20.08.2009
bugünde ömrünüzün tükendiğine dair sohbetlerin geçtiği gününüzdür. yine ağlıyorsunuz. dökecek ne kadar gözyaşım varmış diyorsunuz.bugün hava almak istiyorsunuz. dışarı çıkmak, gezmek belki de ay ve yıldızlara eşlik etmek istiyorsunuz. bir banka oturuyorsunuz. ağlayarak ay ve yıldızları da üzüyorsunuz. onlar ise ısrarla parıldıyorlar. sizse onlara bakmıyorsunuz bile, gülümsemiyorsunuz. kalkıp evinize gidiyorsunuz. hastanade olmadığınız için şükrediyorsunuz. (bir hafta da olsa) eve geldiğinizde yemek yemenizi söylüyorlar. acıktınız mı? hayır, acıkacak mısınız? hayır. iştahınız herşeye kaçıyor hastalandığınız zaman. sürekli öksürüyorsunuz. yüzünüzde öyle bir ifade var ki. nasıl anlatabilirim bilmiyorum. size herşeyi yasaklıyorlar. doğru dürüst haber izleyemiyorsunuz, film izleyemiyorsunuz. ki siz tam bir filmkoliksiniz. tarih kitaplarını bile elinizden almaya çalışıyorlar. ve siz herşeye tamam diyorsunuz ama buna hayır diyorsunuz. tarih size, siz tarihe bağlısınız. eksikleriniz için çalışıyorsunuz. belki diyorsunuz belki iyileşirim. ve yine mezarınıza gidiyorsunuz. yatmaya korktuğunuz yatağınıza. birgün daha bitiyor. uyumak mı? hayır. gözlerinizi yummaya çalışıyorsunuz. bir an için iyileştiğinizi düşünüyorsunuz. ama öksürüğünüzle bu hayalleriniz de yarım kalıyor. atıyorsunuz zihninizin en karanlık köşesine. derin uykuya yatıyorsunuz. kendinize şunu söylüyorsunuz: ölüme biraz daha yaklaştın, tatlı rüyalar.