Ama her iki durumda da bir 'gençlik bayramı' olarak tarif ediliyor 19 Mayıs'ta kutladığımız bayramın adı.
Eğer bir 'gençlik bayramı'ndan söz ediyorsak, bayram; gençliğin karşı karşıya olduğu sorunlar temelinde bu sorunların ele alındığı, ele alınmamışsa gençliğin bu sorunların çözümünün gündeme alınması için etkinlikler düzenlediği, bir gündür gençlik bayramı. Daha doğrusu bayram bir vesile olarak değerlendirilirse anlamlı olur.
Peki 19 Mayıslarda neler konuşulup tartışılıyor?
Gençliğin; eğitim, sağlık, barınma, işsizlik, kültür, ana dilde eğitim hakkı (Kürt gençlerin) gibi sorunlarının tartışıldığını duydunuz mu hiç 19 Mayıslarda?
Peki nasıl kutlanıyor 19 Mayıslar!
En başta ülkeyi yönetenler nutuklar atıyorlar. Bu nutuklarda ne gençliğin sorunları var; ne de gençlere bir gerçekçi ve ciddi bir gelecek vaadi. Türkiye'nin 19 Mayıs 1919'dan beri nerelerden geçtiğine vurgu yapıp; 'halinize şükredin' demeye gelen bir tablo çizdikten sonra geçlere; 'Daha çok çalışın; sorgulamayın, büyüklerin dediğin yapın yeter'; 'Daha ne istiyorsunuz; bakın gençlik bayramınız bile var. Başka ülkelerde gençlerin bayramı var mı hiç?'diye soruyorlar.
Gerçek yaşamda ise gençlik; uzun bir zamandan beri; kapitalistler için sadece ucuz emek kitlesidir. Ve daha yeni talepler öne sürdüğü andan itibaren de gençlik; eğitilmesi, sağlıklı bir biçimde yetişmek için istekleri olan ve sürekli yeni bir şeyler isteyen, dolayısıyla kurtulunması gereken bir baş belasıdır. Onun için de; örneğin üniversite gençliği sermaye güçleri için 1960'lardan beri; düzen ve servet düşmanı bir kategoridir. Emekçi gençlik yığınları da; eğer örgütsüz, sendikasız, sigortasız, terinin son damlasına kadar çalışmayı; işsiz kaldığında da yeni iş bulana kadar sokaklarda sürünmeyi kabul etmiyorsa; o da bir baş belası, her tür hastalığa açık, suç işlemeye meyilli bir kesimdir!
Hele şu günlerde; 19 Mayıs 1919'un 90. yılında gençlik; en büyük özelliği işsizlik olan toplumsal kesimdir. Gençleri bayram yapmaya çağıran devletin rakamlarına göre; her yüz gençten 29'u işsizdir!
Kısacası gençliğimiz; giderek büyüyen ve OECD ülkeleri içinde açık ara birici olan bir ülkenin işsizler ordusunun en büyük parçasını oluşturmaktadır.
Doğrusu Türkler gibi, 'ordu millet' olan bir milletin gençliğine yakışan da 'işsizler ordusunun parçası' olmaktır. Söz konusu olan işsizlik bile olsa; onun 'ordu biçimi' en uygundur gençliğe değil mi?
Ve işte gençliğimiz ve gençliğimizi pek sevmeyen ama bayramlarını, bayramlarında hamasi nutuklar atmayı seven yaşlılarımız; bugün gençliğin işsizliğin, yoksulluğun, eğitimsizliğin kucağına atıldığı; gençlerin var olan haklarının bile her gün ortadan kaldırıldığı bir ortamda '19 Mayıs gençlik bayramını' kutluyorlar. Gençlerin çoğunluğu bu bayramı ne kadar içlerine sinerek kutluyorlar bu pek bilinmiyor; umursayan yok zaten!
Ne diyelim; yüzde 38 işsizlik; üniversite kapısında birikmiş milyonu aşan kalabalık; liseye gitmenin bile artık birkaç sınavdan geçerek mümkün olduğu bir Türkiye'de gençlere; 'Eğer kutlaya biliyorsanız kutlu olsun size bayram!' denir.