üşüyorum serin ve sonsuz bir hüzünle
efkâr değil ama koyu kıvamlı,
saf bir hüzün diyorum
yollar yürüyor, günler batıyor
ömür bitiyor ki bir mecnun ölüyor
ağır çekimde adımlıyorum caddeyi akşamüstleri
ve tek bir ayak izi kalmamış sanki
göğe bakıyorum sonra, beyaz bulutlara
karanlığın ortasında ay ışığını nasıl da süzüyorlar
soğuk içine işliyor köşebaşında
sıcak dumanlı cigrasını tüttüren gençlerin
sesler titriyor, sisler titriyor
çölde bir mecnun üşüyor
son neferi düşüyor savunma hattının
son damlası çekiliyor damarımdan
iltihaplı ve sararmış, aşk bulaşmış bir kanın
aşk bulaşmış biraz, biraz kıskançlık
çokça hayal ve bir deste umut
dizlerimi vuruyorum caddenin her köşesinde
bir türkü çalıyor "haydaman da haydaman"
vur diyorum, atomlarına ayrılana dek
vur zeybeğim yağmur, şimşek ve ilahi ahenk
ayak izleri bırakmalısın ki ardından
gelecek olan varsa bulsun seni gönlüm
bir ayak izim kadar çocuk mezarına
ben devlerin bir aşkını gömdüm...