bu topraklar üzerinde yaşayan insanların tarihsel değerlerinin, tam da olması gerektiği gibi kürt-türk-çerkez-laz-azeri-boşnak ya da alevi-sünni ayrımına girmeden, edebi anlamda mükemmele yakın bir tasvir yeteneği ile sunulduğu gerçek bir başyapıttır.
Her şeyi bir kenara bırakıp şu dörtlükteki anlatım becerisine odaklanalım, bir ulusun hürriyetine duyduğu bağlılık, kaç dörtlükte bu denli coşkulu ve güzel betimlenebilmiştir?
''Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.''
Mehmet Akif'in şiirsel uslubuna aşina olanlar, bu şiirin o'na ait olduğuna dair en ufak bir kuşku duymamaktadırlar ancak, kabul etmek gerekir ki Mehmet Akif; kaleme aldığı bu şiirle kendisini de aşmayı başarmıştır.
Mustafa Kemal'in başkanlık ettiği 1 Mart 1921 tarihli meclis oturumu kayıtları, şiiri dinleyen mebusların hislerine adeta tercüman olur niteliktedir;
''... Hasan Basri Bey'in bir takriri üzerine şiirlerin okunmasına akif'in şiiri ile başlandı. daha ilk mısra büyük bir alkış tufanı ile karşılandı. şiirin her mısraı yoğun alkış sağnağı ile karşılandı. nafia vekili ismail fazıl paşa'nın isteği kabul edilerek şiir dört defa ve her defası da büyük heyecan ve alkışlar arasında okundu. Kalan 6 şiirin okunmasından, meclis kararı ile vazgeçildi...''
Son olarak, şunu da ilave etmekte yarar vardır;
istiklal şiiri'nin milli marş olarak kabul tarihi, 12 mart 1921 dir. bu tarih, cumhuriyetin ilanı'ndan dahi önceki bir zaman dilimindedir ve türklük kavramı; mustafa kemal ve kurmaylarınca henüz dillendirilmeye başlanmamıştır.
yalçın küçük, bunun böyle olduğunu bizlerden iyi bilir bilmesine de, işine gelmez!