzerinde zaten bir ajanda vardı. oğlan hiç bir şey demeden ajandayı böyle bi tribal efecktle aldı böyle bi hışımla. böyle hafif kafa salladı başka sıraya gitti.
anam... anam... basıl yarıldık nasıl güldük. kzıın yaptığı aynı hareket dakkasına başına geldi. anam bize bir malzeme çıktı bir malzeme çıktı nasıl böyle sorma. arkasında kırılıyoruz kızın. "zuhaaa maaalll, enayiiii, nasıl da kapak olduuu, zuhaaaaa"
kızı da tanımıyoruz ama artık her rast geldiğimizde yükses sesle" böyle bi afra böyle bi tafra" demeden duramıyoruz. ne güldüydük be.
bu arada konum: üniversite 4. sınıf. evet hala böyle olaylar oluyor.