son bölüm izlenmekte, arada kaç dakika kaldı bitişe diye zaman sayacına bakılmakta. daha 13 dakika var, du bakalım, biradan bir fırt, biraz fıstık...bitiyor, bitiyor, bit....ti. bir burukluk, bir yaş süzülür yanaklara. eee? güzeldik, iyiydik, bitmese? sonraki iki gün bir hüzün, bir süzgünlük heyelanı. şimdi ne olacak, lost mu? sanctuary mi? ne?
bsplayer'ı aç bakem, dünya nasıl durmuş bakalım bi, hmns hmns..çok vasat...berbat...ooyyk bu ne lan..kapaya meylet...aha..ama ama bu...t-bag...bak sen ya bagwell'e albay olmuş, uzaylı avlıyor. eski dostum, komtanım..hüzne kestim yine, aaaah prizın brek aah. aç bakalım cehenneme kimi çekiyorlar, sam raimi umarım döktürmüştür bu sefer...haha, ba! ba! kustu üzerine, işte bu hocam ya, evil dead, üçlemesinden sonra nihayet geri dönmüşsün üstadım, izlerim ben bunu, speyse bas, mutfak, bira, kap, speys..aha...ama ama bu william kim, yine copcopun önde gidenini oynuyor, tam da unuttum derken nerden çıktın la yandan yemiş ajan?
işte böyle ben onu bıraksam da o beni bırakmıyor, o kadar kurgu hatasına rağmen sevdim ben onu, güzel şeyler öğrendim, hoş vakit geçirdim. ama ayrılık vakti geldi, yolun açık olsun prizınım brekim.