hani insan kendine yakıştıramaz ya.. bir an gerçeği tüm çıplaklığıyla görür ve bunu kabul etmek istemez ya.. işte öyle bir şey sözlük.
20 gün önce yağmur çamur demeden sırada bekleyip aldığım filmekimi festival biletlerinden birinin saatini ajandama yanlış yazmam sonucu acı bir tecrübe yaşadım bu akşam. halbuki ne de güzel başlamıştı her şey. her zaman ders saatini aşan hoca, bu seferlik tam saatinde bırakıvermişti bizi. yanlış bildiğim film saatine kadar nevizade'de hoşça vakit geçirip tatlı tatlı sohbet ediyorduk. taa ki biradan karnım şişip de çişe gidene kadar.. neden aklımız tuvalette çalışır ki? madem böyle bir aptallık yapıyorsun, bırak hep öyle san. son dakikada kafana dank etmesin! lavabo dönüşü, tüüüüm gün yanımda hatta neredeyse elimde gezdirdiğim biletlere son kez baktım. film 2 saat önce başlamıştı. karşımda birazdan kaçacak keyiflerinden habersiz tatlı muhabbetlerine devam eden arkadaşlarıma baktım. belki bu da onlara son bakışımdı. yüzümdeki değişimi fark ettiklerinde biletleri masaya koymakla yetindim. açıklama yapacak yüzüm bile yoktu. aptallığıma gülsünler mi sinirlensinler mi bilemiyorlardı. bunu anlayabiliyordum. yine de ses etmediler. belki de son kez.
gecenin sonunda bilet paralarını iade ettiğim arkadaşlarım gitmiş, ben de elimde hiç dokunulmadan kalan biletlerle baş başa kalmıştım. ben, biletler ve aptallığım...