Demek kabul ediyorsun beni hiç sevmediğini, biraz bile sevmediğini, tamamen yalanlar üzerine kurulu olduğunu.. Suskunluğunu bu şekilde yorumluyorum.. Kabul ediyorsun, aksini düşünsen, ben ne dersem diyeyim, cevap verirdin: hayır derdin..
Her zaman ayağınla itip, kolunla çektin beni.. Beni sevmiyorsun dediğimde, kızdın bana.. Gelecekten bahsetme, planlar kurma dedikçe, daha da fazla anlattın, denedin.. Bazen tamam dedin, çoğu zaman yanıldın..
Şimdi senden nefret etmek istiyorum, ama yapamıyorum..
Beni sevmediğin için değil kızgınlığım, bunu bana söylemek için bu kadar zaman beklemen ve seviyormuş gibi davranman.. Nasıl yapabildin, becerdin anlayamıyorum..
Ve şimdi bitti. Kesin sondayız. Biliyorum kavga etmedik, gürültü patırtı olmadı biz ayrılırken.. Ben gideceğimi biliyordum sen de gitmemi istiyordun. Bu yüzden olmadı.
Beni aramaktan vazgeç artık. Herşeyini bana anlatma huyundan da vazgeç. "Sen benim en iyi arkadaşımsın!" deme artık. "Başka kimseyle konuşamıyorum!" da deme. Benim gibi yap; sus..
Hangimiz için daha zor, bilemiyorum. Senin en iyi arkadaşını kaybetmen mi, benim gerçek anlamıyla seviyorum dediğim tek insanı kaybetmem mi?
Benim masalım bitti; senin için hiç önem taşımayan kısa saçma bir öykü biten..
Aklımda hep bir soru işareti olarak kalacaksın.. Ben de sanırım seninkin de başından beri bi nokta oldum, arada altını uzatıp virgüle çevirdiğin, ama hemen silip tekrar nokta yaptığın..
Ve ne yazık ki senin ve benim şu dünya üzerinde konuşacak hiçbirşeyimiz kalmadı...