bir başkadaır, başka birşeydir. anlatılmaz kolaylıkla ve anlaşılmaz hissetmedikçe.
her ne kadar burjuvazi takımı yapılmaya çalışılsa bile,her ne kadar itici adamlar takıma doldurulsa bile, her ne kadar takımın ruhunu dolar yeşiline boyamaya çalışan bir yönetimi olsa bile, her ne kadar kokainman bir antrenörü olsa bile, her ne kadar pierre van hooijdonk gibi ilahlaşmış değerleri harcasa bile, her ne kadar vefasızlığın en başarılı örneklerini ortaya koyan bir omurgasız idareci topluluğuna sahip olsa bile, her ne kadar ne idüğü belirsiz bir adamı kaleci diye yutturmaya çalışsa bile, her ne kadar pierre gibi bir adamı kişisel hazımsızlıkları yüzünden harcayabilen ve kendini kurtarmak adına bir adamı bitirmekten * imtina etmeyen karaktersiz bir mahlukatı takımın başına
ikinci kez getirse bile ben bu formayı seviyorum.
takımı değil, yönetimi hiç değil, antrenörünü hiç hiç değil, kalecisini.. o zaten yok..
ben bu renkleri seviyorum, çubuklu formayı seviyorum.
demiş ya üstad ne kupa büyüklüğü ne de şampiyonluk, bambaşka bişey bu diye..