yolları denizi bulmasa da, o deniz kokusu ciğerlerimize dolamasa da hiçbir şey yoksa iki sokak ötesinde kalbimin bir yarısı olduğu için bırakıp gidemediğim gitsem başka yerde tat bulamadığım şehirdir. her yanıyla alıştığınız ve başka yerde cidden yokluğunu hissettiğiniz insanlarıyla, mekanlarıyla, alışkanlıklarla uzakta da kendisini hatırlatan şehirdir. içine çocukluğumuzun bir kısmı gömülmüştür; atılan goller, alınan meybuzlar, ilk küfürler, ilk kavgalardır ankara..
kilometrelerce uzaklaşın ve hatta kaçın buradan, yine hissedersiniz yokluğunu, sırtında 'anti x' yazan simitçileri özlersiniz, bakanlıklardan meşrutiyete geçen köprüden geçerken tımarhanede olduğunuzu hissettiren o oyuncaktan çıkan sinir bozucu sesi özlersiniz, özlersiniz de özlersiniz... sonuçta o ankaradır. soğuktur belki, ruhsuz durur ama içlidir, susar da geceleri ağlar.. onun gözyaşlarını gece duvarlarından toplayanlar anlar..