ne kadar kavgalı, fırtınalı bir ergenlik geçirmiş de olsam, ne kadar birbirimize "istemiyorum senin gibi baba/evlat, olmaz olsun!" diye bağırmış da olsak, ne kadar "senden nefret ediyorum, bencil, anlayışsız, ukala adamın tekisin!" cümlesi bir aralar dilime yapışmış da olsa, yine de hiç bir erkek tırnağı bile olamaz onun. babamın onaylamayacağı bir şey yaptığımda düşünürüm hep, babamı haksız yere çok üzdüm,, şimdi yine üzülecek, diye...
hayatım boyunca hiç bir erkek bana onun sarıldığı gibi sarılmadı, ben de hiç bir erkeğe ona sarıldığım gibi sarılmadım. bir insan ancak bu kadar düşünceli olabilir, ergenlikte düşündüğümün aksine. ancak bu kadar anlayışlı olabilir. baba, hayatta güvendiğim tek insandır. bilirim ki benim için en doğrusunu benden bile ayrıntılı düşünür. bilirim ki benim atacağım her adımı benden bile önce bilir. çünkü beni o yetiştirdi, ne yapacağımı, neyi yapamayacağımı benden daha iyi bilir. çünkü güvenir bana, şimdiye kadar kimsenin güvenmediği kadar ve şimdiye kadar onu milyarlarca kez hayal kırıklığına uğratmış olmama rağmen.
annemden kıskandığımı biliyorum babamı, yan yana oturduklarında ortalarına oturup öte tarafa itelediğimi biliyorum kadını. sırf babama en yakın, onun dünyada en sevdiği dişi olabilmek için. şimdi saçlarının siyahları üç beş tane kalmışsa da, gri saçları şakaklarından biraz açılmaya başlamışsa da, artık yorgunluğu yüzünden okunsa da, hala dünyanın en yakışıklı erkeği o, hala tanıdığım en süper kahraman. hoş, ondan başka süper bir kahraman tanımıyorum ya, o yüzden ilk aşkım olduğu kadar, son aşkım da olacak kendisi.