hemen hemen hepimiizin okul hayatında karşılaştığı öğrtmen tipidir. dünya üzerinde bu baskıyı yapmayan bir öğretmen olduğunu sanmıyorum. içinizden birinin hayatı boyunca bunu yapmamış bir öğretmenle beni karşılaştırıp göt olmamı sağlaması da olasılıklardan biri. şimdi bu baskının ne olduğuna geçelim.
sorulan soruyu bilemeyen, derste envai çeşit ibnelikler peşinde koşan ve bunun gibi bilimum şeyler yapan öğrencinin başında bitiverir bu öğretmen. öğrencinin kulağından tutarak psikolojik baskıya başlar;
öğretmen ört, öğrenci ö:
ört: oğlum sen ne yapıyosun orda gel bakalım buraya.
ö: * ee, ben mi?
ört: evet sen gel bakalım yanıma.
öğrenci gelir ve öğretmen çevik bir hareketle talebenin kulağını eline alır.
ört: ben seni kaç kere uyaracağım ha!? arkadaşlarını rahatsız etmekten utanmıyor musun?
ö: eee, öhhö, hocam yapmayın hocam.
ört: yok ya. anlamıyo musun oğlum nesin sen ha salak mısın? gerizekalı mısın? *
ö: hocam eee ben yapmadım hocam.
ört: söylesene salak mısın? aptal mısın?
ö: * ya hocam niye öyle diyorsunuz ben yapmadım.
ört: tabii ben körüm değil mi, görmüyorum senin yaramazlıklarını. söyle çabuk salak mısın?
diyalog bu şekilde devam eder. yaramaz öğrencinin her itirazına karşılık öğretmen "salak mısın? manyak mısın?" gibi sorular sorar. en sonunda yaramaz öğrenci suçunu kabul eder, ağlamaya başlar ve öğretmen öğrenciyi sırasına yollar.
öğrenciye suçunu kabul ettirmekte ve sınıfa karşı rezil ederek bir daha o suçu işlememesine olanak sağlayan bu baskı genellikle başarı ile sonuçlanır. tabii öğretmenlere hak vermek lazım. kendi sınıflarımdan biliyorum. o kadar şerefsiz öğrenciler vardı ki öğretmen ne yapsa yeridir.