yaşlı başlı bir kadın,
sessiz sedasız akşamın derinliklerinde
kaybettilerini kederli gözleri ile ararken
ve biz yine seninle üsküdar'dan dönerken vapurla
bu sefer batan güneşi değil de,
karalıkta kalan yanlarımızı izliyoruz.
üst kattayız yeni bir vapurdayız gözlerimiz eski vapuru ararken,
dudakların dudaklarıma değiyor,
üşüyoruz kasım ayının sonu
istanbul her zamanki gibi,
öfkeli ve soğuk
yaşlı kadın ve biz
o sırtını dönmüş bize
yaktığı sigarası ile denizi izliyor,
öpüşüyoruz
üşüyoyuruz
oysa hak etmiyoruz.
karşı da beşiktaş sahili
kepenklerni indirmiş
bize bakıyor,
inönü'nün ışıkları sönük
o da ağlıyor, yaşlı kadın da
yine anlamıyoruz...
baksana kimseler yok,
üç kişiyiz,
üç başka dünya ve hayat
nerde keşisiyorsa o anda
başlıyor adım adım
ve kadın kalkıyor
gözleri dolmuş
bu yaş da bu soğuğa meydan okuyor
ne demeli
kadın gidiyor, hem de yaşlı
gitmeyi bilmiyoruz...
şu yaşlı kadın,
neden çıkarki bu havada buraya
yüreğinde sevgi olmalı
ve sevmeyi biliyor olmalı
sevmeyi bilmiyoruz...