kim alırsa alsın ama adam gibi yayın yapsın benim önceliğim bu olur. anadolu maçlarına okuduğum kadarıyla 4 kamera şartı getirilmiş -ki bu kuralı şimdiye dek düşünmemeleri bile hataydı. maçlar teleon'dayken bile anadolu maçları belli bir kamera sayısı ve canlı olarak çekiliyordu spikerli falan. canlı yayınlanmasa bile maç gibiydi. sonra ne olduysa tek kamera ve bir de 300 metre uzaktaki kale arkasına bir aktüel kamera ile diğer kale önündeki pozisyonu gösterme ucuzluğuna girdiler yayıncılar.
bir de oturup kelli felli adamlar işte o açıdan pozisyonda faul var mı, ofsayt var mı onu tartışıyorlar ya ben buna yanıyorum işte.
gönül ister ki star alsın (doğan) ama şampiyonlar ligi kıvamında yapsın yayını. ama onca vergi cezasından sonra alabilecek kadar direneceğini sanmıyorum ama kim alırsa alsın ona bunu pahalıya ödetmek için dahi olsa ihaleye girecektir.
trt alırsa beleş olmaz, federasyon olmaz demiş. sanki şifreli yayınlayınca tribünler dolup taşıyor. fener dahil hiçbir kulüp dolduramıyor bu sene, 50 kişiye oynanan anadolu maçları var. 25'i yönetici adamların zaten.
türk futbolu kişiliğini bulmadan, bir sisteme dönüşüp kendisini kabul ettiremeden söylemesi acı ama iki kuruşluk ama gelişmekte olan futbolu tutup şifrelere mahkum ettiler. sonuçta 4 büyük takımın maçlarına bile derbiler dışında para verip kahvelerden evlerden izlemeye tenezzül etmeyen ama saat kaç olursa olsun fransa ligini, ingiltere ligini, almanya ve ispanya ligini izleyen insanlar olduk. bunun tek nedeni şifreli olması değil, oynanan futbolun tatmin etmemesi de var.
hem oynanan futbol tatmin etmeyecek, hem paralı olacak izlemesi. ne kadar ekmek, o kadar köfte olayı.
iddia (artı yasadışı bahis) oynayanların sayısı maçlara gidenlerin ve bir şekilde izleyenlerin sayısından çoksa bu ne anlama gelir hocam?