iyi tarafları fazla. ancak eleştirilecek tarafları da var.
öncelikle dikkatli izleyiciler için, bu kadar özenle kurgulanmış filmlerde en ufak hataların dahi göze battığını belirtmek lazım. filmin bütününe kötü dedirtmeyecek ama olmasaymış iyi olurmuş denecek cinsten hatalar var.
bir kısmı yukarıdaki yazılarda anlatılmış.
filmin sonunda o kadar maskeli adamın çıkması hoş olmamış. v'nin böyle bir organizasyon çabası yok. evet halkın uyanmasını istiyor ama şu tarihte şuraya gelin gibi bir çağrı yok. faşizan bir devlette, o kadar maskenin imalatı ve sipariş süreci dahi derhal dikkati çekecek, sert tepkiyle karşılaşacak bir durumken, adamların sağ salim orada zuhur etmesi yanlış olmuş. Bu açıdan film, bizim tanzimat dönemi romanlarına benzemiş.
yanlış olmuş derken, adamlar bunun üzerinde kafa yormamışlar. atladıkları bir şey değil yani. sen bu ayrıntıyı boşver, ana fikre bak diyorlar. bu düşünce yanlış işte. ana fikri anladık, kafamıza vurmanıza gerek yok. detaylarıyla da ilgilenecek kapasitemiz var.
gelelim şu anarşi meselesine. evet bir felsefesi, bir komplo teorisi var. bir miktar aforizma ile desteklenmiş. ama bu aforizmaların hepsini toplasanız bile bir manifesto çıkmıyor malesef. anarşizmin temel sorunlarından biri, sadece yıkmak ve başkaldırmak üzerine kafa yormasıdır. henüz dünyada bir alternatif medeniyet yaratabilmiş bir anarşist hareket yok.
daha derin bir ironiden bahsetmek gerekirse; devrim her zaman ötekine büyük nefretle beslenir ve başarıya ulaştığı zaman bu büyük nefret iktidarın gücüyle yeni bir faşizme yol açar. (bakınız, bolşevik devrimi)
filmde olmamış dediğim bir konu, aşk meselesi. bu konu biraz derin bir mevzu.
Namık Kemal intibah'ın önsözünde; "Ancak bu faydalı bilgileri okuyuculara kuru kuruya vermemek için, tiyatro eserinde olduğu gibi, romanda da aşkın cazibesinden faydalanmak gerekir" diyordu. Aşk meselesi bu filmde böyle bir rol üstlenmiş. Bence gerek yoktu.
üstelik, bu aşk, v'yi kahraman olmak durumundan son anda sıradan bir kan davası güden adam derecesine indiriyor. Bir insan, ancak şahsi kavgasından aşkı uğruna vazgeçebilir. üstelik o kadar yaklaşmışken. bir ülkeyi özgürleştirmek, faşist bir yönetimi devirmek isteyen bir adam, bundan bir aşk yüzünden vazgeçemez. işte bu, mazereti olmayan bir ihanettir: gerçeğin farkında olup, gücü yetecekken bunu yapmamak!
öyleyse filmin kahramanı, bizzat kendisine yapılandan yola çıkıp topyekün bir kurtuluş mücadelesinin felsefesini oluşturan bir adam olmuyor. bilakis, kendinen yola çıkıp, intikamını alan bir ilkel kan davası sahibine dönüşüyor. illa da aşk olacaksa eğer, ölümü yenen kıza, metroya birlikte binmeyi teklif edebilir, kız da kabul edebilirdi. böylesi daha etkileyici olurdu.
v'nin vurulduğu sahne de gerçeklik bakımından özenilmemiş bir sahne. çok fazla kurşun altında kalıyor ama hepsi de vücuduna isabet ediyor. kolu, bacakları, kafası bu kurşunlardan isabet almıyor. yine filmin bütününün güzelliğini gölgelemez ama daha kuvvetli illiyet bağlarıyla kurulsaymış daha güzel olurmuş.
bunun gibi bir çok eksik, hata, yorum bildirilebilir. son söz olarak,
asla sıradan bir film değil. onun için birden fazla izlemek gerekir. hatta belki üstüne gidip, atıf yaptığı kişiler, olaylar, semboller üzerinde bir miktar okuma yapmak da keyifli olabilir.