babanın dünyanın en süpersonik yüzücüsü olduğuna emin olmakla başladı her şey.
niye olmasın olm, adam denize girdi mi, en az 4 saat sonra geri geliyordu. dünyanın yuvarlak olduğunun ispatı olan gemi geyiği var ya. hani önce dumanı görünür sonra güvertesi filan. benim pederin önce bir kel kafası görünürdü giderken. 1 saat sonra kaybolurdu. teeee 3 saat sonra da çıkardı karaya. 4 tane birayı da her birini bir dikişte içiverirdi.
yine birgün bir tatilde nasıl olduysa yüzme yarışması düzenlendi. çocuklar, kadınlar, babalar kendi aralarında yarışacaklar işte. biz yarıştık önce. ben birinç oldum.
annneler yarıştı sonra. yarış iskeleden atlayarak başlıyor. annem iskeleden kıçıyla kayarak atlamaya çalışırken mayo iskeledeki bir şeye takılıyor. bütün annişler yüzerken benim anne kasaptaki koyun gibi iskeleye mayodan asılmış şekilde bubama bakıyor. bakışları "kurtar beni" ile "kıçımı bütün erdek gördü" arasında bir şey. söylememe gerek var mı bilmiyorum anniş sonuncu oluyor.
sonra babalar yarışıyor. "annemin intikamını alacak. soyumuza gönenç getirecek" diye düşündüğüm babam yarışa çivileme bile olmayan götleme atlayışı ile başlıyor. sonradan sorduğumda ufakken çoooooook yüksek en az 120 metrelik bir kayadan taklalı balıklama atlarken kafasını vurmuş da suyun dibindeki kayaya, ondan sonrada annesine yemin etmiş de bir daha balıklama atlamıyacağım diye de. neyse avuratoyim bubam çooook açık farkla sonuncu bile olamıyor. bakıyor en sondaki yarışmacı bile pedere ilk 10 metrede 9 metre fark atmış sanki gezi yüzüşüne çıkmış, yarışmayla alakası yokmuş gibi bizim yanımıza doğru yüzüyor yaveş yaveş.
ama içimde hala umut var. "bubam avans veriyor ibnelere, şimdi öldürücü yüzüşünü konuşturacak" derken yarışma bitiyi.
bubam dediydi ki o yarışmadan sonra "olm benim yüzüş stilim uzun soluklu bunlar çocuk oyuncağı."